kalitelihostorg adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Kusura bakmayın siz uçmuşsunuz.

Hala kredi çekip ev alanlar diyorsun. Sen önce bir kredi şartlarını ve ve kaç kişinin kredi çekip ev aldığını bir incele. İlk defa mı bu ülkede konut kredisi veriliyor ?

Enflasyonu tetikleyen şey o kredinin dağıtılmasıdır. Kredi ile ev alınması değil. Yani senin tepkin ev alana değil o krediyi piyasaya sürene olması lazım.

Sen takmışsın enflasyonu ev sahiplerinin artırdığına.
Ev fiyatları ve kiralar artıyor çünkü maliyetler arttı , mülteciler arttı. Talebi karşılayacak kadar yeni ev yapılmıyor.
Maliyetler + Yetersiz Arz = Konut fiyatlarında artış

Ülkede her şeyin fiyatı yerinde duruyor'da bir tek konut fiyatları mı yüksek ? Tüm mesele ev sahipleri yani


Birde not düşeyim dediğin gibi 1 kişinin 1den fazla evi olamaz diye bir kanun çıkarsa şuanda olan ev fiyatları normalden daha fazla artar. Ülkede inşaat denilen sektör komple biter. Kısaca arz biter . Talep değişmez artmaya devam eder. Çözümü yanlış yerde arıyorsunuz.

Bir şey ne kadar fazlaysa değeri o kadar azalır. Ne kadar azsa değeri artar.

Bu arada hocam daha fazla alıntı yapmayın herkesin düşüncesi kendisine ama dediğiniz şeyin olur yanı yok , dünyada örneğide yok zaten
Leuqme adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Çok saçma düşünüyorsunuz sizin düşüncelere göre mutahitleride asmak gerekiyor
müteahhitlik nedir öyle bir meslek mi var? nereden mezun bu arkadaşlar? ah pardon, lise terk olan tayfa.

çok umrumdaydılar inan. en ufak depremde, sallantıda görüyoruz neticeleri.

lise terk tiplerin ceplerini ne kadar doldurup doldurmadığı beni alakadar etmez, ben her şeyin belli bir nizam ve kalite çevresinde gerçekleşmesini beklerim. bina mı yapılacak? bu konuda yetkinler, uzmanlar kimse onlar yapar. ancak bu yapılacak olan binada esas koşul, ihtiyacı karşılayıp karşılamayacağı konusu.

müteahhit cep doldurmak için bina dikiyor, zengin, düşük faizle krediler çekip bu daireleri alıyor, çektiği kredilerle piyasaya tl girişi artıyor ve tl'nin değeri azalıyor aynı zamanda mevcut evleri de zenginler kapıp onun da fiyatını katlıyor. şimdi ben bu durumda oturup ah müteahhit vah müteahhit diyip haline mi üzülcem? batsın. bu milletin sırtından geçinen herkes batsın.

kredi çekmenin mantığı şudur. gerçekten ihtiyacın vardır ve ev alacaksındır, çekersin. arabaya ihtiyacın vardır, çekersin. iş kuracaksındır, çekersin. ofis satın alacaksındır, çekersin. ofis kiralayacaksındır, çekersin vs vs.

ancak, fırsatçılık apayrı konu. senin dairen varken, ucuz kredi verildiği an 2. ye koşmak için o krediyi çekiyorsan, sen fırsatçı üçkağıtçının tekisindir. ben yapmazsam başkası yapacak diyip içini rahatlatan bir 3kağıtçı(genel yazıyorum). benim görüşüm bu. benim dışımda kalan herkes yansın, bana ne kafasında insandır bunlar ve ben böyle insanlardan nefret ederim. bu kadar basit.


kalitelihostorg adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Kusura bakmayın siz uçmuşsunuz.

Hala kredi çekip ev alanlar diyorsun. Sen önce bir kredi şartlarını ve ve kaç kişinin kredi çekip ev aldığını bir incele. İlk defa mı bu ülkede konut kredisi veriliyor ?

