İstanbul'da 15 milyon insan var. Bu nüfustan daha az nüfusa sahip ülkeler var. Bu kadar insanın bir kısmı elbette dışarda yemek yiyecek. Hayatının büyük kısmını bir işyerinde çalışarak geçiren insanlar bu kişiler. Yani zengin değiller. Ama o gün oralarda gördüğünüz insanların çoğu her gün dışarda yemek yemiyor. O gün onların da canı dışarda buluşup yemek istemiş. Ayrıca bekar ve sadece kendini geçindirmekle mükellef insanlar da var Türkiye'de. O yüzden dışarda yemek yemeği bir zenginlik olgusu gibi görmek garip geliyor bana.

Çok fakir ve sürekli çatışmaların içindeki sömürülen Afrika ülkelerindeki köylerdeki insanlar gibi yırtık kıyafetlerle dolaşıp sazlıktan yapılmış evde yaşamayan insanlar zengin sayılıyorsa ancak zengin denebilir.

Her şey gibi yemekler de pahalı. Ama insanlar biraz nefes almak istiyor. Bugün az düzgün kalitede bir ayakkabı almaya kalksak neredeyse asgari ücretin 4'te 1'i gidiyor. Elektronik eşyalara el bile sürülmüyor. İnsanın psikolojik açıdan haz alabileceği en uygun eğlence şu anlık dostlarla yemek yemek oluyor.