Muhtemelen bunu zaten biliyorsunuzdur.

Az önce bir pastaneden browni kek aldım.
Adam keki paketlerken içine de bir kurabiye attı ve "bu da benden olsun" dedi gülümseyerek.
Nokta.

Müşteri kazanmak işte çoğunlukla bu kadar basit.

Bana hediye ettiği kurabiyenin ona maliyeti 2-3 lira bişeydir.
Ama bu ufacık hareket bile oraya daha sık gitmem için büyük bir jestti.

Bunun önemini bilmeyen o kadar çok insan var ki!

Ufacık şeylerin hesabını yaparak...
Bencilce "hep bana" düşüncesiyle hareket ederek...
Küçük bir jesti veya hediyeyi bile masraf görerek...

Tutumlu olmuyorsunuz. Kar maksimizasyonu hiç yapmıyorsunuz. Sadece kaybediyorsunuz; müşterileri.

Son zamanlarda kazançlarını arttırmak için birçok arkadaşa yardımcı olduğum dönemde baya bir deneyim kazandım.
Böylesi ince nüansları işlerine her dahil ettiğimizde yüzdesel olarak küçük gibi görünen, fakat toplamında çığ etkisi yaratan kazanç artışı yakaladılar.

Büyük üstat Jay Abraham'ın aşırı benimsediğim bir yaklaşımı var.
"They are not your customers. They are your clients." Onlar sizin müşterileriniz değil. Onlar sizin müşterileriniz*.

Normalde customers ve clients aynı anlamda kullanılıyor İngilizce'de.
Ama customers para harcayan, clients ise sizin himayenizdeki koruyup kollamanız kişi anlamına geliyor.

Bu yaklaşım basit gibi gelebilir. Fakat biraz düşünürseniz derin anlamı olduğunu fark edeceksiniz.

İyi forumlar...