Tarladaki adamın sosyal güvencesi yok mevsim bitti mi kapı dışarı. Belediyedeki 150tl alıyorsa 150tlde sigortası yatıyor işi sürekli.
İşin realitesi şu,
tarladaki kadın (adam değil kadın) bizim burda 200-250 arası yövmiye alıyor. Erkekler genelde emekli, emekli maaşı yetmiyor. Ama çoğunun çalışacak (tarla ya da başka bir yerde) durumu yok çünkü yaşlanmış, gücünü kaybetmiş. Karısı destek olmak için tarlada yövmiye işe gidiyor.
Evde kocası çalılan kadın destek olmak için tarlaya gidiyor. Eğitim parasını çıkarmaya çalışan öğrenci sanayide, tarlada çalışıyor. Çünkü ailesinin gücü yok.
Emin olun o şartlarda ekonomik gücü olsa tarlaya gitmez, evinde çoluğu çocuğu torunuyla ilgilenir.
Bu ülke hala ayaktaysa yine yoksul insanın omuzlarında ayakta
gençlere iş yok, belediyeye girmek istemeleri doğal, insanların önü açılmıyor sürekli engel olunuyor. (Kosgeb, teşvik fln hikaye)
Ekonomimiz berbatın da ötesinde
ama adam tarlaya ırgatlığa gidiyor. 500 gr çayı bedava alınca ekonomi iyi diyor, çünkü zeka yok.
Önce ekonomi öğrenmek lazım. Boşa harcadığımız (yani başkasına düşük ücrete çalıştığımız her saniye) matrix filminde olduğu gibi enerjiye dönüşüyor (pil). Yukarıdakiler yoksulları enerji olarak (ucuz enerji) kullanıyor. Çünkü hem iş gücü hem oy deposu oluyorlar. Oysaki o 500 gr çay zaten onların kendi malı (verilmeyen emeklerinin karşılığının çok az bir karşılığı)
Neyse konuyu ampül partisi yandaşları ile polemiğe çevirmeyim.
Ekonomi öğrenirsek çözülür sorunlar(ımız)