Enflasyonu tetikleyen şey o kredinin dağıtılmasıdır. Kredi ile ev alınması değil. Yani senin tepkin ev alana değil o krediyi piyasaya sürene olması lazım.

Sen takmışsın enflasyonu ev sahiplerinin artırdığına.
Ev fiyatları ve kiralar artıyor çünkü maliyetler arttı , mülteciler arttı. Talebi karşılayacak kadar yeni ev yapılmıyor.
Maliyetler + Yetersiz Arz = Konut fiyatlarında artış

Ülkede her şeyin fiyatı yerinde duruyor'da bir tek konut fiyatları mı yüksek ? Tüm mesele ev sahipleri yani


Birde not düşeyim dediğin gibi 1 kişinin 1den fazla evi olamaz diye bir kanun çıkarsa şuanda olan ev fiyatları normalden daha fazla artar. Ülkede inşaat denilen sektör komple biter. Kısaca arz biter . Talep değişmez artmaya devam eder. Çözümü yanlış yerde arıyorsunuz.

Bir şey ne kadar fazlaysa değeri o kadar azalır. Ne kadar azsa değeri artar.

Bu arada hocam daha fazla alıntı yapmayın herkesin düşüncesi kendisine ama dediğiniz şeyin olur yanı yok , dünyada örneğide yok zaten

öncelikle, benim başkası için yazdığım yorumu alıntılayıp benimle tartışmaya kalkışan sensin. cevap verdiysen, bizim de bir cevabımız olacak o halde. alıntı yapmayın herkesin kendi düşüncesi vs.. manası yok bu sözlerin. o halde en başta siz alıntılamayacaktınız. o da benim düşüncemdi.

şimdi gelelim cevabına.

uçmuşum evet çünkü sizin gibilerin zihniyetiyle aramızda ciddi bir uçurum mevcut, haklısın.

" Hala kredi çekip ev alanlar diyorsun. Sen önce bir kredi şartlarını ve ve kaç kişinin kredi çekip ev aldığını bir incele. İlk defa mı bu ülkede konut kredisi veriliyor ? "


ilk ya da son. bu ülkede kriz ortamında, faiz oranları ortadayken, dolar kuru ortadayken, enflasyon ortadayken, gerçek verilerle zerre uyuşmayan faiz oranlarıyla kredi dağıtımı daha önce yapıldı mı? yapıldıysa hangi tarihteydi? geçmişte insanlar krediyi çeker, 20 yıl nasıl ödeyeceğiz diye düşünmeye başlardı. bugün krediyi çeken, zaten tl eriyor bi süre sonra gelecek kiranın yarısıyla ödenir kafasıyla çekiyor. geçmişte böyle bir şey, böyle bir düşünce var mıydı?

geçmişle bugünü kıyaslamayın o yüzden. bugün, bu piyasa şartlarında o kredileri verenler ne kadar hatalıysa, koşa koşa o kredileri toplayıp onlarla evlere abananlar onlardan 10 kat daha hatalı ve üstelik aç gözlü. bu ülkenin temellerine en büyük dinamitleri, bu tür açgözlüler döşer her daim. kendisi dışında hiçbir şeyi düşünmeyen, ben cebime bakarım bana ne diyip 3 e 5 e yardıran tipler. politika yanlışlıkları ayrı konuşulur ancak buranın konusu, bahsi geçen mevzu tümüyle yapılan açgözlülükler ve ihtiyaç olmamasına rağmen kredileri çekip evlere yatırıp hem ev stokçuluğu yapıp hem kiraları ve ev fiyatlarını fırlatanlar. siz o tarafta olduğunuz için göremiyorsunuz vaziyeti çünkü konduramazsınız bunu ne kendinize ne bunu yapan tanıdıklarınıza. ancak durum bu. bizim için görüntü bu şekilde. bu da bizim düşüncemiz.

