PixelTasarim adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Kuran'ın Araplar'a gönderilip gönderilmeme mevzusu uzar gider. Daha da tartışmaya gerek yok.
Benim cevap vermek istediğim şu, göğüsü yeni tomurcuklanmış kız manasına gelmediğini ve bunun sapıklık olabileceğini belirtmişsin. Hangi sapık diyor bunu ya? Diyerek bunu mutlak olarak sapıklık olarak tanımlamışsın, bence de bu bir sapıklık.

Peki bakalım, Hz. Muhammed ne yapmış?
Aişe'ye 6 yaşında nikah kıyıp, 9 yaşında Aişe ile cinsel ilişkiye girmiş. Bunun taklası yok. Sahih bir hadistir bu, yok adetten sonra sayıyolardı gibi savunma yapmazsın umarım. Çünkü kendine ehli sünnet diyen (bizim yobaz olarak gördüğümüz) hocalar bunu açık açık söylüyorlar. Ayriyetten hadislerde çok güzel olarak tanımlanan Cüveyriye ile de 12 yaşındayken, ailesini katlettikten sonra çadırında ilişkiye girmiş. Bu da sahih hadistir. Buhari ve Müslüm'de de yazar.

Peki sadece Hz. Muhammed mi göğüsü yeni tomurcuklanmış kız ile ilişkiye girmiş?

Birbirlerinin kızlarını birbirlerine vermişler sahabeler. (Sorularla islamiyet gibi siteler bunu yalanlıyor fakat aç Buhariyi Müslüm'ü Davut'u oku.) Kaç yaşlarında birbirlerine vermişler? 7'li 8'li yaşlarındaki kızları. Hz. Muhammed'in 2 kızı Osman'a verildikten sonra ölmedi mi? Neden öldü bu kızlar? Erken doğum yaptıkları için öldüler. Hz Muhammed gerçekten peygamber olsaydı derdi ki "Arkadaşlar bu yanlış, bir kız ile evlenebilmeniz için 18 yaşlarında olmaları gerekir, aksi taktirde bu çocuklar ölür". Fakat bunu diyememiş. Aksine Kuran'da HENÜZ ADET GÖRMEMİŞ kızlar ile ilgili ayet var.
Talak 4 -> https://www.kuranmeali.com/AyetKarsi...sure=65&ayet=4 Lütfen ayeti bizim ayet bükücülerden okuma. Arapça kelimelerin üstüne gelince HENÜZ ADET GÖRMEYEN KIZLAR ile evlenebilirsiniz diyor Allah.
Hatta Elmalılı Hamdi Yazar Mealini de buraya bırakayım:
TALAK 4
Hayızdan kesilmiş olan kadınlarınız - şübhelendinizse - onların ıddeti de üç aydır, hayız görmiyenler de öyle, yüklülerin ise ecelleri hamillerini vaz'ı etmeleridir ve her kim Allaha korunursa Allah onun işine bir kolaylık verir.

Sen söylemeden ben söyleyeyim, bunun taklası da burada Allah sözde hasta kadınlardan bahsetmiş. Allah'ın diyemediğini kulları neden söylemeye çalışıyor?

1400 senedir peygamber sünneti diye küçücük kız çocukları kelli felli adamlara verildi. İnternette Afganistan'da başkalarına verilen kız çocuklarının videoları var.
Taliban yapınca, IŞID yapınca terörist oluyor ama Hz. Muhammed yapınca peygamber oluyor.


SONUÇ
Ben 1400 sene önceki yaşamış insanları yadırgamıyorum. O dönemin adetleriydi onlar. Sonuçta, Ebu cehil bile karşı gelmemiş küç.ük kız çocukları ile evlenilmeye.
Zaten demek istediğim de bu; ayet-hadis falan hepsi o döneme ait. Hz. Muhammed bu dönemi görememiş.

Yanlış yazdığım birşey olursa affola.
Bu arada, ben de hayatımda Kuran okumamış bir müslümandım geçen seneye kadar, namaz kılıp oruç tutardım. Daha doğrusu sadece arapça okurdum ve anlamını bilmezdim. Bir gün merak edip Türkçe'sini okuyunca dehşete düştüm, ve daha çok araştırdım, daha çok araştırdım. En sonunda baktım ki Kuran Allah kelamı değil, dini terk etmeye karar verdim. İnan çok daha rahatım, kuş gibiyim. Sağlıcakla.
Hocam sen neyin kafasını yaşıyorsun? Neyi nereye bağladın?

