10'lu yaşlarımın başından itibaren çeşitli webmaster tandanslı platformların içerisinde bulundum. Bu platformlara kaydolurken hangi ismi koyacağım noktasında kafam hep karışıktı. Şimdilerde birçok kişinin isim - soy isim şeklinde kaydolduğunu görüyorum. Ancak geçmişte özellikle bu tarz forumlarda nickname kullanmak modaydı. r10.net gibi kolay üye olunamayacak, davetiye gerektirecek bir platforma dahil olurken hangi ismi koyacağım konusunda kafa karışıklığım ve kararsızlığım iki katına çıkmıştı. Nasıl olduysa, kafamda nereden yer edindiyse bilmiyorum, İspanyolcada "sakin olmak" tarzında bir ifadeye tekabül eden CALMARSE kelimesinde karar kılmıştım. Çünkü henüz 10'lu yaşlarımda bile itidalliği ve vakurluğuyla övülen bir kişiydim, hatta çocuktum. Bu noktaya gelen bir konuyla, anlattıklarımın nasıl bir bağlantısı var diyorsanız şöyle açıklayabilirim:
Konuyu ve bahsedilen diğer mesajları baştan sonra tekrar incelediğim zaman 26. yaşıma basmaya birkaç ay kala; cahilliğe, bilgisizliğe ve cahilliğin - bilgisizliğin getirdiği kof özgüvene karşı soğukkanlılığımı, toleransımı yitirdiğimi fark ettim. Belki de daha önemlisi kendilerine verilmiş ve verilecek her türlü sıfatın öncesinde "kof" ifadesi kullanılacak kapasiteleri fazla ciddiye aldığımı anladım.
Çocukluk yıllarımda ve üniversite eğitimimin ilk dönemlerinde öğretmenlerin, akademisyenlerin bazen öğrencilere ve diğer insanlara karşı yüksek agresyonla cevap vermelerini anlamlandıramıyordum. Böylesine iyi mertebelere gelmiş insanların tansiyonlarını daha kolay kontrol edebileceklerini düşünüyordum. Fakat karşılarında ilgili konunun en temel bilgisini bırakın, terminolojisine dahi hakim olamayacak kadar hazırbulunuşluğu bulunmayan kişilerin, işin profesyoneliymiş edasında yargılarda bulunmaları sonrasında öğretmenlerin, akademisyenlerin veya ilgili alandaki profesyonellerin agresifleşmelerini anlar ve hak verir oldum. Devamında en azından bazılarına karşı itidalli davranmanın gereksiz bir iyilik olduğunu düşünmeye başladım.
Bu yazımda bir konu hakkında açıklama yapacağım. O da teknik bir durum olduğu için net ifadeler kullanacağım. Harici olarak diğer konular için sorular soracağım ve cevaplarını sadece kendi kendinize vermeniz benim için yeterlidir. Her türlü kümülatif birikimi berhava edebilecek müktesebata sahibim evelallah. Hele de bildiği yanıldığına yetmeyecek, bakış açılarını dahi temellendiremeyecek düzeydeki birisinden gelebilecek argümanları çürütmek için efor sarf etmeme dahi gerek yok. Ancak cümlelerimin, kelimelerimin algılanmak istendiği gibi algılanmasının önüne geçmek adına bir konu haricinde net ifade kullanmayacağım.
Akademi, müzik ve sporla ilgili faaliyetlerimi son birkaç yılda arttırıp bazılarında profesyonelleşmeye doğru gittiğimden dolayı bu yazım için bir idmanımı kaçırmayı göze aldım. Maalesef görüyorum ki bazılarımıza "lafın tamamını söylemeden" bir şeyler anlatmak çok zormuş. Antrenman aralarında yazdığım birkaç paragraflık mesajlarımda ne demek istediğimi kavramakta zorlanan birçok insanı gördüm. Bu sebeple biraz uzun ama bazı fikirlerin akıllara nakşedilmesinin gerekliliğini ortaya koyan bir yazı olacak. Öyle sanıyorum ki sözde yanlış bir tavır takındığı düşünülen kişinin uzun bir açıklamasını -en azından hakkaniyet ve hakikat adına- okumak için gerekli zaman ayrılacaktır.
Israrla başka bir konuyla ilişkilendirildiği için açıklamaları Taban Fiyatın Kaldırılması konusundan başlatıyorum.
