Felsefe'de epikür'ün ataraxia argümanı vardır, Arzular ne denli artarsa , kaygı ve mutsuzluk o kadar artar der, Örneğin iyi bir şarabı arzuladığın zaman onu içtiğin an b*ku yedin demektir epiküre göre, çünkü ; Onun hazzını aldıktan sonra bir üst levelini veya farklı bir tadımlığını isteyeceğin bir noktaya geleceksin gelmek zorundasın, Tabi bu insanlar bunu söyledikleri dönemler ne hormonlar bilinyordu ne nörotransmitterler ama iyi tahmin yürütmüşler çünkü hormonlarda aynı şeyi söylüyor, İşin çözümü olarak arzuları ve haz kaynaklarını ne kadar az tutup yaşamı ne derece basitliğe indirgersen o derece mutlu olursun savını öne sürüyor, Stoacıların bir coğunun düşüncesi bu şekildedir. Mesala kumar'da böyledir olasılıksız kitabında dünya poker şampiyonu ; "kumarda insanın başına gelebilecek en kötü şey ilk kazandığı kazançtır" der, Bir kere zihin onu kazanç olarak tanımladığı için ömür boyu tekrar o kazancı ve ötesini arzulayacaktır, bıraksa bile zihinin bir köşesinde o basit kazanç yolu olarak yer edinip kalacak bir yerlerde.

Ayrıca evrenin dilini iyi çözümlemek lazım hayat ciddi bir dualite içeriyor, Uzun süreli mutluluk diye bir şey yok, Zıtlıkların birliğinin içinde yaşıyoruz. Bugün işlerin iyi gidiyorsa yarın kötü gidecek, gitmiyorsa bile sen kötü gideceği bir noktaya evrilteceksin, Mutluysan yarın mutsuz olabileceğin bir olay yaşayacaksın, Mutsuz isen mutlu olabileceğin olanaklar doğacak zıtlıklar bir çark oluştururken sen de hayatında dönem dönem bunları gözlemleyeceksin o yüzden bu zengin içinde geçerli fakir içinde. Evren aslında koskoca bir ponzi şeması gibi birşey. Bazen sana veriyor senden alıp sonra başkasına veriyor tekrar sana veriyor derken bu şekilde bir ilizyonun içinde farketmeden yaşamaya devam ediyorsun.