ygt05 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Konuyu okurken çok duygunlandım. Aslında yaşadığınız şeylerin hemen hemen aynısını ben de yaşıyorum. Çok uzatmadan ben de kısaca anlatmak istiyorum hikayemi; Üniversitenin ilk yıllarında maddi durumum çok kötüydü. Aldığım 400-500 liralık burs temel masraflarımı bile karşılamıyordu. Bu sebepten kredi kartına borçlanmıştım ki o da beni hepten mahvetti. Ben de en azından borcumu kapatmak için o dönem iş arayışına giriştim. Hamallıktan tutun da kasiyerliğe kadar her yere başvurdum ama kimse iş vermedi.

2 sene boyunca kart borcu yüzünden okulun neredeyse hiçbir etkinliğine katılamadım. Arkadaşlarım bir yere oturmaya çağırdığında bile parasızlık yüzünden gidemedim. O dönem güzel giden ilişkim de aldatılarak son buldu. Bu durum çok kötü etkiledi ve beni çevremden iyice soyutladı. Bütün üniversite hayatım okulla yurt arasında geçmeye başladı. Ben de bu asosyal durumumu(krizler hep fırsat barındırır) değerlendirmek adına bir site açtım. Sitem üzerinden ürün tanıtımı yaparak affiliate geliri kazanmayı hedefledim. İlk 3 ay 5 kuruş kazanamadım. Ama pes etmeden içerik üretmeye devam ettim ve 3. Ayın sonunda inanılmaz bir şekilde sitem organik hit almaya başladı.

Ve ilk ay yaklaşık 9.000 TL gelir elde ettim. Para hesabıma yatınca ben bir süre şok yaşadım. Düşünsenize öğrencisiniz, cepte 5 kuruş para yok ve bir anda bu kadar yüklü bir miktarda para geliyor. Kazandığım paranın büyük bir kısmını projeme yatırıp işleri daha da büyütmek istedim. Bir taraftan da SEO ve reklamcılık kursu alarak kendimi geliştirmeye çalıştım. Projem 6. Ayına girdiğinde aylık cirom 30k ya ulaştmıştı. Ben hiç yılmadan aynı istikrarla çalışmaya devam ettim ve okulumu da bitirdim.

Pandemi döneminde okul bitince sürekli evde aynı ortamda bulunmaktan babamla kavga etmeye başladık. Babamın baskıları beni çok bunaltıyordu. Ben de bu baskılara daha fazla dayanamadım ve başka bir şehirde kendime yeni bir hayat kurmaya karar verdim. Gideceğim şehir Niğdeydi. Abim orada çalıştığı için orayı tercih etmiştim. Eşyalı bir ev tuttuk ve ben bir anda artık niğdeli olmuştum. Üniversiteyi bile kendi memleketinde okumuş birisi olarak başka bir şehre yerleşmek acayip zoruma gitmişti ve ilk aylar çok bunalıma girmiştim. Öyle ya da böyle insan her şeye alışıyor. Bu süreç kendimi tanımamı sağladı. Bana yalnızken de güçlü olmayı ve pes etmemeyi öğretti.

Askerliği de tecil ettirip bütün zamanımı, motivasyonumu bu işe harcadım. Bir taraftan bolca şehir dışına çıkıp geziyor bir taraftan da işime zaman ayırıyordum. Halen de burada yaşıyorum ve Allah'a çok şükür finansal özgürlüğüme ulaşmış durumdayım. İstedğimi alabiliyor, zaman ve mekan bağımsız olarak paramı kazanabiliyorum. Halen de mevcut işimle hayatımı kazanmaya devam ediyorum şükürler olsun.

Uzun lafın kısası; eşinizi, dostunuzu veya işinizi kaybedebilirsiniz. Düşmez bir Allah var bu hayyatta. Ben hep karanlık günlerin sonunda aydınlık günlerin geleceğine inanıyorum.

Hayatı tüm kusurları ile kabul edin ve yaşama sevincinizi asla kaybetmeyin.

Sevgiler
Tebrik ediyorum üstat. Allah yardımcın olsun. İşte asıl mesele şu cümlende saklı; "eşinizi, dostunuzu veya işinizi kaybedebilirsiniz. Düşmez bir Allah var bu hayyatta. Ben hep karanlık günlerin sonunda aydınlık günlerin geleceğine inanıyorum."

Başarılarının devamını diliyorum.