Hayvan barınakları, o canlıların hapishanesi. Allah hiçbir canlıyı oraya düşürmesin. Çok kez hayvan barınağına gittim, ağlayan köpekler, üzülen kediler gördüm. İnsanoğlu onları görmezden gelmesi için, bir alana hapis etmesi çok duyarsızca. Karnı doyan, ölümü bekleyen bir köpek. Oysa hayattan beklentisi azıcık sevgiydi.
Hayvan barınağında en azından bir veteriner var, aşı - hastalığına karşı ne kadar kötü veya kısıtlı şartlar bile olsa bir sorumlu var. Ben hayvanların uyutulması gerektiğini savunan veya düşünenlerden değilim fakat sokak hayvanları aynı evsiz insanlar gibi sefil ve sağlıksız bir hayat yaşıyorlar. Bir ev kedisi, köpeğinin günümüzde tıbbi - veterinerlik, gıda ve bakım masrafları aylık 1000 TL'yi geçebilirken sokakta yaşamak zorunda kalan, bir çoğu veteriner yüzü görmeden ya hastalıktan, ya trafik kazalarından ya da cani psikopatlar yüzünden hayatını kaybederken bu hayvancağızlara bunu nasıl normal görebiliyoruz anlamıyorum.
Barınaklar geliştirilmeli, iyileştirilmeli fakat daha önemlisi bu hayvanların sahiplenilmesi gerekiyor. 10 milyona yakın hayvanı barındırabilecek barınak kapasitesi kurabilmek ne kadar mümkün veya kurulması durumunda ne kadar fayda sağlayabilir orası da ayrı bir muamma. Sokaklar insan veya diğer canlı türlerinden hiçbirinin sağlıklı, güvenli yaşayabilecek şekilde uyuyabileceği, barınabileceği yapılar değil. Sokakta yaşanmaz, büyünmez ölünür.