mcatakcin adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
buna benzer durumu yıllardır babamla yaşıyorum.

duvara 1 çivi çaksam çalışıyor gibi görünürüm.
ama dağların arasında kimsenin bilmediği butik otelimize, dünyanın dört bir yanından müşteri çekmeme rağmen "bacak bacak üstüne atıp bilgisayarın başında oturuyorsun" denilerek surat asılıyor.
babamda öyle çok yaşlı falan değil yani 50 yaşında. hatta twitterdan sıkı bir gündem takipçisidir.

düşününce biraz hak verebiliyorum. yaptığımız iş hiçbir şekilde somut görünmüyor.

yine de somutlaştırmak gerektiğinde müşteri akışı yaratan tanıtımlar yapmayı bırakıyorum.
o zaman "reklam ver oğlum müşteriler azaldı" diyor
ee ben sözümona bacak bacak üstüne oturuyorum ya? hiçbirşey yapmıyordum hani?

çevremdekiler arasından kimin ne dediği hiç umrumda olmadı.
birtek nedense babamın beni ve işimi değersizleştirmesine sinir oluyorum.

yoksa kendi yolumu çizdiğimde kim benle alaycı bir şekilde dalga geçtiyse şimdi içten içe kıskançlık duyuyorlar.
olay tabi ki kazandığımız paranın miktarı biraz da. para, elde ettiğimiz başarıları belgeliyor ve somutlaştırıyor.
yine de kuruşuna kadar hak ediyoruz.

biyolojik olarak en tembel ve enerji yakmaktan uzak olan organ yani beynimizi kullanıyoruz.
akıl teri dökmek öyle kolay değil. 12 saat aralıksız inşaatta çalışabilirim yemin ederim bunun yorgunluğunu da biliyorum.
ama yaptığımız işlerdeki bilişsel yorgunluğun tarifi yok. ama anlatamazsın işte
ben pek boş duramayan bi insanım hocam.sadece netde degil,gerçek hayatdada mesela gidip antalyada tatil yapmak yerine,bi işe girip çalışmayı tercih ettim her zaman.boş duramıyorum çok şükür maddi sorunlarımız olmadıgı halde,ilk okul 4-5 e giderken çalışmaya başladım.pazarda limonata ve su sattım.simit sattım,ayakkabı boyadım.konfeksiyonda,internet cafede,bilgisayarcıda,kasetcide filan çalıştım.bunların hepsinide ailemden gizli yaptım üstelik.sabah evden erkenden çıkardım,tüm gün it gibi sokaklarda gezicem,akşam geç gelirim der çıkardım.bilseler çalışmama izin vermezler diye.arkadaşlar inanmazdı bu dedigime,ama en son çalıştıgım işte yakalandım ve tamda dedigim gibi oldu.haberleri sunuyordum,komşular tvde görüp annemlere söylemiş ve öylece yakalandım.babam izlemiş ben işteyken,gece gelince yanıma gelip bitek şey söyledi ; yarın git,ayrıl işten...en son çalıştıgım fiziksel iş haberleri sunmaktı,eglenceliydide

ama özellikle erkek çocukları,en çokta babasından takdir görmek ister derler.babam yaptıgım hiçbi işi begenmedi bu şekilde.ama bi süre önce işte o konuda barıştık,artık sorun çıkarmaz oldu çok şükür.darısı senin başına

zorluk,yorgunluk olayına gelince...2 tür yorgunluk vardır,mental açıdan ve fiziksel açıdan.fiziksel açıdan yorgunluk bence daha kolay geçiyor.yatıp uyuyursun,dinlenince geçiyor genelde.ama mental açıdan yorgunluk,adamın uyumasına/dinlenmesine/eglenmesine hiçbi şekilde müsade etmiyor.yeri geliyor işimde bi sorunla karşılıyorum mesela,çözmem gerek.haftalarca,aylarca o sorunun çözümü için kafa patlatıyorum.ve bu yorgunluk,geçip koltuga uzanınca geçmiyor malasef...

sonuç olarak her işin olumlu olumsuz yanları vardır.ama ülkemizde malasef insanların geneli için tek bi kural var bu konuda ; herkesin işi kendine zor,dünyadaki diger bütün işler ondan kolaydır....