2006 yılında 9 yaşındayken bahçe de bulduğum minik bir kaplumbağa vardı. Heyecanla arkadaşlarıma göstermek istedim çünkü o zamanlar hiç oyuncağım yoktu ve biri bir oyuncak aldığında herkese gösterir hava atardı. O gün büyük abilerden biri geldi hacı'ydı adı kaplumbağa mi aldı ve oynamaya başladı bende ona zarar verecek diye ağlıyorum böyle ver diye. Kabuğunu kırıp köpeğine yem olarak vermişti. Bir hafta boyunca her aklıma geldiğinde ağlıyordum. Kanlı cılız bedeninin üzgün bakışlarının o korkunç gülüşün altında can vermesi beni yaralamıştı. Sonra bir gün Hacı denilen ser*efsiz motordan düşüp felç oldu. Felç olduktan sonra hiç kimse bunun ziyaretine gitmedi en yakın arkadaşları bile. Ama ben gittim annesi çok sevindi biri ziyaretine geldi diye börek çörek getirdi yanıma. Ben ise Hacının kulağına eğilip fısıldadım. "Şimdi sen de o kaplumbağa gibisin aciz ve kabuğundan çıkarılmış, her günün azap olsun." Yiyip içmeden çıktım dışarı mutlu olmuştum sanki o an minik kaplumbağamın cennete olduğunu hissediyordum.
Sende şuan cennete olduğunu bil ve mutlu ol