Ülkenin Cumhur başkanı, kendisi ile farklı görüşte olanlara "sürtük" , "vatan haini" ve farklı düzey ve seviyelerde sövgü ve hakaretlerde bulunuyor ise, en başta ülke hükümeti farklı düşüneni düşman olarak görüyorsa. Diğer gruplar ve kişilere neden ayrıştırıyorsun düşmanlık yaratıyorsun diye sormak kimsenn haddine değildir.
Örneğin en son bugün, sayın cumhur başkanı tarihta hiç olmayan birşeyi olmuş gibi söyledi. "Camileri yaktılar" dedi. Sıradan bir vatandaş olmayan bir şeyi, bir topluluğa iftira atmak için söylese, halkı kin ve nefrete teşvikten hakkında soruşturma açılır. Mesela ben bunları yazarken maxsimum seviyede dikkatli yazmak durumundayım. Cumhur başkanının yaptığı kötü eylemler ve kötü söylemlere rağmen ona saygı durmak zorundayım. Yasalar ile bu bana dayatılıyor.
Şöyle bir şey ekleyeyim, kişiye değil ama bulunduğu makama saygı duymak zorundayız ama sevmek zorunda değiliz diye biliyorum yani kimse kimseyi zorla sevecek diye bir şey yok. Mesela ben sarı ve ıslak tuvalet terliğini çok daha fazla seviyorum kendisinden, sevmemek suç değil ya? Bulunduğu makama ise aşırı saygılıyım, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı makamı, ülkenin en değerli koltuğu, en değerli rütbesi. Demokrasi diye bir olay var, iyidir kötüdür tartışılır çünkü çoğunluk her daim haklı olmayabilir veya bazen çoğunluklar da hata yapabilir, benim sevmediğimi bir başkası çok sevebilir, onun sevmediğini ise ben çok sevebilirim ama çoğunluk ne derse o olur. Fakat sevmeme hakkımız özgürlüğümüz hala varsa bazı inanları sevmeyebiliriz diye düşünüyorum.
Neyse, konu başlığına ve videoya gelecek olursak birkaç senedir pandemi etkisi ile konserler epeyce azaldı ama müziğin birleştirici gücü asla azalmaz, en fazla müziğin saati falan kısıtlanabilir, hepsi bu. Farklılıklarımızın farkındayız aslında hepimiz, farklarımızdır bizi insan yapan, klonlardan ayıran. İşte bu yüzden farklılıklar bizi insanlaştırıyor diye düşünüyorum, ayrıştıran aslında farklılıklar değil, farklı düşünen insanlar.