Geçenlerde ekşide görmüştüm yurtdışına çıkan veya özel sektöre kayan doktorlar için bir çözüm olabilir mi diye
Argüman şu;
"Türkiye dünya sağlık endeksinde 96 ülkede 26. olup Amerika'yı İtalya'yı geçebiliyor. Türk doktorları iyi eğitim alıyor ve iyi koşullarda yetişiyor. Bu tarz bir tıp eğitimini yurt dışında herhangi bir yerde almaya kalkasınız 200 250 bin dolar bir masraf çıkar. Devlet burada her tıp öğrencisine her türlü imkan veriyor ve kolaylık sağlıyor. Bu yüzden en azından bu masrafları karşılayabilmek için doktorlar mezun olur olmaz 5 veya 6 sene zorunlu kamuda hizmet etmeleri gerekir. "
Tarzı bir argüman siz ne düşünüyorsunuz
Keşke öyle olsaydı ancak eğitim kalitesi artık öyle değil. Bu hekim sorunu değil, artık bunu iyice bir ortaya koymak gerekiyor. İnsanlar zaten hekimliğin yapılmaz hale getirildiğini söylerken siz zorunlu hizmetten bahsediyorsunuz ki o da zaten var olan bir uygulama. Tıp fakültesi sonrası 2 yıl, üzerine ihtisas sonrası 1.5 yıl üzerine yan dal için de 1.5 yıl zorunlu hizmet yapıyor. Zorunlu hizmetlerini de istediği yerde değil, açık olan yerlerde yapıyor. Saydığınız zaman 5 yıl yapıyor.
Ha bu noktada asker ve polisin zorunlu hizmetini söyleyecek olursanız; asker ve polis kamu dışında bu görevi yerine getiremez. Ancak Tıp, diş hekimliği ve eczacılık fakülteleri serbest meslek erbabı yetiştirir. Buradan mezun olan hekim ve eczacılar kendi mesleki kariyerlerini istedikleri yönde çizme özgürlüğüne sahiptir. Ancak buna mukabil, hiç bir meslek grubunda bir kademe yükseldikten sonra bir daha zorunlu bir daha zorunlu hizmet yapmaya mecbur bırakılmaz.
Zorunlu hizmete tabii tutulan bir başka meslek grubu yok, son dönemde avukatlık için stajer avukatlık uygulaması geldiğini anımsıyorum.
Devlet'in sağladığı imkanlar konusu da pek çok tıp öğrencisi tarafından tartışılır bir şekilde ortaya konabilir. Yurtdışına gidenler veya özel sektöre kayanlar için bu söylediğiniz asla çözüm olmaz, yarayı daha da derinleştirirsiniz. Hekim camiası oldukça hassaslaştı ve tüm hizmetlerde bir durdurmaya gitmeyi de düşünüyorlar. Bahsini ettiğimiz camia ülkede doğru bildiğini söylemek için atacağı adımları hesaplamadan atmayacak kadar bilinçli hareket ediyor ama halk ile hekimlik müessesesi karşı karşıya getiriliyor.
Çözüm hekimlerin kaçmasını durdurmak değil, sistem içerisinde hekimi bu meslekten alıkoymaya zorlayan sebepleri ortadan kaldırmaktan geçer. Aynı şekilde beraber çalışılan sağlık çalışanlarının neredeyse tümü bu sıkıntılı süreçleri yaklaşık 15 yıldır tolere ediyor. Pek çoğu psikolojik, ekonomik ve insani olarak oldukaç yıprandı.
Artık birilerinin oturduğu yerden kalkarak gerekirse kimlik gizleyerek sağlık kuruluşlarını hafifçe bir gezmesi, çalışanların şartlarını gözlemlemesi gerekir. 48 saate döndürdüğünüz bir personele sabah kahvaltısı diye 1 kibrit kutusunun yarısı kadar peynir, 2 zeytin bir de kuru ekmek verirseniz o kişiyi personel değil ırgat veya afedersiniz hayvan konumuna soktuğunuzu hissettirirsiniz. Ve siz bunu 15 yıl boyunca ne idüğü belirsiz firmalara ihale ederek tüm kaynakları personel veya fiziki şartlar yerine bu firmalara, veya devlet kurumuna idareci diye koyduğunuz iş bilmezlere dağıtırsanız bu düzen böyle gitmez.
Hekimlerin söylediklerini bugün ortaya çıkmış ekonomik kaygılar olarak nitelendirmek ayıptır, RİYAKARLIKTIR. Çünkü 15 yıldır bu camia ve sağlık çalışanları tamamıyla Sağlık Bakanlığı ile iletişim kurmaya çalıştı. Üzerine yönlendirilmiş tüm saldırılara rağmen de kurmaya çalışıyor.