Arkadaş bir kaç kelamda ben yazmak istedim, yazdıklarında kendini haklı görebilirsin. Ancak Ramazan Davulu bir gelenektir. Ne Kuran-ı Kerimde ne islam dininde farz yada sünnet değil, Osmanlıdan günümüze kadar gelmiş özel bir gelenektir. Ben çocukluğumda hiç uyumaz Davulcuyu beklerdim,
Rahmetli Annem ve Babam, Ramazan davulcusu 30 gün sokağımızdan geçtikten sonra Şeker Bayramını geleceğini öğretmişti.
Çocuk iken aile terbiyesi almak, ilk anne sütü gibidir. Geleneklerini ve göreneklerini unutan nesilleri tarih hiç bir zaman affetmemiştir. Bugün Ramazan Davulu geleneğine karşı çıkanlar, yarın Kurban Bayramında kesilen Kurbanlara, Camilerden okunan Ezanlara, gün gelir Namaz kılınan camilerin kapanmasını ister.
Elhamdülillah Müslamın, Elhamdülillah Mustafa Kemal Atatürkçüyüm, Elhamdülillah Türk oğlu Türk'üm.
Arkadaş kusura bakma ama, rahatsız oluyorsan başka bir ülkede inancına göre yaşayabilirsin. Şahsım adına, Din, Dil, Irk ve inançlara saygım sonsuzdur. Bir sürü inanç gruplarının Türkiye'de yaşadığını ve bu insanlara saygı gösterilmesini yazmışsınız. Peki siz Yüzyıllardır süregelen gelenek ve göreneklerimize saygı göstermiyorken siz hangi saygıdan bahsediyorsunuz. Çok rahatsız oluyor iseniz 12 ayın Sultanı olan Ramazan ayında kulaklarına tıkaç tıkayabilirsiniz. Ramazan davulcularının aldığı paralara gelince, O toplanan paralar bahşiş diye geçer. Bir berbere gittiğinizde berber çırağı bahşiş diye yakanıza yapışmaz aynı şekilde ramazan davulcuları da para diye yakanıza yapışmaz. Verilen bir tür hizmet gibi düşünün hizmetten memnun kalan bahşiş verir, kalmayan vermez.
( Hmm bu arada, acaba Ramazan davulcusuna itiraz ederken, Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı Tatil günlerine 'de karşı mısınız?) merak ettim sadece; Konunun başında söylediğim gibi, siz bu düşüncelerinizde şahsi olarak kendinizi haklı görebilirsiniz ama sizin bu konudan rahatsız olmanız gibi ben ve benim gibi düşünenlerde sizin bu konunuzdan rahatsız olduğu yorumlarda apaçık ortadadır.
Konu içerisinde
"Biz laikliği savunan insanlar olarak diyoruz ki" diye bir cümle kurmuşsunuz.
1. Laiklik nedir? Önce iyi Öğrenin.
Laiklik veya laisizm, devlet yönetiminde dinin veya dinsizliğin referans alınmamasını ve devletin din veya dinsizlik karşısında tarafsız ve tepkisiz olmasını savunan ilkedir.
2. Lütfen siz benim adıma siz bir şey diyemezsiniz. Bende Laikliği savunuyorum ama laikliği savunmak demek, bir çoğunluğun yüzyıllardır süren geleneklerine karşı gelip kaldırılması için kendini yırtması demek değildir. Bu neden ile kendi adınıza konuşun, Laikliği savunan bir kitlenin sizin gibi düşündüğünü göstermeye çalışmayın. Türkiye Cumhuriyeti Laiktir, Din, Dil, Irk ayırmadığı için şimdi senin gibi arkadaşlar bu cümleleri kurabiliyor.
Aleviler konusuna gelince, Aleviler Ramazan ayında oruç tutmaz demişsiniz. Siz önce Alevileri bir tanıyın, bildiğim kadarı ile Aleviler Muharrem ayında 12 gün boyunca 12 Peygamber için Oruç tutarlar. Burada anlatmak istediğim herkesin inancı, kültürü kendine aittir.
Kısaca, bu konular hakkında insanların kültür ve gelenekleri hakkında boş muhabbet konuları açarak insanları kışkırtma ile eline hiç bir şey geçmez. Bu yaptığın Laiklik değil, saygısızlık bir yana bence aynı zamanda bir bölücülüktür.
Sürçü Lisan Ettiysem Affola, Tüm
İSLAMİYET Aleminin
RAMAZANI MÜBAREK OLSUN.