" Enflasyonu tetikleyen şey o kredinin dağıtılmasıdır. Kredi ile ev alınması değil. Yani senin tepkin ev alana değil o krediyi piyasaya sürene olması lazım. "

enflasyonu tetikleyen şey tek başına o kredinin dağıtılması değildir. o kredi dağıtılacağı anda buna karıncalar gibi üşüşecek olan tiplerdir aynı zamanda. o tarafı görüp, kendi tarafınızı görmemek baya komik duruyor. sizler olmasanız o kredileri kim toplayacak?

bu şey gibi. istanbulda 100 daire sahibi adam 99 tanesini araplara satıp, sonra araplardan şikayet ediyor. ee? satma birader? sen satmazsan neyi alacak bunlar? o misal. o kredinin yanlış hamle olduğunu bilip buna rağmen fırsatçılık yapıp ihtiyacınız olmamasına rağmen müteahhitlerden evleri alıp hem onları zengin edip hem kendinize evleri stoklayıp hem ev fiyatlarını artırıp hem kiraları artırıp hem de enflasyonu patlatıp, gelip burada biz bi şey yapmadık ki modunda takılmak gerçekten abes. ancak bunu kabul etmeyeceksiniz tabi. sizin ne suçunuz günahınız var canım hiç olur mu aaa... suç hep o krediyi verenin, alan "ZEKİ YATIRIMCIDIR" o kadar )

bu arada, şimdi de togg için benzer bir olay olacakmış sanırım. togg'a özel düşük faizli kredi dağıtımı olabilirmiş, aman sakın geç kaçırmayın )


" Ev fiyatları ve kiralar artıyor çünkü maliyetler arttı , mülteciler arttı. Talebi karşılayacak kadar yeni ev yapılmıyor. "

yapılana siz çöküyorsunuz zaten diyorum hala yeni ev yapılmıyor diyorsunuz yahu. anlaşamıyoruz. ihtiyacı olan ulaşamıyor zaten sizden diyorum. siz de o parayı cebinizden değil düşük faizli verilen kredilerden alıp sonra bedelini halkın sırtına yaslıyorsunuz enflasyon şeklinde, sizin o mükemmel düşüncelerinizde olduğu gibi " zaman içinde kiranın yarısına denk gelir geri ödemeler " halini alıyor vaziyet. siz bunların hepsini adınız gibi bilerek o paraları çekmiyor musunuz? bunu herkes gayet net biliyor. kimse kimseyi kandırmasın.

" Maliyetler + Yetersiz Arz = Konut fiyatlarında artış "

acaba neden yetersiz arz.... acaba neden.......

maliyet desen, ne maliyeti? bir bina oluşumunda 100'den farklı girdi vardır. hepsinin ortalaması %100 artmış olsa(parça parça bakarsan sonuç değişir ortalamayı aldığında dengelenir), 400 lük daire 800 olmuş olsun. peki gerçekte böyle mi oldu? hayır. 400 lük daire, 2-3 milyon oldu. bunun tek sebebi yabancılar mı? yahut döviz mi? hiçbiri değil. bunun en büyük payı o düşük faizli kredileri çekip hemen müteahhitlerin kapısını çalanlar. biraz düşün, sen buna benden 10 kat daha fazla hak vereceksin. öyle bahsettiğin gibi paranın değerini koruma cart curt olmadı orada. dünyanın kredilerini ucuz diyip çektiler, onları dairelere bastılar, basa basa fiyatlar katladı peş peşe. birinin katladığını gören komşusu da artırdı fiyatı. birbirini tetiklediler sürekli. bu tek başına dışardan gelenle, dövizle olmaz. içerdekiler, bu mantıkla iş güdenler en büyük etken oldu. artık bu kaymak tabakadan olmayanlar için ev, araba hayal durumunda sayılır. sağolsunlar, " fırsatı " gördükleri gibi yapıştırdılar memlekete. bravo. aman onların karınları doysun, kiraları da mutlaka enflasyona eşit olsun. aç ekşi sözlüğü, bugün o tayfa 24 saat " kiracıların ev sahiplerini soyması " diye başlık açıp kiracılara sövüyor. aynı adam başka konuda, düşük faizli krediyi çektim 3. evimi aldım yazıyor. benim bahsettiğim tayfa bunun gibiler. onlardan mısın değil misin kendin verirsin kararını ama benim lafımın hedef kitlesi belli.


