digiklan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Bakın yasanın izin verdiği saatlerde insanların gürültü yapma hakkı vardır.
Üst komşunuz hiç tadilat yaptırmadı herhalde. Sabah 10 dan akşam 6 ya kadar dibinizde matkap çalıştırıyorlar kafanıza çekiç vuruyorlar gibi hissediyorsunuz.
Sokağınızda bir yol çalışması olmadı herhalde? İş makineleri çalıştıkça binanız camlarınız titriyor.
Günde 5 defa ezan okunuyor sabahın köründe gürültü yapılıyor diyemezsiniz.

Ben de bu adetlere karşıyım.
Bu mahalle arası düğün dernek işleri köyden şehre taşınmış varoş adetleridir.
Ama insanların sizin huzurunuza saygı duymasının sizin hakkınız olduğu iddia ettiniz gibi sizin de insanların daha iyi bir evde yaşamasına, düğününü derneğini yapmasına, sokakta iş makinelerinin çalışmasına saygı duymanız gerekir.
Gece çalışıp gündüz uyuyacaksanız insanların sizin uykunuza saygı duymasını bekleyemezsiniz.

Şehirde gürültü vardır.
Şehir merkezinde yaşamanın bazı bedelleri vardır, gürültü de bunlardan biri.
Evinizin ses yalıtımına özen gösterirseniz şikayetleriniz azalır.
Ama sizin için gereksiz bir adetten şikayet edemezsiniz çünkü başka insanlar için bu adetler gerekli.
Sizin sessizlik isteme hakkınız kadar başka insanların da kendi gelenek göreneklerini yaşama hakları var.
Size katılmıyorum. Gürültü yapabiliyor olmamız böyle bir hakkımız olduğunu veya bunun doğru olduğunu kanıtlamaz. Cezai yaptırım olmamasının nedeni kamuoyunun bu olgulara sahip çıkmasından veya tepki göstermemesinden kaynaklanıyor.

Yol çalışması yapılabilir, insanlar ibadetlerini özgürce yaşayabilir fakat her hangi bir şey başkalarını gündüz veya gece uyutmayacak, beyninde matkap çalıştırıyormuş gibi saatlerce sürecek şekilde yapılamaz normal de. Evdeki bir hastayı veya bir bebeği veya askeri-polisi, tıbbi, nükleer vb. tehlikeli, yakıt taşımacılığı, otobüs şoförlüğü gibi mesleki hatanın can kaybına sebep olabileceği insanları kimsenin bile bile, önlem veya çeşitli alternatif çözümler üretmeye çalışmadan rahatsız etme hakkı yok. Eğer kaçınılmaz bir gürültü ve büyük bir ticari, askeri bir durum kadar ciddi bir şey varsa bölgedeki insanları geçici olarak belli bir bölgeye nakletmek veya alternatif çözüm önerileri düşünmelisin. Bir inşaat çalışması veya birinin parası olsun, olmasın tıbbi veya kanuni bir zorunluluk, şart olmayan sokak düğünü ile kimsenin psikolojisini, ruh sağlığını veya bir hemşirenin, doktorun, öğretmenin, polisin, askerin, şoförün, kuryenin, maliye - finans uzmanının, inşaatta veya tersanede tehlikeli pozisyonlarda çalışan insanların ve iş arkadaşlarının hayatını riske atma hakkına hiçbirimiz sahip değiliz.

Param olmadan nasıl araba alma imkanına sahip değilsem, param olmadan nasıl kulüpte parti yapma imkanına veya daha ciddisi sağlıklı şeyler yeme hakkına bile sahip değilsem, param olmadan çalgılı, çengili düğün yapma imkanına ve böyle bir lükse de sahip değilim. Bir araba, hastalıkta - sağlıkta bir aile için yeri geldiğinde manevi yeri geldiğinde tıbbi bir can kurtaran olabiliyorken ve araba denilen şey bile her aile veya her birey için şarttır durumunda değilken binlerce insan ile iç içe yaşarken nasıl böyle "keyfi" bir şey hak olabilir? Burada olayı para, varlık ve yoksulluk gibi şeylere indirgememek gerekir zira kime göre neye göre? En basit organizasyonu, eğlenceyi bile maddi sebeplerle yapamayacak insanların evliliği ve durumlarına ne diyeceğiz? Sırf ülkemizde de değil, diğer ülkelerde de geçerli aynı şey.

Edit: Mesajı çok editleyip editleyip durdum kusura bakmayın ama sırf bu konuda değil her meselede birbirimize bir şeyler dikte etmekten vazgeçmeliyiz dünya çapında, uluslararası olarak sorunların önemli bir nedeni de bu. Ben veya biz böyle düşünüyoruz, bu herkes için doğrudur tanımını üzücü ve etik değil. Kalabalıklar halinde bir şeyler dikte etmek nedir diyecek olursanız: Abd, toplumunun ve dolasıyla politikasının Irak'a girmeliyizi, Rusya'nın Ukrayna'ya girmeliyizi, Çin'in Tayvan bizimdir gibi toplumsal ve dolasıyla politik tavrı bunlarda üzücü güçlü, güçsüz çekişmeleri ve dikte olaylarıdır. Bu arada inşaat veya ibadet durumlarında da şu parametre var, tüm sokağın veya mahallenin menfaatine kullanılacak veya insanların ortak inançlarına uygun yapılan dini etkinliklerle; bir veya bir kaç ailenin sokak düğünü, bir firmanın ve potansiyel müşterilerinin her gün her gün, umarsızca insanları inşaat sesleri ile veya bir apartman dairesi veya müstakil ev sahibinin kendi keyfi için tüm sokağında yaşayan insanlara inanılmaz gürültüler oluşturması aynı şeyler değil diye düşünüyorum.