Ramazan davulu despotizmdir. Oruç tutsun veya tutmasın, gecenin bir yarısında herkesi zorla uyandırmak despotizmdir. Artık çalar saat diye bir şey var, oruç tutan saatini kurar uyanır. Ramazan davulu herkesin oruç tuttuğunu varsaymak ve/veya herkesi oruç tutmaya zorlamaktır. +Türkiyede herkesin Sünni mezhebinden olup oruç tuttuğunu sanan cahillere, dogmatik despotlara ve anlama özürlülere bir çift sözüm daha var: Türkiyede 10 milyonu aşkın Alevi mezhebinden müslüman var; Alevi müslümanlar Ramazanda oruç tutmaz; Türkiyede 10 milyona yakın ateist, agnostik ve deist var, onlar da oruç tutmaz; Türkiyede yaklaşık 100bin Hıristiyan ve Musevi var, onlar da Ramazanda oruç tutmaz; Türkiyede sayısını bilmediğim ama milyonları bulduğunu tahmin ettiğim, Sünni mezhebinden olup oruç tutmayı müslümanlığın bir önkoşulu olarak görmediği için ve/veya sağlık nedenleri, yaşlılık, yetişkin olmamak gibi nedenlerden ötürü oruç tutmayan insanlar var. Biz laikliği savunan insanlar olarak diyoruz ki, isteyen oruç tutar isteyen tutmaz. Bu ülkede kimseyi zorla müslüman da yapamazsınız, kimseyi zorla müslümanlığın belli bir yorumuna mahkum da edemezsiniz. Oruç tutmayanlar nasıl oruç tutanların oruç tutmasına hoşgörüyle bakıyorsa, oruç tutanların da oruç tutmayanların oruç tutmamasına hoşgörüyle yaklaşması gerekir. Olay bundan ibaret. Bizi birleştiren unsur müslümanlık ve sünnilik ve onun belli bir yorumu değildir, bizi birleştiren unsur Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığıdır. Burası Suudi Arabistan veya İran veya Afganistan değildir. Bunu hala anlamayan ve Türkiye Cumhuriyeti anayasasından bile haberdar olmayan cahillere duyurulur!
Bu arada müslüman olduğunu iddia edip ramazan davulunu İslama özgü bir şey sanan cahillere yönelik bir açıklama da yapayım: Kuranda ramazan davulu diye bir şey yoktur, bu sonradan icad edilmiş bir şeydi. Benzer biçimde Kuranda megafondan, hoparlörden yüksek sesle ezan uygulaması da yoktur. Zaten olamazdı, çünkü Kuran 7. Yüzyılda yazılmıştır, elektrik sistemi 19. Yüzyılda, megafon, hoparlör 19.-20. Yüzyılda icad edilmiştir. Yani benim eleştirilerime tahammül edemeyenler anayasayı, laikliği bilmedikleri gibi Kuranı ve İslamı da bilmiyorlar.
Bu arada attığım mesajlar hakkında yazılanlara bakınca birkaç noktayı daha açıklığa kavuşturmam gerekir: Batıdaki kilise çanları örnek gösterilmiş, oysa kilise çanları ramazan davulu veya hoparlörden sabah ezanı gibi geceyarısı 02:00-05:30 arası çalmaz, gündüz vakti sabah, öğlen, akşam çalar. Öte yanda kötü örnek doğru referans olmaz, aynı gerekçeyle dindar olmayanların gündüz vakti de olsa kilise çanlarına da itiraz etme hakkı vardır; nitekim Avrupanın birçok yerinde buna dair itirazlar yapılmıştır. Bir başka gerçek şudur ki Avrupa ülkelerinde Türkiyedeki cami sayısı kadar çok kilise yoktur, kiliselerin nüfusa oranı daha düşüktür ve her köşe başında kilise yoktur. Bu nedenle de herkesin çan sesine maruz kalması durumu yoktur. Dile getirilen bir başka şey de müzik eğlence konusudur. Aynı kural orada da geçerli olmalıdır: İkamet bölgelerindeki yüksek sesli müzikli mekanlar ses izolasyonlu kapalı mekanlarda olmalıdır. Avrupada da böyledir. Özetle mesele sadece dini bağlamda bir konu değildir. Dini çerçevede olsun veya olmasın, insanlar birbirine saygılı olmalı, kendi geleneklerini alışkanlıklarını onları rahatsız edecek bir biçimde başkalarına dayatmamalıdır. Sürekli meydana gelmeyen, ara sıra yaşanan olağan dışı şeyler bir istisna olabilir ve idare edilebilir, ama her gün düzenli ve sürekli bir hale dönüşen gürültüye kimse katlanmak zorunda değildir.
Örsan Öymen