Merhaba, benzer anlayışa sahibiz sanıyorum, bende kendime deist diyorum ama aslında agnostik bir inanışa sahibim çünkü Tanrı var mı yok mu asla bilinemez, olup olmadığını öğrenemeyiz diye düşünüyorum, deizm bu konuda daha kesinci ama ben değilim. Nedenine nasılına sebebine pek girmeyelim tabi ama deizmin Tanrı vardır diyerek kastettiği veya agnostisizm de olabileceğine ihtimal verilen Tanrı'nın ismi kesin olarak Allahtır diyemeyiz yani bir Tanrı var deizmde ama Yahve de olabilir, Ahura Mazda da olabilir veya herhangi bir yaratıcı güç, Tanrı olabilir illa isimlendirilmemiştir umarım aradaki farkı anlatabilmişimdir.
1. sorunun cevabı çok basit, coğrafya kaderdir. Tarlada büyüyen karpuzlar bile boy boydur, kiloları ve renkleri farklıdır, kimi kelek çıkar kimi kıpkırmızı, kimi bal gibidir kimi tatsızdır çünkü aldıkları güneş aynı olmaz, su aynı olmaz, bulundukları toprak aynı olmaz, tohum kalitesi ve gübre oranı bile aynı olmaz yani eşitlik ve adalet gibi kavramlar dünyanın değil, evrenin hiçbir yerinde yoktur. Kısacası adaletten söz edemeyiz. Ne kadar adaletli bu durum? demişsin, ee adaletli değil işte ondan bahsediyoruz. İnsanlar kendi kaderlerini kendileri yazarlar, fakir ailede doğabilirler, sefalet içinde yaşayabilirler ama akıllarına günün birinde bir fikir gelir ve bir garajda bu fikirlerini hayata geçirip zengin olabilirler. Bu din içinde geçerlidir, günümüz çağı artık bilgi çağı, hangi inanışı merak ediyorsan yazıyorsun arama motoruna en ince detayına kadar yazıyor, bir inanç seçeceksen istediğini seçersin. Ateist ve deistleri çoğu kişi şöyle eleştirir, tüm dinleri araştırdın mı ki Müslüman değilsin veya ateistsin derler, halbuki Müslüman doğmuşsundur ve bir çelişki/tutarsızlık görmüşsündür, bu kusursuz sandığın dinde bir kusur bulup çıkmana yeter, diğer dinleri ezber etmene gerek olmaz. Din mutlak iman işidir, çelişkiye asla yer yoktur, şüphe varsa aklında ona iman denemez.
2. sorunun cevabı ise çok daha kısa, bana göre ölüm sonsuz bir uyku gibidir, klasik her gece uyuduğumuz uykunun rüya görülmeyeni ve sonsuza kadar süreni gibi düşünebilirsin, tıpkı uyku gibi bilincin kapanıyor ama tek fark ile, tekrar açılmıyor. Hal böyle olunca da soru cevap yapmaya gerek olmuyor. Bu konuyu bende yıllar önce düşünmüştüm ve Müslümanken bile garip garip sorular sormuştum kendime. Her şeye gücü yeten mutlak bir Yaratıcı var ve can almak için melek yolluyor, doğa için melek yolluyor, haber göndermek için melek yolluyor, kırılan diş yere düşmeden tutması için melek yolluyor, ne yaptığımızı bilmek için sağımıza solumuza yazıcı melekler yolluyor, mezarda sanki her şeyi bilmiyormuş gibi sorgu melekleri yolluyor diye düşünürdüm tabi devamı var ama abartmayayım. Sözün özü tek taraf burası ise öteki taraf ölü yatırım diye düşünüyorum. Başka bir arkadaş benzerini yazmış ama tamamen ters kutuplardayız, bende yıllardır araştırıyorum ve hala araştırmaya devam ediyorum. Bugünün araştırma konusu mesela tek harfi bile değiştirilmediği iddia olunan bir din kitabı var ve o din kitabının 26 civarı bilinen farklı hali var, acaba hangisi değiştirilmemiş olanı diye inceliyorum çünkü 25 tanesinin sahte olması gerekiyor değiştirilmediğinin ispatı için. Tabi eğer 25i sahte ise hadi inanmayanlar bir benzerini getirsinler sözü bu sefer ne olacak çünkü anlaşılan 25 tane benzerini birden getirmişler bu denkleme göre de, yani araştırmanın sonu yok, kişisel gelişim ve genel kültür birer derya deniz, daldın mı kolay kolay çıkamıyorsun, her cevaplanan sorundan sonra cevaplanması gereken yeni sorular doğuyor ve bu böyle sonsuz bir döngüye giriyor. Umarım aradığın tüm cevapları bulursun ve araştırmaktan, öğrenmekten, kendini geliştirmekten asla vazgeçmezsin. Bu yolda soracağın başka soru veya yardımcı olabileceğim başka konular varsa yardımcı olmaktan mutluluk duyarım, sana ve soru sormak isteyen herkese. Kör dövüşüne, laf atışmasına, hakarete meraklı tipler uzak olsunlar yeter. Bazıları herkesin kendinden sorumlu olduğunu unutup hidayet falan dilemeye kalkıyorlar çünkü, bilgileri olmadan fikirleri oluyor o zaman canım sıkılıyor. Neyse, tüm sorularına cevap bulman dileklerimle.