Yıl 2015 Üniversitedeyim ve yaşadığın acıları çekmeye başlayalı 1 2 ay olmuştu. Üniversite yurt müdürüm sivil hayatımızda da beni çok sever ve benimle farklı etkinliklere gider beni de her yere davet ederdi. Ufak bir ilin ufak bir ilçesinde üniversite okuyordum. Fakat ilçe ciddi anlamda zengin bir ilçeydi. Ben Eskişehirli olmama rağmen hayatımda görmediğim lüks arabaları bolca gördüğüm bir anadolu ilçesi. Neyse bahsettiğim bu ağabeyim beni yılbaşında bir kafeye davet etti. Ama saat 12:15 civarı. Yani yeni yıla girmiştik.
Benimde ne kadar üzgünde olsam arkadaşlarımla olan etkinliğim bitmişti. Bende kırmadım gittim. Kafeye girdiğimde o kafe benim 2 yıl boyunca ayrıldığım kız arkadaşımla günde en az 3 4 saat oturduğumuz bir kafeydi. O kafenin sahibi başta olmak üzere ilçede adını hep duyduğumuz ama yüzlerini hiç görmediğim bütün zenginler o masadaydı. Alkoller içilmiş bitmiş alttan güzel bir canlı müzik sesi ve hepsi çakırkeyfi bir şekil de tatlı tatlı sohbet ediyorlardı. Yurt müdürüm beni tanıttı ve sessizce aynı zaman da saygıyla müdürümün yanına oturdum. Bana bir büyüğüm soru sordu. "Genç sen hiç aşık oldun mu?" (Bu arada masada nedendir bilmem hiç kadın yoktu. Lütfen feminen bir görüş ile yaklaşmayın ben sadece olayı anlatıyorum.) Ben daha cevap vermeden yurt müdürüm araya girdi. "Olmaz mı ağabey hatta acısı çok taze..." dedi.
Bu arada dipnot ben oldukça aktif, özgüvenli, eğlenceli ve çevremin söylediğine göre esprili bir insanım. Ama o dönem resmen içine kapanan. Fiziksel ağrıları ve acıları olmaya başlayan bir insana dönüşmüştüm sırf bu "AŞK" acısından...
Müdürümün lafından sonra masa da ki başka bir ağabey gülümseyerek dedi ki. "Bak evlat bizim hepimizin ismini duymuşsundur belki yüzünü görmüşsündür. Şirketlerimizi, ailelerimizi vs yüksek ihtimalle görmüş duymuşsunudur. Burada gördüğün bütün ağabeylerin bu yaşam şartlarına çok zor zamanlar atlatarak geldi. Maddi ve manevi olarak çok büyük kayıplar yaşadık ve hatta neredeyse hepimiz 45 yaş üzerindeyiz. Hepimizin ailesi çocukları var. Biz hepimiz bu ilçede doğduk burada büyüdük hepimiz çocukluk arkadaşıyız. Her yıl sadece iş dışında bir kez bu masada toplanır dertleşiriz ama sadece 1 kez. Bu 1 kez toplanmanın sebebi ne biliyor musun? Senin yaşlarında ya da daha ufak yaşlarda yakalandığımız AŞK acısı. Hepimiz evliyiz eşlerimizi ve çocuklarımızı da çok seviyoruz. Aramızda psikopat, mafya, kötü baba, kötü eş olan kimse yok. Ama şunu hiç unutma hepimizin kalbinde olmasa da aklında kalan birisi var. Sanırım sende bizimle aynı soruna bulaşmışsın. Kalbinde ilerleyen zamanlarda yeni birisi yer edebilecek ama şuan ki kişi aklından hiç ama hiç çıkmayacak. Bunu unutma ve bu acıyla yaşamayı öğrenerek hayatına devam et olur mu?" dedi.
Seni o kadar iyi anlıyorum ki dostum. Ben ağlayan, üzülen ne bileyim utanma, sıkılma duygusu olmayan bir insanım. Fakat o dönem o kadar çok canım acıdı ki bunu sana anlatamam. Resmen göğüs bölgemde ciddi bir ağrı ve acı. Vücudumda şiddetli kramplar, sızlamalar vardı. Diyordum ki kendi kendime. "Oğlum bu nasıl olabilir ya? Bir aşk acısından ağlarsın anlarım, duvar yumruklarsın anlarım, öfkelenirsin anlarım. Ama göğüs kafesin nasıl acır? Nefes almanı nasıl toparlayamazsın? Durup dururken göz yaşın nasıl akabiliyor?" Oluyor dostum öyle bir oluyor ki. O fiziksel acı insanı gerçekten çürütebilirmiş. Ben de kendi kendime dedim ki çok yoğun bir meşgale bulmalıyım kendime. Yazılım, dijital pazarlama, ingilizce, grafik tasarım, SEO ne varsa hepsine aynı anda başladım öğrenmeye. Günde 19 saat bunlara çalışıyordum. Üniversitem bitmeye yakın olmuştu bu ayrılık zaten. Yılbaşından sonra okulu bırakmıştım. (Aşk acısından değil

şahsi fikrimdi.) Günde 19 saat dostum 19 saat insan nasıl çalışır deme bana. Eğer 19 saat çalışmasam ağlamaya başlıyordum. Müzikler resmen kendi kendine açılıyordu.
Eğer ben günde 19 20 saat çalışmasaydım uyuşturucu mu dersin? Alkol mü dersin? Hepsine başlardım ve inan canım acımazdı. Bu dönem birincisi inanılmaz uzun süreler sonra geçiyor. Ben en son kendime geldiğimde 2 buçuk yıl geçmişti. Yani ortalama 2 ila 4 yıl arasında biraz hafiflese de acı hiç geçmiyor. Bu 4 5 yıl sonra ise acı kalpten siliniyor beyne yerleşiyor. Resmen bir tümör gibi 8. yılımda yeni evli olmuş olmama rağmen hala bir tümör olarak beynimin bir yerlerinde duruyor...
Edit: Bu müzik benden sana gelsin. Bazen Youtube bu müziği kendi kendine açıyor 2 3 dakika da olsa donup kalıyorum. Gecen güzel olsun dostum benim...
https://www.youtube.com/watch?v=8xxi...dOnurBAYRAKTAR