Alıntı
Birbirlerinin kızlarını birbirlerine vermişler sahabeler. (Sorularla islamiyet gibi siteler bunu yalanlıyor fakat aç Buhariyi Müslüm'ü Davut'u oku.) Kaç yaşlarında birbirlerine vermişler? 7'li 8'li yaşlarındaki kızları. Hz. Muhammed'in 2 kızı Osman'a verildikten sonra ölmedi mi? Neden öldü bu kızlar? Erken doğum yaptıkları için öldüler. Hz Muhammed gerçekten peygamber olsaydı derdi ki "Arkadaşlar bu yanlış, bir kız ile evlenebilmeniz için 18 yaşlarında olmaları gerekir, aksi taktirde bu çocuklar ölür". Fakat bunu diyememiş. Aksine Kuran'da HENÜZ ADET GÖRMEMİŞ kızlar ile ilgili ayet var.
Talak 4 -> https://www.kuranmeali.com/AyetKarsi...sure=65&ayet=4 Lütfen ayeti bizim ayet bükücülerden okuma. Arapça kelimelerin üstüne gelince HENÜZ ADET GÖRMEYEN KIZLAR ile evlenebilirsiniz diyor Allah.
Hatta Elmalılı Hamdi Yazar Mealini de buraya bırakayım:
TALAK 4
Hayızdan kesilmiş olan kadınlarınız - şübhelendinizse - onların ıddeti de üç aydır, hayız görmiyenler de öyle, yüklülerin ise ecelleri hamillerini vaz'ı etmeleridir ve her kim Allaha korunursa Allah onun işine bir kolaylık verir.
(Yaşlılık sebebiyle) Kadınlarınızdan artık adetten kesilmiş (menopoza girmiş veya ameliyatla aybaşı özelliğini yitirmiş) bulunanlarla; (ve yine evlenme çağına geldiği halde tıbbi nedenler ve fıtri -doğuştan gelen- bazı engellerle) adet görmemiş olanların iddet (bekleme süre)leri ise -eğer şüpheye düşecek olursanız- (biliniz ki) üç aydır. Hamile kadınların bekleme süresi ise, yüklerini bırakmaları (doğum yapmaları ile sona ulaşır). Kim Allah’tan korkup (haksızlık ve hayâsızlıktan) sakınırsa (Allah) ona (her) işinde bir kolaylık kılacaktır.

Ayetin tefsiri bu.

Hz. Ayşe’nin evlendiği zaman yaşının büyük olduğunu, ablası Esma’nın biyografisinden kesin olarak anlıyoruz. Eski biyografi kitapları Esma’dan bahsederken diyorlar ki:
“Esma yüz yaşındayken, Hicretin 73. Yılında vefat etmiştir. Hicret vaktinde yirmi yedi yaşındaydı. Hz. Ayşe ablasından on yaş küçük olduğuna göre, onun da hicrette tam on yedi yaşında olması icap eder. Ayrıca Hz. Ayşe, Hz. Peygamber’den önce Cübeyr’le nişanlanmıştı. Demek evlenecek çağda bir kızdı.” (Hatemü’l-Enbiya Hz. Muhammed ve Hayatı, Ali Himmet Berki, Osman Keskioğlu, s. 210)
Ayrıca nikah dediğiniz şey akiddir. Akid söz vermek demektir. Çocuk yaşta ki bir kişiye nasıl nikah kıyılacak? 3 yaşında nikah kıyılabilir diyen sözde islamcıları kendinize rehber ediniyorsunuz. Birileri sırf çoluğa çocuğa nikah kıymak için hadis uyduruyor.

Madem o kadar küçük kızlara düşkündü de Hz. Hatice ile 40 yaşındayken niye evlendi? Malı için değil mi? Hz. Hatice ile evlenince tüm mallarını Allah yolunda harcamışlar. Bu kadar şehvetine düşkün bir adamsa peygamber ne kadar çoluk çocuk var nikah kıyar, tüm zekatları kendi alırdı. Hal bu ki ehlibeyte peygamber ailesine zekat haramdır. Hatta Hz. Fatıma yetişemediğinden işlere bir yardımcı alalım dediğinde bile karşı çıkmış. Onun yerine dua öğretmiş.

Gelelim erken doğum meselesine. O günün sağlık şartları bugünün şartları bir değil. Bundan 50 sene öncesine bile gitsen bir çok kadının düşük yaptığını görürsün. Kötü yaşam koşulları, sağlıksız beslenme, hijyen sorunları gebeliğin seyrini etkiler.

