İlk soru ile başlayalım. Öncelikle İslam dinine göre her çocuk fıtrat üzere yani Allah'ın varlığını ve birliğini bulup anlayabilecek şekilde doğar. Bu nedenle Müslüman bir ailede doğan çocukla, gayrimüslim bir ailede doğan çocuk mizan önünde eşit kabul edilir (Tabi ki insanlar eşit kabul ediyor, aslını Allah bilir). Yukarıdaki duruma "Her doğan, İslâm fıtratı üzerine doğar. Sonra, anne-babası onu Hristiyan, Yahudi veya Mecusi yapar." hadisini kaynak alabilirsiniz ayrıca Hz. İbrahim kıssası genelde özensiz bir şekilde anlatılsa da bu duruma örnektir.
İkinci soru ile devam edelim. yine İslam dinine göre İman yani inanmak iki türlü yapılan bir durumdur. Bunlar Tahkik-i İman ve Taklid-i İman dır. Müslüman ailelerin çocukları hayatlarına taklid-i iman dediğimiz ailesinin Müslüman olmasından dolayı sorgulamadan Müslüman olmaları ile başlarlar. Daha sonra ailenin veya çevrenin yönlendirmesi ile inandıklarını sorgulamaya, "Ben neden bu dine inanıyorum?" sorusuna cevap aramaya başlarlarsa Tahkik-i İman dediğimiz aşamaya geçiş yapmaya başlarlar. Tahkik-i İman; Müslüman olan kişinin neden Müslüman olduğunu bildiği, ailesi Müslüman olduğu için değil kendisi istediği için Allah'ın varlığına ve birliğine inandığı durumdur.
Umarım sorularını biraz aydınlatabilmişimdir. Bunlar üzerine araştırmalar yaparak daha derin bilgi elde edebilirsin istersen. Sana yardımcı olmayan hocaların için oldukça üzüldüm. Malesef günümüzde her alandaki hocaların bir çoğu öğretmeleri gerektiği konuları kendileri de bilmediği için soru sorunca köpürüyor.
İyi forumlar
Teşekkür ederim hocam. 2. Soru ile alakalı şüphe kalmadı. Sağolasın hocalarım yardımcı oldu. Ne kadar doğru bilinmez ama en azından tatmin oldum. ilk sorumun cevabını hala alabilmiş değilim.