Tamam ama bir melek neden rabbin kim diye basitce soruyla sorgu yapar mesela hocam ? Sorgu böyle basit olur mu o da mantıksız geliyor mesela .Size de benim gibi ruhani azap mantıklı geliyor sanırım zaten .
Sorunuza şu şekilde cevap vermek isterim. Görünürde sorulan sorular basıt gibidir, evet. Hatta bu soruların cevabını müslüman olmayanlar da bilmektedirler. İhtiyaç anında onlar da bu soruların cevaplarını verebilirler. Ancak soruların cevaplarının zorluğu, soruların içerisindeki kavramların anlamlarında gizli. Sorulan sorular şunlar:
1- Rabbin kim? 2- Dinin ne? 3- Peygamberin kim?
- Bu 3 soruda, 3 farklı kavram mevcut. Esas itibariyle kendine Müslümanım diyenler bile bu kavramların hakiki anlamını bilmezler. Meseleyi daha iyi izah edebilmek ve varmak istediğim sonuca varabilmek için bu kavramları en yalın haliyle açıklamaya çalışacağım:
Rabb: Arapça olan bu kelime; terbiye eden, yöneten, idare eden, bir şeyin sahibi, kendisine itaat edilecek-boyun eğilecek efendi gibi anlamlara gelir. Yani bir kimse Rabbim Allah demekle; beni terbiye edecek olan, sahibim, efendim Allah'tır; Ben sadece O'nun koyduğu kanunlara, kurallara göre şekillenir, terbiye olunurum, sadece O'na boyun eğer ve O'nun istediği şekilde yaşarım çünkü; benim sahibim O'dur demektedir. Bu bahsetmiş olduğum kısım bir insanın bir günde 24 saatini, yaşamı boyunca da bütün ömrünü kapsayacak olan bir durumdur. Bir insan, hayatının her anını Rabb'im (efendim, sahibim) dediği Allah'ın istediği şekilde yaşamak zorundadır. Mantıken de bu doğrudur. Çünkü bir şeyin sahibi kimse, o şey üzerindeki bütün tasarruf yetkisi de sahibine aittir. Aslında "Rabb'im Allah" demek çok büyük bir söylemdir. Bir insan kimin kanunlarına göre hayatını şekillendirmişse, kimin istediği şekilde 24 saatini belirliyorsa o şey onun rabbidir. İşte sorudaki zorluk buradadır. Çünkü insanların çoğunun rabbi hakikatte Allah değil, başkaca şeylerdir. Bu bir insan olabilir, kişinin kendi nefsi olabilir vs. Kişi dünya hayatında Allah'ın kurallarına göre hayatını şekillendirmeyip başka kimselerin veya kendi nefsi arzularının isteklerine göre kendini terbiye etmişse; işte o kişi bu soru sorulduğunda "Rabb'im Allah" diyemeyecek, çünkü zaten Rabbi Allah değildi.
Din kavramı da öyledir. Din; hayat tarzı, düzen, gidilen yol manalarına gelir. Allah, insanı yarattıktan sonra başı boş bırakmamış, insana uygun bir hayat tarzı olan islam dinini peygamberler aracılığı ile göndermiştir. İslam dini, hayatın her alanına müdahele eden, her meseleyle ilgili bir söylemi olan dindir. İnsanın ticaret hayatını, eğitim sistemini, ceza sistemini, hukuk ile alakalı boşanma, evlenme, miras vs. gibi konuları, kadın erkek ilişkilerini, devlet nizamını vs. içeren kurallar göndermiş ve bu şekilde kendine ait bir sistem sunmuştur. İşte Müslümanım diyenler bu düzene uygun yaşaması gerekli olan kimselerdir. Şayet devlet nizamı buna uygun değilse bile hiç olmazsa kişi kendi şahsi hayatında İslam nizamına uygun yaşamalıdır. İslam'ın kurmuş olduğu nizamı (dini) görmezden gelip başka düzenlere uygun yaşayanlar elbette o soru sorulduğunda dinim İslam diyemeyecekler. Bu bağlamda izimler, Allah'tan geldiği iddia edilen diğer dinlere tabi olanlar dinim islam diyemeyecekler. Çünkü İslam dini, bir insanın ihtiyacı olabilecek her şeyi sunmuştur. Sosyal devletin, hukuk devletinin, kişi hak ve hürriyetlerinin olmazsa olmaz sınırlarını çizmiştir. Bu ve bunun gibi konularda bir eksiklik olmadığı halde Ahmet'in, Mehmet'in, Hans'ın kurduğu ideolojilerin peşinden gitmek, onların savunuculuğunu yapmak, o kimselerin kurmuş olduğu düzenlere göre yaşamak elbett ki başka bir din (düzen) üzere yaşandığının göstergesidir. (Bu mesele çok daha uzun ve detaylı konuşulabilir)
- Son olarak peygamber de; izi sürülen, takip edilen, rehber olan kişi demektir. Kısacası insanın rol modelidir. Bizim rol modelimiz kimdir, kime benzemeye çalışıyorz, kimin izinde gidiyoruz. Tabi olduğumuz rehber kimdir?
İnsan, kurallarını bilmediği bir kimsenin terbiyesinden geçmiş olamaz. Kişi kendine sormalı!
- Gerçekten benim Rabbim Allah mı? Eğer O'nun gönderdiği kuralları merak edip okumamışsan muhtemelen başkalarının veya nefsinin senin için ön gördüğü kurallara göre yaşıyorsundur. Bu durumda senin Rabb'in kim?
- Kişi sormalı kendine! Gerçekten hayatım, düzenim İslam'a uygun mu, yoksa fersah fersah uzak mıyım? Hiç merak edip de derinlemesine araştırmamışsa; bu dinin kitabını, din hakkında yazılan kitapları okumamışsa nasıl dinin koymuş olduğu esaslara göre yaşayabilir ki?
- Ve sormalı insan kendine! Rol modelim kim? Hayatım, peygamberimin hayatına benziyor mu, onun hayatından, geliş amacından, güttüğü davadan ne kadar haberdarım. Kaç tane kitap okudum onu anlamak için?
İşte bu soruların cevabını gerçekten kendinden emin olarak verebilenler, olması gerektiği gibi yaşayanlar o gün de Allah'ın izniyle cevap verebilirler. Ama cevabı başkaları olacaksa o günde cevabı Rabbim Allah, dinim İslam, peygamberim Hz. Muhammed (sav) diyemeyecek. Yalnız cahil cesur olurmuş derler. Yine de iyice okumadan araştırmadan, Kur'an'a ve Hz. peygamberin hayatına aşina olmadan bir insanın sağlıklı bir cevap verilebileceğini düşünmüyorum.
(Yazdıklarımdan ötürü okuyan sizleri tenzih ederim. Sözlerim özel olarak kimseyi hedef almıyor. Belki okuyan tüm arkadaşlar yaşaması gerektiği gibi yaşayanlardır. Kimseyi tanımadığım için, ön yargıyla yaklaşmam. İfadelerimi genel kabul edin lütfen)