Bu alan cumhuriyet öncesinde de hava meydanı olarak kullanılan bir araziydi.
1914 yılında osmanlı da havacılığın başladığının tüm dünya'ya ilan edilmesi için bir hava yolculuğu tertip ediliyor. Büyük toprak kayıpları yaşayan Osmanlı hem dünyaya biz de buradayız demek istiyor hem de moralsiz halka bir etkinlik düzenleyip yeniden cesaretlendirmek istiyor. Savaşlardan bunalan halk bu haberle çok heyecanlanıyor.
Osmanlı havacıları istanbul'dan kahireye gitmek için hazırlanıyor. Dönemin şartları düşünüldüğünde bu çok zor ve tehlikeli bir yolculuktu. İmparatorluğun çökmediğini ispatlamak için havacıların kahireye ulaşması gerekiyordu.2380km.'lik yolculuğun 25 saati hava da geçecekti.
8 Şubat 1914 günü Osmanlı'ya ait bu 2 uçak Bugün Atatürk Havalimanının bulunduğu alandan havalandılar. İkmal için vardıkları tüm noktalarda Halk büyük bir coşku ile pilotlarımızı karşılıyordu.
2 Uçakta oldukça kötü durumdaydı pusula, barograf hatta hız göstergeleri bile yoktu. Yolculuğun 17.gününde şam'a ulaşan yüzbaşı fethi beyin uçağı 27 şubat tarihinde kudüse doğru yola çıktılar fakat onları bekleyen coşkulu kalabalığa ulaşamadılar. Uçak düşmüş ve Osmanlının ilk pilotları şehit olmuşlardı, diğer uçakta bulunan yüzbaşı nuri bey ve ismail hakkı bey'in akıbeti de farklı olmamıştı. 11 mart da Düşen diğer uçaktan ismail hakkı bey sağ olarak kurtarılmış fakat nuri bey şehit olmuştu.
Bu iki talihsiz kazaya rağmen harbiye nezareti kahireye ulaşma hedefinden vazgeçmemiş ve en nihayetinde mayıs 1914 de kahireye ulaşmayı başarmışlardı.
Ilk türk hava şehitlerinin mezarları bugün hala suriyenin başkenti şam da bulunuyor. (Kerem Gök)
Bu tarihi olayı anlatmamın sebebi Atatürk Havalimanının ne kadar değerli ve tarihi bir alan üzerinde bulunduğunun farkındalığını yaratmak içindi. Biz köklerine ve tarihine bağlı bir milletiz. Mustafa Kemal Atatürk 1925 yılında Türk Teyyare Cemiyetini kurduğunda sivil havacılığa kazandırılan bu alanı boşuna seçmemiştir diye düşünüyorum.
Dönemin şartlarında alabildiğine uygun arazi mevcutken buranın seçilmesi bana göre tesadüf değildi.