Kendimi bildim bileli sürekli bir mücadele içerisinde oldum.
Her emeğimin neticesinde muhakkak bir yerden darbe yedim.
Benim hatalarım olmadı mı sayısız...
Ancak bu hatalar kişi veya kişilerin geleceklerini olumsuz yönde etkilemedi.
Sonra evlendim. Çok sevdim ve hala hamdolsun çok seviyorum.
Bir oğlum da oldu...Görsen gözlerini dersin ki hayat o bildiğim hayat değilmiş...
Şimdi biraz geriye saracağım dostum...
2022 Ocak 24'te kapımın önünden ambulansla hastaneye kaldırıldım.
Sebebi covid.
Vücudumda grip dahi olsam savaşabilecek sağlıklı bir hücrem kalmamış.
Kısacası bağışıklığım neredeyse 0.
Eşim hamile ve doğumuna da sayılı günler var.
Evde sürünerek bir eşime bakıyorum bir de kendime gelmeye çalışıyorum.
Ateş 42 vs gördü en son hatırladığım.
Dışarı çıkamıyorum araba var ancak kar yağıyor ve yollar kapalı. Kapalı olmasının sebebi de kaza.
Annem babam vs yakın bana ancak onlar da memlekete yoğun bakımda olan teyzeme gitmişlerdi.
Velhasıl kelam Ocak 24 Pazartesi günü hanımın annesi bir çare eve geldi.
O gün hanımın yüzüne bakıp helallik dahi alamadan evden çıktım.
Çıkış o çıkış.
Tam 44 gün hastanede kaldım.
İlk 16 günüm Ataşehir Medicana Hastanesinin servisinde geçti.
Solunumun yetersizliğinden dolayı acil bir şekilde yoğun bakım servisi olan bir başka şubesi olan Çamlıca Medicana hastanesine sevk edildim.
Yoğun bakıma girdiğimde bu hasta entübe edilmeli diyen hocaları görüyordum.
Hatta kurtuluşumu dahi çok zor görüyorlardı.
Derken bir gün haber aldım.
Baktım ağabeyim gözleri dolmuş bir şekilde yoğun bakıma alınmış.
Maalesef ki bilinci açık tek hasta yoğun bakımda ben vardım.
Elinde telefon gözün aydın oğlun dünyaya geldi dedi.
O esnada telefona bakamadım ve ağabeyimden oğlumun fotoğraflarını göstermemesini rica ettim.
Çünkü hayal ettiğim hiç bir şeyi yapamamıştım.
Ne doğduğunda yanındaydım, ne ilk göğsüme yaslayarak o kokusunu çekebilmiştim.
Adını dahi koyamamıştım dostum..
Ve inanır mısın hepsini de şöyle yapacağım, böyle olacak diye planlamıştım.
HALT ETMİŞİM.
Velhasıl kelam dostum...
Bir gün bir kriz hali geldi bana.
Anlık titreme ve ateş yüksekliği baş gösterdi.
Vücuttaki enfeksiyon ortalamanın çok ama çok üstünde çıkmış.
Sağlıkçı dostlar iyi bilir, 15 ve üzeri bir değerde bildiğim kadarıyla ateşlenmeye başlıyorsunuz.
Bende o değer bir anda 100 seviyesindeydi. Tıbbi karşılığını unuttuğum için bu şekilde belirttim.
Yine sağlıkçı dostlar iyi bilir, yoğun bakım enfeksiyonunu kapmışız.
Sonra benim için zor saatler başlamış.
Uyutuldum o esnada ve bir türlü istenilen değerleri yakalayamıyorlar.
Uyandığımda hastanede bana oğlu gibi bakan bir hocamın gözleri dolu bir şekilde sarıldığını hatırlıyorum.
Sonrası servise geçişim ve hızla toparlanma süreci.
Peki hastaneden çıktım ne mi oldu dostum..
Önce kirasını ödediğim halde evden çıkarıldım..
Çıkarılma sebebim ise tamamen benim hatam. Tahliye taahhütnamesi imzalamam. Maalesef hayatımda kiraladığım ilk evimdi ve evi boşaltacağım zamanki prosedür olduğunu zannederek imzalamıştım.
Akabinde işten ayrıldım.
Şu anda yeni evimde, oğlumla, eşimle ve ailemle asla isyan etmeden yaşamaya devam ediyorum.
Biliyorum ki rabbim ömür verdikçe ben pes etmeyeceğim ve devam edeceğim.
Sana da tavsiyem devam etmen.
Eline ağzına sağlık abi, baştan sona okudum. Herkesin bir zor anısı var, hatırası var sağlıktır, kazadır, borçtur, yalnızlıktır bunlara takılmıyorum hayatın gerçekleri bunlar.
Benim devam ederken zorlandığım nokta aynen senin de başına geldiği gibi bir adım attığım gibi 15 adım ayağımın geri kayması, yukarıda saydığım sınavların teker teker değil bir anda peş peşe vurması. İnsanı öyle yoruyor ki...

Daha 23 yaşındayım, ölümlerden yalnızlıklara yalnızlıklardan davalara, davalardan sabahı para yüzünden zor edilen gecelere, bu gecelerden aile arası olup bitenlere derken her gözümü açtığım günün maraton gibi geçmesi beni +30 yaş ileri attı desem yeridir, insan bazen çevresindeki yaşıtlarına bakıp o güzel hayatları eşle dostla arkadaşla eğlenip gülmeleri mutlulukları görünce "Allah'ım yeter!" diyor.