Birleşmiş Milletler'in Tayvan'ı ülke olarak tanımadığını biliyorsanız, ABD'nin de Birleşmiş Milletler'in an kıdemli söz sahibi üyesi olarak, Tayvan'ı ülke olarak görmediğini bilmeniz gerekir. Birleşmiş Milletler, Tayvan'ı Çin'in bir parçası olarak görür. Tayvan pasaportlarının, kimlik bilgileri kısmının üzerinde hala "Republic of China" yazar. Tayvanlı biri, Çinli biri ile rahatlıkla iletişim kurabilir. Hem Tayvan'da, hem Çin'de, hem Hong Kong'da yaşadım. Aynı şekilde Rusya'da, Ukrayna'da da yaşadım.

Şu anda dünyada ABD dış politikası, her tarafı karıştırmaya yönelik bir eylem peşinde. Amaçlarının ne olduğu kestirilebilir, netleştirilemez. ABD'nin zaten Çin'in bir parçası olarak gördüğü bir ülkeyi, ülkeyi diyorum bakın, silahlandırmak istemesinin hiçbir iyi amacı olamaz. Kaldı ki, ziyaret edecek kişinin yaptığı ziyaretin kişisel bir ziyaret olduğunu ve kendileri ile ilişkili olmadığını dile getirerek zaten geri vites yapmak derdindeler.

Olması gereken: Tayvan ile Çin arasında bir krize neden olmamaktır. ABD, Tayvan'a yönelik planlar yapmaz ise, Çin Tayvan'a saldırmaz. Çin'in ülkelerde söz hakkı sahibi olma biçimi, yatırımdır. Örneğin, Singapurda yaşarken, Singapur'un ülke başkanı Çinli biriydi. Baştan aşağı yatırım almış bir ülkedir. Metrolarında Mandarin, İngilizce her şeyde görürsünüz. Oysa ki bakıldığı zaman, Amerikan fanı gibi davranır Singapur. Aynı şey Asya ülkelerinin çoğu için geçerlidir. ABD, İran'a yaptırım uygular, yaptırımla yönetmeye çalışır. Çin, İran'a milyar dolarlık yardım yapar.

Kısaca, olması gereken, daha fazla kışkırtma ortamı yaratmamak ve savaş çıkmasına "her anlamda" engel olmaktır. Bu da, başka ülkelerin politikaları ile değil, herkesin kendi politikaları ile ilgilenmesi ile mümkündür. En basitinden dibimizdeki Suriye'ye için, hem ABD hem Rusya hem de başka ülkelerden gözetmenleri sokmazsanız, terör sorununu o kadar hızlı çözersiniz ki, bu ülkede bu kadar evlat ölmemiş olurdu.
Umarım açıklayıcı olmuştur.