Hz. Cüveyriye, Benî Müstalık Kabilesi reisi Hâris bin Ebî Dırar'ın kızı idi. Müreysi (Benî Müstalık) Gazâsında alınan esirlerden biri de kendisiydi. Kocası Müsafi bin Safvan Peygamberimiz (s.a.v.)'in amansız düşmanlarından biri idi. Harpte öldürülünce Hz. Cüveyriye dul kalmıştı.
Esirler, mücahidler arasında bölüştürüldüğü zaman, Hz. Cüveyriye, Sabit bin Kays ile amcası oğlunun hissesine düşmüştü.1
Hz. Cüveyriye, Sabit bin Kays'la anlaşmış, kesişme yapmıştı.* Tayin edilen fidyeyi ödediği takdirde hürriyetine kavuşacaktı. Fakat, fidye ödeyecek imkânı yoktu. Bu sebeple Peygamber Efendimize müracaat etti ve kurtuluş fidyesinin ödenmesi hususunda yardım talebinde bulundu.
Resûl-i Ekrem Efendimiz, ona, "Sana, bundan daha hayırlı olan yok mudur?" diye sordu.
Beklenmedik bir soruya muhatap olan Hz. Cüveyriye birden şaşırdı. Hürriyetine kavuşmaktan, tekrar anne babasına, yurduna varmaktan daha hayırlı ne olabilirdi?
Bir anlık bir tereddütten sonra, "Yâ Resûlallah!" dedi. "Hakkımda yapacağınız bundan daha hayırlı şey nedir?"
Peygamber Efendimiz, "Senin kurtuluş fidyeni ödeyerek seni zevceliğe kabul etmemdir." buyurdu.
Hz. Cüveyriye bütün bütün şaşırdı. Esaretten kurtulduğu gibi, böylesine büyük bir şerefe de nâil olacaktı. Bir an kendi âlemine daldı. Peygamber Efendimizin yurtlarına varmadan birkaç gün önceki rüyasını hatırladı: Ay Medine'den sanki yürüyüp gömleğine girmişti.2
Bir anlık bir şaşkınlıktan sonra, yüzünde sevinç alâmetleri belirdi. Peygamberimiz (s.a.v.)'in teklifine cevabı şu oldu:
"Yâ Resûlallah! Eğer, beni bu şerefe nâil ederseniz, şüphesiz benim için bundan daha hayırlı bir devlet ve saâdet olamaz!" 3
Hâris bin Ebî Dırar'ın Müslüman Olması
Hz. Cüveyriye'nin babası Hâris bin Ebî Dırar da o sırada, kızını kurtarmak için yanına develer alarak Medine'ye doğru yola çıkmış idi. Akik Vadisine varınca develerine baktı. Kıyamadığı ikisini vadide iki dağ arasında kuytu bir yerde sakladı.
Sonra Peygamber Efendimizin huzuruna geldi, "Yâ Muhammed! Kızımı esir almışsınız. Şunlar onun kurtuluş fidyesidir." dedi.
Resûl-i Kibriyâ Efendimiz, "Akik'ten, filan dağlar arasında, filan kuytuya saklamış olduğun iki deveyi neden getirmedin?" diye sordu.
Hâris birden şaşırdı. Hiç kimse develeri oraya saklamış olduğunu bilmiyordu. Artık beklemek mânâsızdı. Derhal
"Ben, şehâdet ederim ki, Allah'tan başka ilâh yoktur. Muhakkak sen de Allah'ın Resûlüsün. Vallahi, yaptığımı Allah'tan başka kimse bilmiyordu."
diyerek Müslüman oldu. Onunla birlikte, iki oğlu ve kavminden yanında bulunanlar da orada Müslüman oldular.4
Peygamberimiz (s.a.v.), Sabit bin Kays'a (r.a.) haber gönderip, durumu kendisine arzetti. Hz. Cüveyriye'yi kendisinden istedi. Sabit bin Kays tereddüt göstermeden, "Babam anam sana fedâ olsun yâ Resûlallah, sana onu bağışladım." dedi.
Resûl-i Ekrem Efendimiz, kurtuluş fidyesini ödeyerek Hz. Cüveyriye'yi babasına teslim etti.
Hz. Cüveyriye'nin Peygamberimiz (s.a.v.) ile Evlenmesi
Müslüman olan Hz. Cüveyriye'yi zevceliğe kabul etmek üzere Peygamber Efendimiz onu babası Hâris bin Ebî Dırar'dan istedi. Baba Hâris buna muvafakat gösterdi. Peygamber Efendimiz, dört yüz dirhem mehir vererek Hz. Cüveyriye'yi zevceliğe aldı.5
