Din konusunda tarafların birbirine saldırgan tavırlarına artık son verilmesi gerekiyor. Mide bulandırıcı bir hal alıyor.
Hacı hocadan duyduğunuz kulaktan dolma bilgilerinizle yaşadığınız Müslümanlığı veya "ben ateistim, deistim siz inanlar aptalsınız" görüşlerinizi forumun dışında bırakın veya bir liste oluşturun sırayla engelleyelim. Düzgünce soru sorulmuş bir konuya saygısızca yöneltilen cevaplar ne büyük kirlilik, zaman israfı.
Hat hudud bilerek tartışan arkadaşları sözümün dışında tutuyorum.
https://sorularlaislamiyet.com/munke...ste-geciyor-mu Sizden biriniz veya ölü kabre konulunca simsiyah mavi gözlü iki melek ona gelir onlardan birine Münker diğerine Nekîr denilir. O iki melek şöyle derler: 'Bu Muhammed denilen adam hakkında ne dersin?' O kimse ise ölmeden önce söylediğini aynen tekrar ederek: 'O Allahın kulu ve Rasûlüdür. Ben şehâdet ederim ki Allahtan başka gerçek ilah yoktur. Muhammedde onun kulu ve elçisidir.' O iki melek derler ki: 'Senin böyle söyleyeceğini biliyorduk.' Sonra o kabir yetmiş arşın kadar genişletilir ve aydınlık hale getirilir ve 'Rahatça yat uyu burada.' denilir. O kimse 'Bu durumu benim aileme dönüp haber verebilir miyim?' deyince o iki melek; 'Gelin güvey gibi rahatça uyu, gelin güveyi olan kimseyi ailesinden en çok sevdiği kimse uyandırır.' derler. O kişi o kabirde mahşer için diriltilinceye kadar rahat rahat uyur. "O kabre konulan kimse münafık ise Muhammed (s.a.v.) hakkında sorulan soruya; 'İnsanların peygamber dediklerini duydum bende aynen öyle söyledim, gerçek midir, değil midir bilemiyorum.' diyecek. Bunun üzerine o iki melek; 'Senin böyle söyleyeceğini biliyorduk.' derler. O kabre, 'Sıkıştır onu!..' denilir, kabirde onu sıkıştırır da kaburga kemikleri yerlerinden oynar. Allah onu böylece mahşer günü uyandırıncaya kadar azab etmeye devam eder. (Tirmizi, Cenaiz, 70)
Aslında içerikte iki tür görüşten bahsediliyor. Kabul gören görüşü yazdım.
Genellikle yapılan hata şu; alem, durum ve varlıkları kendi sınırlarımız doğrultusunda değerlendiriyoruz. Öldüğümüzde aynı insan formunda olacağımızı, aynı zihin ve ruh halinde olacağımızı buna göre cevaplar vereceğimizi ve davranacağımızı düşünüyoruz. Bu doğru değil. Bize verilen akıl, bilgi ve tecrübenin belli sınırları var. Ancak İslam dininde bahsedilen Yaratıcı'dan bahsediyorsak, hayal gücümüzün sınırlarından kurtulmamız gerekiyor. Bize anlatılan; atom altı parçacıkların oluşturulmasından kainatın oluşturulmasına kadar, zamanın akışından boyutlara kadar ve bilmediğimiz nice kavramları yaratan bir ilahtan bahsediyoruz. Basite indirgemek hiç doğru değil.
İçeriğin en son kısmında şu yazı yer alıyor.
Münker ve Nekirin gayb alemine ilişkin varlıklar olduğu, bunlara yüklenen görevin de aynı alemle ilgili bulunduğu dikkate alınarak birinci görüşü savunanların yönünde bu tür konularda vahyin geçerli kabul edilmesi gerekir. Gayb âleminde gerçekleşen hususlar hakkında dünya hayatının sınırlı kavram ve kriterleriyle hüküm vermenin isabetli olmayacağı gerçeği göz ardı edilmemelidir.
Son olarak; inanç kişilerin kendi özgürlüğüdür. Müslümanlığa göre yaratıcı bu özgürlüğü insanlara vermiştir, diğer kişilere göre bu doğuştan gelen bir haktır. Dolayısıyla Yaratıcının insanlara verdiği hakkı eleştirmek bizlere düşmez. Aynı zamanda insanların insanlara verdiği doğuştan gelen hakkını sorgulamak ve eleştirmekte bize düşmez.