Dogukan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Larvalar üzerinde deney yaptığınızı varsayalım. Bu larvaları biraz farklı, gördüklerini duyduklarını yorumlayabiliyor, anlam çıkarabiliyor. Zihinleri var. Okuma yazma da bilsinler. İçine bir yazıt bırakıyorsunuz ve yazıtta bu kurallara uymalarını istiyorsunuz. Uyarlarsa iyi bir hayatın onları beklediğini, uymazlarsa cezalandırılacağı da yazıyor.

Deney ortamını oluşturuyorsunuz; deneyiniz kapalı bir kutu içinde gerçekleşiyor. Bir kamera takıyorsunuz. İçerideki larvalar ışık yandığı sürece etrafını görüyorlar, ışık söndüğünde zifiri karanlık.

Ve larvaların birisi çıkıp diyor ki; gözlemci yok. Çünkü biz gözlemciyi görmüyoruz, onun hakkında hiç bir şey bilmiyoruz. Acaba kaç kıvrımı var, kaç santimetre boyunda yazıta hiç bir şey yazmamış. Bütün bu ortamı sözde o oluşturmuş bir de davranışlarımıza karışıyormuş.

Bu larvanın kibrini gösteriyor. Kendine "gözlemci olsaydım ne yapardım?" sorusunu soruyor ardından kendince bazı kararlar verip bunun doğru olduğu kanısına varıyor, binlerce yıldır çözülememiş bir matematik sorusunu çözmüş edasıyla ortalıkta dolanıyor.
Bu örnekte larvaları kaba koymuş insan bir gözlemciden bahsediyorsunuz. Bu denklemde evreni ve diğer insanları nereye konumlandıracaksınız? Larvalar küçük kutunun içindeki canlılarsa, evren de bu durumda içinde bulunduğunuz mahalle oluyor. O mahallenin diğer yaşayanları da diğer gözlemci tanrılar mı? Kaç tane gözlemci var?

Evrenin yaşı, gözlemlenebilir evrenin çapının büyüklüğü gibi hesaplamalara bakalım. Dünyanın oluşumundan sonraki insanlığın tarihi evrenin yaşı içinde 1 milisaniye bile sürmez. Sonsuz ve genişlemekte olan bir evrene hükmeden bir tanrının, dünyadaki dişi homo sapienslerin ne giyeceğine ilk homosapienslerden 200 bin yol sonra gönderdiği bir kitapla karar verdiğini belirtmesi epeyce mantık dışı.