Ben kendi yaşadığımı anlatayım da, gönlüme düşen damlayı görmeyen varsın konuşsun.
Evliliğimin ilk yılları. Evde hanımla film seyrediyoruz. İlginç olanı 2-3 kanalda güzelde filmler var. İlk çocuğum henüz 7 aylık, uyuyor. Bir arkadaşım "Ne oluyor" diye whatsapp dan yazmış. Bildiğim hiç bir şey yok, anlam veremedim. Nasıl bir problem var derken NTV yi aç dedi. Net hatırlamıyorum ama saat 22.00 civarıydı. İlk verdiğim tepki, "ne olacak, karşılarına çıkacağız" yazdım, bir telefon görüşmesi daha yaptım. O an neler düşündüm bilemiyorum ama il merkezine gitmeyi kafaya koydum. Konu ciddi olduğu için öldürülebileceğim hissi de geçti içimden. Sonrasın da abdest aldım. Eşim korkmasın diye bir şey konuşmuyorum. Ev hali, daha uygun kıyafetler giymeye gittim. Çocuğumu son kez görecekmişim gibi bir his düştü. Beşiğinde uyuyor ama sarılıp öpemedim bile. Yine aynı neden, eşim panik yapmasın. Kıyafetlerimi değiştirirken öylece uzaktan baktım. Henüz cumhurbaşkanı sokağa çağırmamış. Kardeşimin aracını alacağım. Babam ve iki kardeşimle aynı binada oturuyoruz. Babalar her belaya atlarda, evlatlarını hep uzak tutarlar. Belki engel olur, gitme der diye kapısını çalmadın. Kardeşimden arabayı istedim ama nereye gideceğim konusunda hiçbir şey söylemedim. Sonrasın da telefonla görüştük. Her biri ayrı ayrı kimseye söylemeden çıkmışlar evden.
Haberleri izlediğimde beni içten içe dışarıya çıkmaya çağıran bir ses vardı. Ölebilirsin, abdest al öyle çık diyen bir ses. İnsan sevdiğinde, üzüldüğünde, korktuğunda nasıl bir his yaşıyor da tarif edemiyorsa bu da öyle ve onlardan tamamen farklı bir histi. Yaşayan bilir.
Bir yağmur damlasının kıyafetleri delip geçmesi gibi, o gece öyle bir yağmur yağdı ki; Nasibi olan insanların derilerinden sıyrılıp kalplerine kadar işledi. Yaşayamayanlarda "neden ben değil" diye nasipsizliğini sorgulasın.
Daha uzun bir yazı olmasın diye devamını yazmıyorum. Evden çıkışım bu şekildeydi. O günü yaşamayan, birilerinin ağzından konuşan, kulaklarına üflenenleri dillendiren, inanmak istediğiyle bizi yargılayanlar tabi ki olacak. Diledikleri gibi değerlendirebilirler.
Ülkem için bir tehdit görsem, yine tereddüt etmem, çıkarım. Bunun için hariçten bir davet de beklemem.