Bak dünya, dünyadaki dağlar ve bitki örtüsü güneşten önce yaratıldı dediğinin farkında değilsin.
Güneş sistemi gezegeni dünyanın güneşten önce yaratıldığını iddia ettiğini idrak edememişsin.
Ve yaşamak için güneş ışığına muhtac olan bitkilerin güneşten önce varolduğunu iddia ediyorsun.
Sen bilim ile ilgilenmiyorsun ki, neden bilimle çelişen ayet soruyorsun.
Senin bilimle işin olamaz, sen tefsir okumaya devam et.
Ben ilk kez tefsir okuduğunda sen doğmamıştın muhtemelen.
Tefsirde Dünya ile üzerindeki dağlar bitkiler ve bereket güneşten ve göklerden önce yaratıldı yazıyor.
Ve bu sana çok normal geliyor çünkü bilimsel olarak bu konularla hiç ilgilenmemişsin.
Dağları güneşten ve göklerden önce yarattığını söyleyen bir tanrıya inanıyorsın.
Sonra kuranda bilim ile çelilen ayet var mı diye soruyorsun.
Yorumlarınızı gayet severek okuyorum bu konu dışında bir çok konuda hem fikiriz. Sadece bir hatayı düzeltmek istiyorum. Ayette "yarattık" demiyor "süsledik" diyor. Bence, yıldızların sonra yaratıldığı anlamı yerine var olan yıldızların yerleştirildiği anlamı çıkıyor. Sonrasında gelen "bozulup, yıkılmaktan koruduk" bölümü ise dünyanın varlığının korunması için bunun gerekliliğinden mahsettiğini düşünüyorum.
“De ki: Siz yeryüzünü iki günde yaratan Allah’ın tek ilâh olduğunu inkâr edip, O’na bir takım eşler, ortaklar mı uyduruyorsunuz? Halbuki bütün bunları yapan O, âlemlerin Rabbidir."
"O, yerin üstünde sabit dağlar yarattı, orayı bereketli kıldı. Orada arayıp soranlar için gıdalarını, bitkilerini ve ağaçlarını tam dört günde takdir edip düzene koydu."
"Sonra iradesi bir gaz halinde bulunan göğe yöneldi. Ona ve yere şöyle buyurdu: 'İsteyerek de olsa istemeyerek de olsa emrime gelin!' Onlar da: 'İsteyerek geldik.' dediler."
"Böylece iki gün içinde gökleri yedi kat olarak şekillendirdi. Her bir göğe, kendisine ait işi vahyetti.
Biz, dünya semasını kandillerle, yıldızlarla süsledik, bozulup yıkılmaktan koruduk. İşte bu, her şeye gâlip olan, her şeyi bilen Allah’ın takdiridir.” (Fussilet, 41/9-12).