" Ülkede her şeyin fiyatı yerinde duruyor'da bir tek konut fiyatları mı yüksek ? Tüm mesele ev sahipleri yani "

her şey birbirini tetikler. ucuz krediler dağıtılır, dağıtılan krediler üretim yerine stokçuluk için kullanılırsa, kimi mal stoklar kimi ev stoklarsa tüm bunların değerlerini zıplatırlar. 100 liralık ev 800 e çıkarsa, dün 10 lira kira isterken bugün 50 lira istemeye başlar. kirasının 5 e katlandığını gören adam, sattığı mala zam yapar. ev almak isterken dün 30 bin açığı olan adam bugün açığın 130 bine çıktığını görünce farkı kapamak için mala zam yapar, örnekler çoğaltılır. kısaca her şey zincir gibi birbirine bağlıdır. dolar artışında nasıl her şey tetikleniyor, bu tür kredi kullanımlarında atılan adımlar, yapılan alımlar da tüm piyasalara etki eder. mevzu tek başına ev sahipleri mevzusu değil. mevzu, hak etmediğin paraları alıp, hak etmediğin varlıklara sahip olup, hak etmediğin neticeler elde edip, istediğin sonuçlar alınmadığında da başkalarına saldırmaya başlamak. o kredilerin o piyasa koşullarında dağıtılmaya başlanması ne kadar abesse, onlara koştur koştur gidip onlarla her bulduğunu stoklamaya başlayanlar da o kadar abestir. iki tarafa da aynı yaklaşıyorum. eğer enflasyon %40-50 seviyesiyse o sıra, sen tutup %1-2 faiz oranıyla milyarlar dağıtamazsın. o dağıtılan her kuruş yarın milletin sırtına daha büyük yükler olarak biniyor. diyoruz ya hani, orta gelir grubu ile alt gelir grubu arasındaki makas kapandı artık orta direk yok sadece çok zengin ve çok fakir var diye. işte sebep tam olarak bu. çok zengin adam kredileri çekip stokçuluklarını yapıyor, çok fakir adam da bunların stokladıkları malların kiralarını denkleştirmek için cebelleşiyor. bilmem anlatabiliyor muyum. he madem çektiniz, aldınız o evleri şunu bunu. o zaman millete ağlamamayı bileceksiniz. yok kirayı şu kadar ödüyor komşununki 3 katı falan. bu bildiğin terbiyesizliktir zira. genel söylüyorum, bu gruba siz de dahilseniz üzerinize alınabilirsiniz.


" Birde not düşeyim dediğin gibi 1 kişinin 1den fazla evi olamaz diye bir kanun çıkarsa şuanda olan ev fiyatları normalden daha fazla artar. Ülkede inşaat denilen sektör komple biter. Kısaca arz biter . Talep değişmez artmaya devam eder. Çözümü yanlış yerde arıyorsunuz. "


yanlış. 1 kişinin 1 den fazla evi olamaz, olduğu takdirde her yıl vergisi katlanarak artar kanunu geldiği andan itibaren herkes malını elden çıkarmak için birbiriyle yarışmaya başlar ve şu an atıyorum 1 milyon olan evden yarın 100 tane kurulur. sonra birbiriyle hemen satabilmek için rekabete girerler, fiyatlar 500-600'e dek erir. çünkü piyasa algısında toplu hareket etme mantığı vardır, ne kadar geç satarsam o kadar ucuza vermek zorunda kalırım o yüzden fiyatı bu seviyedeyken hemen satmam gerek düşüncesiyle birbirleriyle yarışmaya başlarlar. bu da fiyatları kırmaya başlar.

fiyatlar bi dengeye oturduğunda, satılmak istenen evler tekil sahiplerini bulduğunda, bu süreçten zararlı çıkacak tek kesim müteahhitler olur onlar da çıksın artık bir zahmet. yeter bunca zamandır yedikleri. koca ülke inşaattan mı ibaret, koca ülke bina mı dikiyor sadece, müteahhitler olmasa yok mu oluruz. hayır. onlar emin ol kendilerine yeni yeni sektörler bulur, oradan devam eder.


