Organlarımı 1997'de 18 yaşıma basar basmaz bağışladım.
O zaman da böyle kampanyalar vardı.
Hatta organ bağışlamak için bir arkadaşımla beraber Ankara Üniversite hastanesine gidip profesör bir doktor önünde bir kart doldurup imzaladık.
Doktor ve yanımda benimle beraber giden arkadaşım da şahit olarak bu kartı imzaladılar.
Bu kartı senelerce cüzdanımda taşıdım.
Bu kartı seneler önce kaybetmiş olsam da aileme organlarımı bağışladığımı söyledim.
Şimdi gelelim konuya.
Organlarımı bağışladığım için senelerdir bu konuyu yakından takip ediyorum.
Organ bağışındaki asıl mevzu BEYİN ÖLÜMÜ denilen kavram üzerindeki tartışmalardır.
Çünkü organlar ölü bir insandan değil, hayati fonksiyonları devam eden, kalbi hala atan ve nefes alan vücudu sıcak bir insandan alınır.
Yani organ bağışı teorik olarak yaşayan bir insanın organlarının alınması için öldürülmesidir.
Beyin ölümü konusunda dünyadaki kriterler son 50 senede 4 kez değişmiştir.
Bugün bile Amerika'daki hastanelerde beyin ölümü teşhisi kriterleri konusunda bariz farklar bile var.
Amerika Nörlogolar Akademisi 1968-1980-1995-2010 yıllarında beyin ölümü kritlerini değiştirmiştir.
Yani 1968'de ya da 1995'de beyin ölümü gerçekleşti teşhisi konulan insanların bazılarına bugün beyin ölümü gerçekleşmedi teşhisi konulabilir.
Bundan 10 sene sonra teknikler ilerlediğinde bugün beyin ölümü gerçekleşti sayılan bazı insanların da aslında ölmediğine ve geri döndürülebileceğine karar verilebilir.
Buradaki tartışma beyin ölümü konusunda teşhisin yanılma payı üzerinden gerçekleşiyor.
Geri dönme ihtimali olan bir hastayı organlarını kullanmak adına öldürme ihtimalimiz nedir?
Organları alınan her 100 hastadan kaç tanesinde beyin ölümü teşhisi hatası olabilir?
Birilerine hayat vermek için bu hata payı riskini almak ister misiniz?
Bakın aşağıda bir kaç haber bırakıyorum. Beyin ölümü teşhisi konulduktan sonra uyanan insanlar ile ilgili.
Bu örnekler 3. dünya ülkelerinin hastanelerinden değil Amerikan İngiliz hastanelerinde alınmış ciddi beyin ölümü teşhisleri.
Bu insanların organları bağışlanmış, organlar alınmadan ya da fişi çekilmeden hayata geri dönmüşler.
Yani beyin ölümü konusunda muhalefet edenlerin elinde ciddi argümanları var.
Çocuğunuza beyin ölümü teşhisi konulsa ama %1 ya da %0,01 yanılma payı var yani çocuğun hayata dönme ihtimali var. Başka bir çocuk böbrek sahibi olsun diye çocuğunuzun %1 kurtulma ihtimalinden vazgeçer miydiniz? Ben 40 yaşını geçtiğim için bu riski bugün alıyorum ve organ bağışına devam ediyorum. Ama bugünkü aklım ve bilgim olsa 18 yaşında bu riski alıp organlarımı bağışlamazdım. https://uk.news.yahoo.com/miracle-bo...075038215.html https://www.dailymail.co.uk/health/a...-hospital.html https://www.bbc.com/news/uk-england-...shire-61220154