Cevap vermeyi deneyeyim kabul edersen. Peygamberin okuma yazma bilmediği bilgisine nasıl ulaştınız öncelikle? Hz.Hatice'nin kervanları ile daha genç yaşlarında uzak yollarda ticaret yapan kimdi mesela? O kadar hesap kitap okuma yazma bilmeden zor, özellikle en yetkili olarak o kervanın başındaki kişiyseniz. Peygamber Hz. Ali'nin babası olan Ebu Talib'in elinde büyümüş gibi bir durum söz konusu, zaten aşiret/kabile reisi ve oğlu Hz. Ali okuma yazma biliyor, oğlu gibi sevdiği öz yeğeni neden bundan nasiplenmesin? Hadi onları gerçtim, Hz. Hatice oldukça eğitimli, köleleri bile okur yazar ve çok sayıda kitapları olduğu, üstelik yine Hz. Hatice'nin yakın akrabası olan Varaka Bin Nevfel'in alimlik derecesinde bilgiye sahip olduğunu düşünürseniz okuma yazma bilmemesi biraz garip olurdu, ben birden fazla dil bildiğini düşünüyorum çünkü Kuran'da çok sayıda yabancı kelime mevcut, sahabelerin bile anlamını bilmediği aramice, süryanice gibi kelimeler. Hadi diyelim okuma ve yazma bilmiyor, dinlemede mi bilmiyor? O kadar okuma yazma bilenin arasında öğrenmedi diyelim, yanında kitap okunurken de dinlemedi mi? Ümmi kelimesi üzerinden bir durum mevcut, bu sebeple okur yazar olmadığı söyleniyor ama ek olarak Kırtas Hadisesi olarak kayıtlara geçen son anlarında kağıt kalem istediği de benzer sayısız hadiste geçmektedir, okuma yazma bilmeyen insan neden ister kağıt kalem? Çizim diyecek olursan ylı hadislerde bana kağıt kalem getirin size bir şeyler yazacağım hayatınız değişecek, çok önemli bilgiler vereceğim gibi bir cümle kurduğu, Hz. Ömer'in ise kağıt kalemin verilmesine engel olduğu söylenir. Hatta Peygamber hasta olduğunda Hz. Ali hakkında yazmak istiyordu, ben İslam için engelledim dediği kayıtlardadır. Evet biliyorum, çoğu kişi işine gelen hadisi kabul eder ama bu hadisleri kabul etmezler, etmeyeceklerdir o yüzden boşuna yorulduk muhtemelen
Firavun cesedi mi? O da ne öyle? Neredeymiş? Valla bilmiyorum öyle bir ceset olduğunu, bir tane köylü cesedi çıkarılıp alın bu firavundur dendi ama ona hala inanmıyorsunuzdur umarım? Her aha bu firavundur denen cesede iyi tamam o zaman demeye lüzum yok, sellerde, bataklıklarda, volkanik küllerde, buzullarda ve daha sayısız yerde sayısız sayıda korunmuş ceset bulundu, eğer
ŞU mevzuyu diyorsanız reddeden kaynak bile manidar. Bu Firavun meselesi fazla uzadı, uzatmaya devam ediliyor. Neredeyse ilk Firavundan son Firavuna kadar öğle yemeğinde ne yedi ne içti, akşam yemeğinde ne yedi ne içti eşi çocuğu yaşı vs. her bilgisi varken binlerce yıllık kayıtlar boyunca ne hikmetse deniz yarıldı firavun ve ordusu komple yok oldu diye bir detay yer almıyor. Böyle önemli bir olayı Mısır kayıtlarında unutmuş olabilirler mi? Belki de, peki ya Mısır kayıtlarında Hz. Yusuf'a rastlanıyor mu? Teknik olarak hayır, çünkü 7 yıl kıtlık 7 yıl bolluk gibi bir detay bile verilmemiş, zaman zaman Nil'in verimsizleştiği bilinir ama böyle bir süre söz konusu değil. Hadi diyelim Mısır bunları kaydetmedi, peki ya Hz. Musa niye kayıt altına alınmadı? Koca bir şehir dolusu insanı alıp götüren kişi neden kayıtlarda geçmez? Kayıtlardan bahsediyorsak yüzlerce km yol götürülen bir fil ordusundan bahsetmek lazım, çölün ortasında günde 300 litre su içip yüzlerce kg bitki tüketmesi gereken fil ordusunun çölde ne işi var mesela, bu gibi olayların bir kaydı tutulur, kayıp kavimler konusunda da her yıl x kavmi bulundu gibi haberler çıkıyor fakat ortada net bir şey yok. Kaldı ki AD kavmi insanlarının boyları epey uzun deniyordu yanılmıyorsam, anormal boyda koca bir kavmin kalıntısı bulunsa olay olurdu. Hadi helak kelimesini kenara koyalım, yok olan kavimler yok mu? Elbette var. Örneğin deprem ve yanardağ patlamaları gibi sebeplerle, sel gibi sebeplerle, kıtlık ve savaş gibi nedenlerden dolayı çok kavim helak olmuştur, bu yeni bir bilgi değil. Neyse, ne dersem diyeyim çok bir şey değişmeyecek.
