Gerilimli güvensiz bir mekanı (güvensiz insanları), tekinsiz saatleri, çocukluk ve gençlik hatalarını, belirsiz ilişkileri ve yönümüzü nasıl bulacağımızı bilmediğimiz zifiri karanlığa bu soru ile başlamak mı? Bir kereliğine armağan olarak sunulan bu yaşamı, ne olursa olsun yaşamak isterdim. Sahi, yaşamlarımız zaten anlamlı bir şekilde sürmüyor; sonlanmıyor, olanakları sınırlılar başlarını öne eğerek geziyor, zehirli hava soluyor, sorumluluklar alınmıyor ve çoğu kişinin geleceği dair umudu olmuyorsa buna yaşamak denir mi? Nihayetinde yaşamak; salt besin almak, içmek, mal/mülk sahibi olmak; gezmek, eğlenmek veya ilişki (aşk, sevgi veya gündelik) midir? Nasıl tanımlanırsa tanımlansın yaşam veya yaşama hakkı kutsaldır, yani evet doğmayı ve aynı hataları yeniden yapmayı isterdim. Tabii değiştirme gücü verilmiyorsa...