Bu kadar eminlik ve aşağılama ne hakla olabiliyor? Bahsettiğiniz şey tarafların anlaşmasına göre ve sözleşmedeki maddeye göre olur elbette ama vadeli mevduat hesabı kullanmayan birisinden böyle bir şey nasıl talep edilebilir acaba? Bu bahsettiğiniz zorunluluk inançla ilgili farklı davaları beraberinde getirir. Hakkaniyet elbette güncel kira bedelini iade etmek olacaktır lakin sistemin böyle işlediğini düşünmüyorum. Ülkede yüksek enflasyon olmasa bunlar söz edilecek konular olmayacaktı ki yakın dönem haricinde pek rastladığım bir sorgulamada değil.
Bilgilenmeye teşvik etmek ne zamandan beri aşağılamak oluyor?
Depozitonun bir mevduat hesabına yatırılması yeni bir olay değil. Yıllardır uygulanması gereken bir kuraldır. Arada sözleşmenin olmaması verilen paranın aynı şekilde alınması zorunluluğu doğmaz. Depozitolar minimum 1 kira bedeli maksimum 3 kira bedeli olarak belirlenir. Yıllık kiraya zam yapıldığı zaman kira bedeli artıyorsa depozitonun yerinde durması mantıksız ve kuralsız bir davranış olur. Depozito ev sahibi kendi masrafı için kullansın diye verilmez. Sözleşme sonunda evde zarar var ise diye güvence bedeli olarak alınır. Tıpkı elektrik, su ve doğalgaz verdiğiniz güvence bedeller gibi. 1 yıl önce açtırdığınız bir aboneliği 1 yılın sonunda kapatırsanız güvence bedeliniz verdiğinizden yüksek çıkar çünkü bu bedeller mevduatlar üzerinde işlenir.
Vadeli mevduat hesabı normal bir banka hesabı üzerinden kolaylık ile açılmaktadır. Bunu kiracı kendi hesabı üzerinden yada ev sahibi kendi hesabı üzerinden kira süresi boyunca açık tutmalıdır kanun bunu söylüyor. Sözleşme bittiği zaman hesabın mevduat süreside biter ve toplam değerlenen para ( zarar varsa karşılanarak ) kiracıya teslim edilir.
Bu ülkede kanun var ama uyan yada uygulayan çok azdır. Bizim amacımız kimseyi yerden yere vurmak değil bilmedikleri konularda biliyormuşcasına insanları yanlış yönlendirmeye çalışanları bilgilendirmek.