Ortada bir problem olduğu aşikar. Kira ya da satın alım fiyatlarının halkın çoğunun ödeme gücünden kat be kat fazla olduğu da besbelli ortada zaten ama bazı arkadaşlar suçluyu neden ısrarla yanlış yerde arıyorlar, bir de "şu an inşaat maliyetlerine ve satış fiyatlarına oranla, amorti kat sayısına göre kiralar normal" deyince kızıyorlar ben de bunu anlamıyorum.. Birilerinin ya da milyonlarca insanın farketmez ödeme gücünün olmaması, evi 2 milyon TL'ye mal olmuş kişininin insaf etmesi ve evini zararına satması gerektiğini manasına gelmiyor, gelemez. Bu bedellerle satın alanlar da piyasa şartlarına göre kiraya vermek istiyorlar tabi ki. Kiracı bulabiliyorlar ya da bulamıyorlar, kirayı alabiliyorlar ya da alamıyorlar, bu da yatırım aracı olarak gayrimenkul olmayı seçmiş kişilerin yıllardır süregelen sorunu zaten.
Her şeyin fiyatı almış başını gidiyor, ülke lastiği patlamış kamyon gibi yokuş aşağı yuvarlanarak iniyor. Esnaf dün 5'den aldığı ürüne ertesi hafta 2 zam gelince, 7'den satması gerekirken tabi ki 8'den ya da 9'dan satıyor ve bu fırsatçılık değil çünkü o esnafın tek gider kalemi sattığı ürünün maliyeti değil, onun da işyeri kirası var, yanında çalışanların SGK'sı artmış, maaşı artmış, kendi evinin kirası artmış, o da peyniri ve yağı 5 kat pahalıya alıyor.. Peki satın alanın mağduriyeti ne olacak? Doğru çok üzücü bir durum var ama bunun suçlusu satıcı değil, çözüm bulması gereken insaf etmesi gereken de satıcı değil. Hepsi birbirine bağlı kısır döngü.. Ha arada fırsatçılık yapanlar da yok mu var elbet ama her fiyat arttırana kendi durduğumuz noktadan bakarsak çok bencilce bir bakış açısı olur bu..
Geçen hafta oğlumu servise yazdırmak için görüşürken bir aile ile servis şirketi tartışıyordu. En kısa mesafeyi aylık 860 TL'den 1230 TL'ye çıkarmışlar geçen seneden bu yana. Adam diyor ki ben bunu ödeyemem siz nasıl bir insafsızsınız, ne yapayım çocuğumu okula mı göndermeyeyim!! Servisçi çaresiz, karşısındaki adam mağdur ama kendisi de ne yapsın. Amme hizmeti mi yapsın. Fiyata isyan eden adam her şeyden önce çaresiz ve parası yok ama üstüne bir de kafasında dümdüz bir hesap yapıyor. Şu kadar çocuk taşısa, şu kadar mazot harcasa, şu kadar şoför, şu kadar da hostes masrafı.. Alınan paraya bakıyor, Off kazanılan paraya bak yaa diyor ama hesabın içinde ne kullanılan araçların yatırım bedelleri, ne bakım bedelleri, ne resmi belgelere ödenen paralar, aylık o-bu aidatları masrafları, ne olası trafik cezaları, ne çalışanların maaş dışı giderleri, ne araçların yıllık kasko sigorta bedelleri, ne lastik maliyeti... dışarıdan bakılınca göze gelmeyen onlarca kalem giderin hiç birini tüketici görmüyor.. E bir de üstüne bu insanlar kar de edecekler elbette çünkü bu işi o yüzden yapıyorlar zaten.. Herkes tek taraflı bakıyor ve suçluyu çok yanlış yerde arıyoruz işte kısacası yine..
İlaveten hoşunuza gitse de gitmese de 3-4 çocuğu olan bir ailenin asgari geçimini sağlayabilmesi için gereken şartları temin etmek için, miras ya da kazanç yoluyla farketmeksizin, rahat bir yaşam yaşamak için birden fazla gayrimenkul yatırımı yapmış bir kişinin kendi rahatından feragat etmesi gerekmiyor.. Kişinin kendisi ya da anası-babası zamanında yiyip içmek yerine öyle ya da böyle bir yatırım yapıp birden fazla ev sahibi olmuş ve bugün o yaptığı yatırımın geri dönüşünü harcamak istiyor. Öyle bir konuşuyorsunuz ki sanki ev sahipleri, analarının karnından seçilmiş şekilde şanslı doğan kişilerden oluşan bir profil... Öylesi de yok mu vardır elbette ama varlıklı bir aileye doğmak da suç değil zaten orası da ayrı konu ama çoğu kişi de zamanında bir şeylerden feragat ederek o malın sahibi olmuş olabilir. Yanlış yönetim politikalarının ve fillerin tepişirken ezdiği çimenlerin bedelini, halk kendi arasında yardımlaşarak çözmek zorunda değil.