---
Birkaç arkadaş ateistler kendilerini zeki zannediyor demiş, bilinçli ateistler gerçekten çok zeki insanlar doğrudur, bir şeyleri araştırıp öğrenmeye çalışmak gerekir bilinçli ateist olmak için, kaynağını sorgulamak, inanmasa bile kutsal kitapları sayısız defa okuyup karşılaştırmak, teyit etmeyi gerektirir. Bilinçli olmayanlar ben inanmıyorum der çekilir köşeye, kastettiğim onlar değil. Ben araştırdım inceledim ve bana mantıklı gelmedi diyenlerden, araştıranlardan bahsediyorum. Çoğu kişi diyanetten tefsir kopyalamış, o da bir şeydir ama orada aksini söylemesi beklenemezdi zaten. Birkaç kişi de cımbızlama demiş, gelin bakın size 2 cımbızlama örneği yazayım.
﴾53﴿ Biri tatlı ve susuzluğu giderici, diğeri tuzlu ve acı olan iki denizi karışacak şekilde salıveren ve ikisi arasına bir engel, aşılmaz bir perde koyan Odur.
Okumuş olduğunuz Furkan Suresi 53. Ayet, çoğu alim geçinen kişiden duymuşsunuzdur Cebelitarık boğazında okyanus ile deniz karışmıyor bakın işte bu bir mucize dendiğini, hadi suyun karıştığı gerçeğini bir kenara bıraktım, Ayette biri tatlı biri tuzlu su diyor, okyanus mu tatlı yoksa Akdeniz mi onu da söyleseler tam olacakmış cımbızcı kişiler.
Andolsun ki biz, (dünyaya) en yakın olan göğü kandillerle donattık. Bunları şeytanlara atış taneleri yaptık ve onlara alevli ateş azabını hazırladık.
Bu okumuş olduğunuz ise Mülk Suresi 5. Ayet, ayrıca Fussilet Suresi 12. Ayette hemen hemen aynısıdır, sadece atış talimi kısmı yoktur, göğün 7 kat olduğundan bahseder. Şimdi cımbızcılar burada bakın işte atmosferin varlığından bahsediliyor bu bir mucize diyorlar, devamını ise cımbızlıyorlar. En yakın katmanını yıldızlar ile donattık kısmını görmezden geliyorlar sanki atmosferin tabakaları içinde yıldız varmış gibi, işte cımbızlama budur. Kısacası inanan ve inanmayan ne derse desin karşısındakinin görüşünü değiştiremez. Konu sahibine ise arkadaşın biraz acemiymiş, sadece bu kadarını mı bulabilmiş, bunlar en zayıfları, biraz daha araştırması gerekiyor. Prensip olarak dini konulara pek fazla atlama taraftarı değilim ama laf atan olursa çok büyük bir memnuniyet ile atlar, gerekli cevabı aynen iletirim, herkes birbirine saygı duymayı öğrenmeli artık.