Gelin isterseniz biraz bu konu altında dertleşelim hatta tatlı tatlı tartışalım. Yaklaşık geçmişten beri gönül verdiğim birisi vardı. 5 sene kadar geçmişimiz vardı ve ben ona yakın olan bir yere taşındım 6 7 aydır. Çok güzel ilerlemiştik. İkimiz de okuyorduk fakat ben okulumu dondurup para kazanıp öyle okuma kararı almıştım lakin kendisi bu kararı almak istemedi. Kocaeli Üniversitesi'nde Edebiyat Öğretmenliği okuyor. Ben ise Giresun Üniversitesi Bilişim Güvenliği. Şu an bu konuyu açana kadar içimdeki her şeyi geçmişte öldürdüğüm gibi şimdi de öldürmüş durumdayım. Belki bir gün kapımı çalar ümidi ile oturuyorum desem yalan olmaz. Alkole bile düşmek istemeyen bu çocuk alkol bile kullandı. Konu bu adıma kadar geldi diyebilirim. Kendisi ile ayrılığımızı anlatayım. Belki profesör arkadaşlar bana az da olsa motive edici bir dilde yaklaşabilir. Gerçekten intihar etmek ile yaşamak arasında gidip geldiğim bir dönemdeyim. Erkeklerde genelde sezonluk olan bir durum aslında. Bazı durumlarda kafamızın içindeki şeytanlar ile savaşırız. Yensek bile o savaştan yenik ve yorgun gibi çıkmış oluruz. Bunu bile umursamadan "kariyerim ve ideallerim var okulumu bitirip öğretmen olucam" demişti. Hayatın basit ve saf temiz olduğunu sanıyor. Sanki okul biter bitmez "al kardeşim öğretmensin hemen başla atama falan yapma" diyeceklerini sanıyor. Kafasında bitirdiğini söylemişti. Kafada biten bir şey kalpte bitmez zamanında da bu tip durumları lise zamanlarımızda sık sık yaşıyorduk ve günün sonunda barışıyorduk belki aylar yıllar sonra. Kadınlar hiç bir zaman erkek gözünden bakmazlar baksalar bile net olarak bizi anlayamazlar. Bu konu hep böyledir ve asla değişmemiştir (benim gözümde) lakin şu da ayrı bir gerçek. Hiç bir kadın da düzgün bir erkek ile beraber olmazlar. Kötüleri seçerler. İyi olanlarla oturur dertleşirler. Bu sorum bayanlara, gerçekten sizleri mutlu edebilmek için ne yapmalıyız? Ben kendimi bu ilişkide param parça edercesine harap etmişken bu duruma itildim. Sizleri mutlu edebilmek için daha ne yapmamız lazım bizim?

Velhasıl, yaklaşık bir haftadır akşamları alkol alıp dizimi filmimi izleyip işlerimi idame etmeye çalışıyorum. Bu depresifliğin getirdiği durum ile tehditler alıyorum aynı zamanda da aktif olarak çalıştığım işimden atıldım bu durum neticesinde. Onun için hayat belki güzel gidiyordur belki de gitmiyordur fakat biz erkeklerin yerine kadınlar kendilerini koyamadığı için bu tip durumları asla anlayamazlar. Geçmişi ve bakirliği konusunda geçrekten çok sorunlu olan biriydi ve hangi kapıyı çaldıysa hepsi onu kullanmayı amaçlamıştı. Benim aklımdan değil kullanmak, bağırmak bile hiç bir zaman geçmemişti. Bazen oturup şunu soruyorum kendi kendime "kötü biri olsaydım acaba kalır mıydı?"

Son sözüm ile kendimce kapatıyorum bu konuyu

Belki o tilki kürkçü dükkanına gelir belki gelmez. Esasında hayat devam ediyor. Ben bir kaç günlük depresiflik ardında kararımı alıp yoluma bakacağıma dair çevreme arkadaşlarıma sözler verdim ve bu sözlerimde durup ilerliyorum. Onun okuduğu bölüm belki ona karşı ağırdır belki ummadığı taş baş yarmıştır. Benim durumum daha da beter. Bu durumu özellikle düzeltmek için kendime sözler verdim. Ama kapımı çalarsa da oturup git diyemeyecek kadar da cana yakın biriyim. Ben de bu durumdayım. İnanın bazen de ne yapacağımı bilmiyor değilim...