" Ülkede inşaat denilen sektör komple biter. Kısaca arz biter . Talep değişmez artmaya devam eder. Çözümü yanlış yerde arıyorsunuz.

Bir şey ne kadar fazlaysa değeri o kadar azalır. Ne kadar azsa değeri artar. "

ülkede inşaat denilen sektörün aktif döneminde vaziyet bu. zenginler birbirleriyle kapışıyor ev almada. fakir zaten bir şeye erişmiyor. yani bitse ne bitmese ne? ne yapalım yani, zenginler önce bunlardan evi alsınlar sonra canları isterse bize satarlar belki diye onları mı bekleyelim? 5500 maaşla fakir artık 60 yıl sonra ölüme yakınken belki ev sahibi olur. kiraların 4-5k olduğu ortamda.

senin bahsettiğin gibi çalışmıyor o iş. olacağı yukarda özetledim. burada üstüne ekleme yapayım. diyelim elinden çıkaranlar çıkardı, alabilenler aldı. 1 milyonluk ev 500 de sabitlendi. sonra gerçekten eve ulaşmak isteyenlerde talep oluşmaya başladı. bu durumda bakalım inşaat sektörü duracağı için ev fiyatları artar mı yoksa düşer mi?

öncelikle, 1 kişi 1 ev sahibi olabileceği için talep düşer.

para piyasalarında arz-talep ilişkisi piyasayı belirler. eğer talep yüksek ancak arz düşükse, arz olunanın değeri yükselir. çünkü çok talep görüyordur.

ancak talep düşükse, bu defa arz talep dengesi daha rahat kurulur. yani yapılan evlere bu defa gerçek alıcılar başvurur. krediler bu insanlar için özel paketler olarak üretilir, alım güçlerine göre. öyle ya da böyle bu insanlar o evlere bir şekilde ulaştırılır. bunun uç noktası ne olabilir?

talep çok çok düşer, bu durumda da zaten pek çok kişinin evi olmuş demektir. çünkü talebin yoğun olduğu bir ortamda inşaat sektörünün durma gibi bir lüksü olmaz. adamlar saf mı ki para kazanacakları konuyla uğraşmasın, talep varken geri çekilsin.

yaşanacak tek şey, talep geçmişe nazaran düşecek, üretim de bu düşüşe göre azalır bi nebze. ancak talep sürdükçe üretim tamamen kesilmez hiçbir zaman, paranın olduğu yerde üreten de olur. müteahhitler eskisi gibi rahat rahat zengin olamaz o kadar. o da kimin umrunda.

bu sürecin en büyük faydası ise toplumun tamamına olur. piyasaya yersiz krediler saçılmaz, hak etmeyenler o kredilere başvurup ortaığı talan etmez vs. mesela toki başvuru olayları başlamıştı 1 ay önce falan. orada dünyanın şartını koştular. aynı şeyi o dönem de yapmış olsalar fena mı olurdu? bir dairesi olan başka daireye yazılamaz vs vs. yapılmak istenince yapılıyor demek ki. ama yapılmamış olsaydı emin ol geçmişte o kredileri çekenler, bugün de o tokiye başvururdu. daha net anlatabiliyor muyum bahsettiğim o kan emiciliği? bu fırsatçılık değil zira, bu kan emicilik. bu akıl, zeka değil. bu iğrençlik, soygunculuk, vurgunculuk. tamamen bu.


dünyada örneği olan konular bunlar ve bi arkadaşımız aktarmış benden evvel. burada neden olmadığına da örnekler vermiş. yiyin efendiler yiyin. mevzu bu. yük, kimde? bütün millette.

eğer bu ülkenin ileri noktalara taşınmasını istiyorsak, önce kendimizden başlamamız gerekiyor bazı konulara. ona buna bakmadan evvel.