Peygamber Efendimizin Hz. Cüveyriye'yi zevceliğe aldığını gören ashab-ı kiram, "Resûlullahın zevcesinin akraba ve taallûkan artık esir kalmamalıdır." diyerek, ellerindeki bütün esirleri serbest bıraktılar. Bu esirler arasında sadece yüz tane kadın vardı.
Bunun için Hz. Âişe der ki: "Ben, kavmi için Cüveyriye'den daha hayırlı, daha mübârek bir kadın bilmiyorum."6
Gerçekten de Hz. Cüveyriye bahtiyar bir kadındı. Bir günde esir iken hem Resûl-i Ekrem Efendimize zevce olma şerefi ve saadetine erdi, hem de kavminin esaretten kurtulmasına sebep oldu.
Peygamber Efendimizin Hz. Cüveyriye'yi eş olarak aldığını duyan Müstalıkoğullarından birçok kimse de bu mürüvvet ve alicenaplığa hayran kalıp, Medine'ye gelerek Müslüman oldular.
Peygamber Efendimizin bütün evliliklerinde ayrı ayrı hikmet ve maslahatlar vardır. Bu evliliğinde de içtimâî bir hikmet ve maslahatı göz önünde bulundurmuştur. O da, kalbleri kendisine ve İslâma ısındırmak, kabileleri akrabalık bağı kurarak etrafında toplamak, kendisine ve İslâma yardımcı kılmaktı.
Malûmdur ki, insan bir kabileden veya bir aşiretten evlendiği zaman, onun ile o kabile veya aşiret arasında bir yakınlık meydana gelir. Bu da, tabiî olarak onları o insanın yardımına koşturur.
İşte, Resûl-i Kibriyâ Efendimiz, Hz. Cüveyriye ile evlenmesinde bu maksat ve gayeyi gütmüştür. Ve bunda görüldüğü gibi muvaffak da olmuştur.
Hz. Cüveyriye'nin Asıl Adı
Hz. Cüveyriye'nin asıl adı Berre idi. Bu ismi beğenmeyen Resûl-i Ekrem Efendimiz, evlendikten sonra, "kadıncık" veya "kızcağız" mânâsına gelen Cüveyriye ismini taktı.7
Hz. Cüveyriye, son derece takvâ sahibi idi. Yoksullara, fakirlere karşı son derece şefkatli, merhametli davranırdı. Yemez, başkasına yedirir; içmez, başkasına içirirdi. Bir gün Resûl-i Ekrem odasına giderek, "Yiyecek bir şey var mı?" diye sormuştu.
Hz. Cüveyriye, "Hayır, yâ Resûlallah! Yanımda yiyecek bir şey yok. Sadece bir davar kemiği vardı ki, onu da kadın azadlımıza sadaka olarak verdim."8 cevabını vermişti. Hz. Cüveyriye, hicretin 57. yılında vefat etti. Baki mezarlığına defnedildi.
Dipnotlar:
1. Sîre, 3:307; Tabakât, 8:116.
* Kesişme yapmak; bir esirin tayin edilen muayyen miktarı kazanıp efendisine vererek, esirlikten kurtulmaya kendini müsait hale getirmesi demektir.
2. İbn-i Kesîr, Sîre, 3:303.
3. Sîre, 3:307; Tabakât, 8:117.
4. Sîre, 3:308.
5. A.g.e., 3:308.
6. Sîre, 3:308; Tabakât, 8:177.
7. Tabakât, 8:118.
8. Müsned, 6:430.


Lütfen artık şu evlilik gündeme gelince *** kafasından çıkın ya. Niye evliliği cinselliğe bağlıyorsunuz? Sanki 7/24 *** yapıyorlarmış gibi kafanızda kuruyorsunuz. O zaman kadın nüfusu erkek nüfusundan fazla olduğu için birden fazla hanımla nikah kıyılabiliyordu. Bu harem kurulduğu anlamına gelmiyor. Burada eğer başına bir iş geldiğinde yada bir erkekle muhatap olunduğunda muhatabı benim demek için. Her ne kadar müslüman da olsa o günü erkekleri çok kibar ve centilmen olmuyordu. İster istemez bir kadınla konuşurken agresif davranabiliyordu. Bu da kadınları ürkütüyordu. Ama evliyse adam kadının yerine karşı taraf ile muhatap oluyordu.

Ez cümle daha da bu konuda tartışacak değilim. Ne idüğü belirsiz kaynaklardan dinden çıkmak için kendine kılıf bulmuşsun. Tekrar müslüman ol diyecek de değilim. Umrumda da değil. Ama bunları bahane edip de hah tamam bugunu buldum deyip müslüman olmama gerek kalmadı demeyin.