Merhaba hocalarım öncelikle hayırlı sabahlar, hayırlı cumalar 😊
Başımdan geçen bir askerlik anımı sizinle paylaşmak istiyorum.
Askerliğime 3. kolordu komutanlığı nda başladım. Bilenler bilir Şişli Ayazağa yokuşunda iki kışla var karşılıklı NATO askerleri ile birlikte ortak görev yapılan bir ÜS.
Orada askerliğime başladım diyorum çünkü sonrasında sürgün edildim 😀
Doğma büyüme İstanbulluyum ben dolayısı ile askerliğimi de İstanbul da yapıyor olmam 1000/1 rastlanır bir şeydi sanırım. Acemi birliğimi 88/2 tertip olarak Tokat 48. Piyade Eğitim Alayı'nda tamamladıktan sonra birliğime teslim oldum.
ilk acemi birliğine gidişi ve kalan askerlik sürecini geçireceğiniz yere giderken duyguları tarif etmeme gerek yok 15 ay / 18 ay yapanlar iyi bilir bunu
Her haftanın cuma gününde rahmetli babam gelir evci izni belgelerini imzalar beni kapıdan alırdı pazar akşamı geri dönerdim
Böyle 3 ay devam ettikten sonra nöbetçi Astsubay ın dikkatini çeker bu durum. Benim sürekli evci izninine çıkıyor olmam... Bir güvenlik ve ikametgah araştırması yaparlar ve evimin İstanbul'da olduğu anlaşıldığında Ankara dan bir yazı gelir. Erzincan Askeri Hastanesi'ne sürgün edilmesine.. diye cümlelerle biten bir resmi karar.
O an nasıl hissettim anlatamam psikolojim allak bullak oldu resmen. Çünkü yeni arkadaşlıklar edinmişsiniz sanki kalan ömrünü onlarla geçirircesine candan gönülden bağlanmışsınız birbirinize derken sürgün kararında eminim ne hissettiğimi az çok anlamışsınızdır.
Neyse Erzurum toplama kampına gidiş noktası adresi verilmiş. Oradan da helikopter ile görev yapacağım bölge ye Erzincan Askeri Hastanesi'ne intikal ettik. Merak edenler için söylüyorum evet orada da üniforma giyiyorduk normal hastane gibi düşünün beyaz önlüklü doktorlar teğmen ve yüzbaşılardan oluşuyordu.
Tabi normal hastanelerde olduğu gibi hemşireler de vardı. İlk günlerde her ne kadar sürgün olarak geldiğimde olan ön yargılarım olsa da bunlar kısa zamanda geçti çünkü çok rahattım herkes çok rahattı.
Asıl anlatacağım olay bundan sonra başlıyor..
2008-2009 arasında Erzurum'da teröristlerle girdikleri çatışmada yaralanan ve şehit olan askerlerimiz olmuştu bir çoğu bizim hastaneye getirildi bazılarının da naaşı. Herkes seferber olmuştu. Daha iğne yapmasını bilmeyen ben burada açıklamanın uygun olmadığını düşündüğüm cerrahi ve tıbbi müdahaleleri yaptık askerlerimize.
Çok uzun bir hafta olmuştu o zaman bizim için. Hatırlayanlar var ise 9 şehidimiz olmuştu o dönem kayıtlara geçen Erzurum'dan gelen. Fakat daha da fazlaydı. Her ne kadar bunlara değinmek istemesem de askerde yaptığım vukuat bu olaylardan sonra gelişen ruhsal ve psikolojik bunalımdan kaynaklı oldu.
Yaklaşık 1 ay kendimi toparlayamadım. Yazıcıydım dikkat veremiyorum diye yazıcılık görevinden alıp mevzi nöbetine verdiler.
İlk günlerde yanlız başıma kafam rahat diye düşünüyordum ama bir gece canım iyice sıkılmıştı hangi akla hizmet hangi mantıkla yaptım bilmiyorum ama nöbet silahımız G-3 bu arada kurma kolunu bir anda çektim mermiyi namluya verdim ve havaya doğru 3 el ateş ettim
TAK. TAK TAK.... .
O an kalbimin atışını ve sesini duyabildiğime yemin edebilirim peki şimdi ne olacaktı çok heyecanlanmıştım bacaklarımın titremesini önleyemiyordum derken çok eminim aradan 3-5 saniye ancak geçti derken birden siren sesleri duydum hastanenin güvenlik alarmı çalmaya başlamıştı ölüm çığlığı gibi o sesi bilirsiniz.
En yüksek tepedeyim ben mevzinin karşısında teller var diğer tarafında da karanlık bir orman diğer tarafta buraya çıkan geniş bir arazi yolu. Ordan en aşağıyı görebiliyorum hastanenin tam karşısında da 59. Topçu Tugayı var. oradan net bir şekilde 4 tane büyük araç AMM (Ani Müdahale Mangası) aracının tepeye doğru hızla geldiğini fark ettim.
O anda düşünüyorum ne cevap vericem nöbetçi komutan Yüzbaşı veya binbaşı tam hatırlamıyorum ama çok rütbeli biriydi

bir yandan nöbet kulübesinden telefon çalıyor diğer yandan telsiz anonsları fakat ben hiç birine cevap vermeyip sürekli karmaşık düşünceler içindeyken ilk önce nöbetçi komutan şoförüyle birlikte geldi araçtan indi ilk sözünü çok iyi hatırlıyorum beni ayakta görünce neoldu? Sonra iyi misin! dedi iyiyim komutanım bir şeyim yok dedim silahını ver asker dedi elini uzatarak namlu yukarı bakar dik şekilde emredin komutanım dedim uzatarak.
Şarjörü çıkardı kurma kolunu falan çekip yuvayı falan kontrol etti. O sırada amm gelmişti projektörler falan zifiri karanlık olan nöbet bölgesi bir anda aydınlanmıştı. Tekrar sordular neden ateş ettin diye ben o an biraz korkudan ve heyecandan komutanım karşı yoldan içeriye girmek isteyen bir şahısa yönelik uyarı ateşi attım dinlemedi iki el daha attım dedim. Ama aralıksız 3 el ateş ettiğini duyduk dedi doğrudur komutanım dedim

bir yandan da doğruluk payı olup olmadığından emin olmak için gösterdiğim noktada çekirdek izi arıyorlar.
Derken sonrasında hiç bir şey olmadı sadece tanesi 1,5 dan 4.5₺ hazine malına zarar vermekten maaşımdan kesinti oldu. Aldığımız maaş ta 14₺ civarı sanırım o zaman
Fakat bu benim adli sicilimde aradan 10 yılı aşkın zaman geçmesine rağmen kodlu şekilde Erzincan. As..İz. Kamu hazinesine zarar vermekten...tahsiline.. şeklinde görünüyor.
Diyeceklerim bu kadar sizinle de paylaşmak istedim. yorum ve görüşlerinizi merak ediyorum. 😊