BulentD adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Bu konuda çok derin araştırmaya gittim zamanında. İnsanlarda halk arasında 3.göz diye tabir edilen kalp gözü diye de bilenen bir olay vardır. Buna epifiz bezi deniyor. Bu bez bir takım hormonlar salgılıyor. Mutluluk, üzüntü vs halüsinasyon vb durumların oluşmasını dahası farklı bir boyuta geçmeyi yada ona benzer düşünceler edinmemizi sağlıyormuş. Fakat şöyle bir durum var. Bu bez genel olarak yaşam anında pek aktif değil. Yine söylenenlere göre bu bezi aktif etmenin bir takım yolları varmış. Bunları uzun ve derin araştırmam sonucu elde ettim. Durumu kısaca anlatmak istiyorum. Bu epifiz bezi doğum ve ölüm anında aktif oluyormuş. Sizin sorunuz ölümle alakalı olduğu ve o anda da epifiz bezinin aktif olduğunu varsayarsak insan hayatında ne yaşadıysa yine o an onları derleyecek ve ona görünmesini sağlayacak bir farklı boyuta ulaşmış olacak. Epifiz bezinin rüya anında yani uyku anında da aktif olduğunu söyleyebilirim. Rüyalarımızda bambaşka yerlere gidip hiç yaşamadığımız olayları görmemizde bundan ibaret bence. Aslında sorunuzun karşılığı çok uzun fakat kısa tutmak istiyorum. Ölüm anında yada ölmek üzereyken hani insanların hayatım film şeridi gibi geldi geçti durumunu bilirsiniz. Bu durumu yıllar önce bende bizzat yaşadım. Gittiğim bir sağlık kuruluşunda bana yapılan yanlış iğne sonucu anında yere yığılıp sesleri çok uzaktan duymam ve gözümün önünden bir film şeridi geçmesi olayını. O an sonradan anladım ki epifiz bezi aktif oluyor ve bizi bam başka bir boyuta götürüyor. Konu biraz derinleşti sanırım. Demek istediğim ölüm anında 3. göz aktif oluyor ve insan kendini farklı bir boyutta buluyor ve hayattaki yaşamış olduğunu düşünceleri kendisinin gözünün önüne geliyor. Bu iyide kötüde olabilir. Bana göre insan düşünceleri ile var oluyor. Yine kendi düşüncemi belirtmek istiyorum. Bu bambaşka boyut olayı da insanın bilincinin yani beynin düşünce süresinin gidebileceği zaman kadar var olur. Bunu şöyle örnekleyebiirim. Ölünce derin bir uykuya giriyorsun bedenin ister tek parça ister yakılsın ister gömülsün hiç önemli değil ta ki bilincin belki de ruhun var olduğu sürece o dediğimiz hiç görmediğimiz farklı boyutlara ulaşarak görmemizi sağlayacaktır. Din kitaplarında buna cennet cehennem deniyor. Bu durum o an senin gerçekten nerede olmakla yada neyi hakkettiğini bilmekle alakalı bir olay olabilir. Çok uzun oldu ama umarım anlatmak istediğimi anlatabilmişimdir.
Güzel bir konuya değinmişsiniz, bu konuda daha fazla araştırma yapmanızı tavsiye ediyorum. Epifiz sizi bambaşka bir boyuta götürmüyor, aslında insan bedenindeki her durumun kimyasal ve biyolojik bir açıklaması var. Örneğin uyku evresinin melatonin salgılama sonucu oluşması, düşünce yetisinin dopamin hormonuna bağlı olması ve aşık olduğunuzda salgıladığımız hormonun oksitosin olması gibi. Burada bedeni yöneten ana varlığın ruh olduğunu ve bedenin ise belli koşullar ve dünya kanunları çerçevesinde tepki verdiğini düşünüyorum.

Epifiz ile yaşadığınız tecrübe; Ego dediğimiz, kişide benlik duygusunu kontrol eden ve beynin sol tarafında bulunan bir bölgeden oluşuyor. Bu bölgeye dışarıdan müdehale edilip geçici olarak bile olsa manipule edildiği zaman bir insana adını unutturabilir, yürümeyi ve konuşmayı unutturabilirsiniz. Beyin kendini savunabilen, insan bedenindeki tüm aksamları çalıştıran yegane organdır. Tehlike anında tabi ki bir savunma mekanizması olacak ve bu şekilde manipülasyonlara neden olacak

İnsan vücudu yüksek acıya maruz kaldığında, doğum veya ölüm esnasında belirli hormonlar salgılar. Örneğin bıçaklanan birinin acıyı sonradan hissetmesi vücutta salgılanan Adrenalin hormonu sayesinde oluyor. Bu noktaya kadar okuduysanız konuşmamın başındaki " insan bedenindeki her durumun kimyasal ve biyolojik bir açıklaması var" kısmını daha iyi anlamış olmanız gerekiyor.

Sonuç olarak bu alemde yaşadığınız ölüme yakın deneyimler, gördüğünüz sanrılar veya doğaüstü olayların diğer dünya ile hiç bir alakası olduğunu düşünmüyorum. Şuanda evren kanunları hepimiz için aynı işliyor.