Doğruyu bulabilmek için yola çıkmaya niyetlendiğimizde, onu bulduğumuz zaman kafamızdakiyle değiştirmeye hazır olmamız gerekiyor. Aksi halde bulduğumuz şeyleri reddederek kafamızdaki daha büyük doğruları yok ediyoruz.
İslam'da kadına verilen önemin tespitini net yapabilmeniz için İslamiyet'in ilk çağları ile ondan evvelki çağlar arasındaki kadının toplumdaki konumunu mukayese etmeniz yeterli olacaktır.
İslam'da boşama hakkı yalnızca erkeğe tanınmış da kadın bu haktan tamamen mahrum edilmiş değildir. Kadın da evlenirken boşama hakkını üzerine almışsa erkek gibi o da boşayabilir. Ayrıca kadın meşru mazeretleri varsa, mahkemeye de başvurup kendisini ayırmasını hakimden isteyebilir de. İslam'da bu yol da kapalı tutulmamıştır. Şartları oluşunca bunların hepsini de hanımın uygulamaya koyması mümkündür. Yani kadına bu hakları İslam getirmiştir.
Kaldı ki kadın -haklı bir gerekçesi varsa- hem hakeme hem de hakime müracaat ederek, kendisini ayırmalarını isteme hakkına da sahiptir. Hakim nikâhı feshedip kadını ayırabilir de... Demek ki boşama imkânı, hem erkeğe hem kadına hem de mahkemeye tanınmıştır. Bununla beraber kadının boşama hakkını beyinden alması hiçbir zaman tavsiye edilmemiştir. Aile içi olaylardan sık etkilenen hanımın bu hakkını hemen kullanarak yuvanın yıkımında acele edeceğinden endişe edilmiştir. Nitekim hanımların çoğunluğu da bu haklarını tarih boyunca almamayı tercih etmiş, uygulamaya koymamışlardır. Bundan dolayı da bu hak pek bilinmemekte; İslam kadına boşama hakkı vermemiştir zannedilmektedir... Ayrıca kocanın hanımına boşanma hakkı vermesi, nikâh akdi esnasında olduğu gibi, evlilik devam ettiği daha sonraki bir zaman diliminde de olabilir.