Öğrenmeyi öğrenmek bir insanın kendisine yapabileceği en önemli yatırım. Dilimize doğrudan çevirisi olmasa da self-taught tanımı vardır İngilizce'de duymuş olabilirsiniz. Nitekim kursları bile var artık "Öğrenmeyi öğrenmek" diye. Bana kalırsa aile, yetiştiğin ortam her şeyin başı.
Disiplin, irade, sabır kazanmak bir çocuğun kendi becerisiyle değil çevrisi tarafından dikte edilerek "kazanılan" bir olgu.
Aksi durumdaysa, biraz daha bu süreci keçiboynuzu çiğneme misali sancılı, yorucu olarak öğrenmek gerek. Uzatmayayım, bir yöntem diye bir şeye inanmıyorum pek. Herkesin zeka düzeyi, algılama becerisi, imgesel düşünme ya da kavramsal düşünme becerisi, analiz yeteneği vs farklı. Veriyi bilgiye çevirme sürecine öğrenme dersek eğer, bu süreç kişiye, şahsa özel olmalıdır.
Ayrıca pratik bir beceri kazanmakla daha teorik düzeyde, yani düşünsel anlamda bir öğrenim süreci de çok farklı oluyor. O yüzden bana kalırsa biraz daha detaylandırılmalı soru ona göre yol haritası çıkarılmalı. - Tasarım programları öğrenirken kervan yolda düzülür, yanlış yapa yapa öğrenmeyi tercih ettim. Güdümlü olarak teorik bilgi öğrendim. Yani mesela "Photoshop Kursu" derslerine girip yığınla video izleyip sonra pratiğe geçmedim. Birkaç temel öğrendim sonra kafa göz yara yara, şu nasıl olur bu nasıl olur diyerek YouTube vs üzerinden güdümlü olarak teorik açlığımı doyuracak küçük ama güdümlü bilgiler araştırdım. Çok kırık dökük bir öğrenim oldu. Fakat belirli bir seviyeye gelince, ilk dönemlerde yaparken ezbere yaptığım her şeyi kavramlaştırıp anlamaya başladım. Keza Bachata vs gibi danslara merak saldığım dönemlerde de öyleydi, veya dövüş sanatlarında da öyleydi. Ezberle başlayıp deneye yanıla içselleştirdim yaptığım her şeyi. Aynı yöntemi ikinci yabancı dil edinimi sürecinde de yaptım. Sonra anladım ki ben bunu bir yöntem olarak edinmişim.

- Daha teorik düzeyde bir öğrenim sürecindeyse, patikadan çıkmamaya çalışıyorum. Yani Freud okuyup sonra kalkıp Mühendislik teorilerine sıçramıyorum. Psikoloji temelinde ilerleyen bir kitap okumuşsam bir sonraki kitabım sosyoloji, felsefe veya en azından evrimsel biyoloji olur. Bunlar birbirleriyle bağlantılı olduğu için bir süre sonrasında tabloyla uzaktan ve daha geniş şekilde temaşa etme imkanı tanıyor. Bütünü görmeni sağlıyor. Tıpkı tasarım programlarında ilk dönemlerde çok çalakalem yaptığım şeyleri daha sonrasında kavramış şekilde öğrenmek gibi diyebilirim. (Veya dansın öyle ahım şahım "saf yetenek"le değil, teknik unsurlara vs uyum göstererek yapıldığını öğrenmek gibi) Kitap ismi vereyim, Adler'in "Aşağılık Kompleksi" tezi üzerine yazılı "İnsanı Tanıma Sanatı" kitabını okuduktan sonrasında, aynı konuya farklı bir disiplin üzerinden yaklaşacak şekilde "Hastalıklı Toplumlar" kitabını tercih ediyorum. Birisi birey ölçeğinde analiz imkanı sağlarken diğeri sosyolojik olarak toplumsal ölçekte analiz imkanı veriyor.
Kafanı şişirdiysem kusuruma bakma lütfen, ayrıntılarıyla açıklamazsam uyku tutmuyor bazen.