@cagataysahin; isimli üyenin açtığı ve kendisine göre çeşitli argümanlarla temellendirdiği konuda makale satışlarındaki taban fiyatın kaldırılmasını önermişti. Burada
@cagataysahin; in fikrini veya karşıt fikirleri doğru / yanlış bulabilirsiniz. Zaten bunda herhangi bir problem yok. Ben de
@cagataysahin; ve
@turgutsahin; arkadaşlarımızın tam tersinde görüşler belirtmiştim ve özellikle belirtiyorum ki SADECE KENDİLERİNİ ALINTILAYARAK MESAJ ATMIŞTIM. Yani yanlış cümleler kurduysam veya fazladan yüksek bir tansiyonla cevap verdiysem yine SADECE KENDİLERİNİN BANA BİR CEVAP VERMESİ GEREKİRDİ. Üstelik konuya attığım alıntısız mesajdan sonraki ilk mesajım da
@turgutsahin; in benim mesajımı alıntılaması üzerineydi. Ancak bir bakıma kendisinde, insanların fikirlerine veya ikili iletişimlerine yönelik müdahalede bulunma noktasında bekçi rolü oynama cüretini gören Misafir; ise KENDİSİNDEN HİÇ BAHSETMEMEME, KENDİSİNE HİÇBİR ŞEY SÖYLEMEME rağmen belki de
@cagataysahin; in veya
@turgutsahin; in söylemesi gereken ve sonunda iyi - kötü bir nokta görebileceğimiz şeyleri söylemeyi kendisine vazife gördü. (Bütün yazışmaları
https://www.r10.net/off-topic/313461...dirilmasi.html bu konudan inceleyebilirsiniz.) Konudan görebileceğiniz üzere sadece benimle de kalmayıp yine
@turgutsahin; isimli üyeye de sanki konu sahibi kendisiymiş gibi anlamsız bir tavırla cevaplar veriyor. Buyurun kendisinin bana musallat olduğu mesaj;
Yazmayayım diyorum ama bence büyük konuşuyorsunuz.
Siz öyle düşünüyor olabilirsiniz, biz de farklı düşünüyoruz Buna saygı göstermeniz gerekmez mi? "Garsonluk yap daha iyi" diye tavsiye vermeler; 'üzüleceksin ama ben kazanıyorum, ben satıyorum belli ki sen yapamıyorsun' demeler falan. Bence bunlar rencide edici ifadeler. Ya da ben fazla duygusal yaklaşıyorum, bilmiyorum.
Evet, makale alımlarında ciddi bir azalma var. Geçen sene "Makale Siparişleri" bölümüne günde birkaç konu açılırken son birkaç aydır 2 günde 1-2 konu anca açılıyor. Hatta bazen o bile olmuyor. Taban fiyat 4 TL yapılmadan önce düşmeye başlamıştı zaten o kategorideki aktiflik.
Hazır makale kategorisinde de aktif olarak satış yapılan birkaç konu mevcut. Fakat ben konulara düzenli bakıyorum, birçok kişi makale listesini günlerce güncellemiyor. Belli ki satılmıyor, satılsaydı eğer alınan içerikleri listeden kaldırmaları gerekirdi en azından.
Hem şöyle yazıyorsunuz:
"Hıhı, zaten kaliteli ürün yine istenilen fiyata satılır. Hıhı, zaten Türkiye'deki tüm işverenler kaliteli ürüne gerekli değeri verip hak ettiği ücreti
ödemek için elinden geleni yapar."
Hem de şöyle diyorsunuz:
"Milyonlarca insan aynı anda makale yazmaya başlasa ne olacak ki? Örnek makeleyle veya alınan bir makaleleyle zaten yazarın kalitesi ölçülebiliyor. Bir
kere 100 kelimesi 4 TL'den makale alan adam, yazıyı beğenmezse sonra o adamdan almaz zaten. Taban fiyatın suçu ne?"
"10 milyon makale yazarı olsa ne olur? Sen sattığın 2 makale ile veya örnek makalelerinle kendini kanıtlarsın ve düzenli müşteriler kazanırsın. Ama siz
bu düşünceyle sadece ölücülere ucuz makale hizmeti verirsiniz."
İyi ya işte; taban fiyat yok artık. Siz de makalelerinizle kendinizi kanıtlamaya, müşteri kazanmaya devam edin. Taban fiyatın kaldırılmasına neden tepki gösteriyorsunuz o zaman? Sizin sorduğunuz gibi soruyorum: Taban fiyatın suçu ne?
Ben 100 kelimesi 2 TL'ye yazıyorum, yazmaya devam edeceğim. Bunu da büyük bir zevkle yapıyorum, çünkü insanın az da olsa, çok emek gerektirse de kendi parasını kazanmasından büyük mutluluk yok.
Ben bunu %100 oranında engelli, kendi başına dışarı çıkamayan biri olarak yazıyorum.
Dolayısıyla sizin için 2 TL'ye yazmak ölücülük, kendi emeğine saygısızlık, vakit israfı olabilir ancak benim için ve benim gibi farklı sebeplerle bu işe gerçekten ihtiyacı olanlar için öyle değil.
İnsanları, emeğine biçtiği fiyattan dolayı küçümsemeyin. Herkesin geçerli bir nedeni vardır, olmasa bile canı öyle istiyordur. Emek onun, zaman onun; değil mi?
Dolayısıyla ilk soruyu soruyorum: Önce kendisi mi bana laf atmış, yoksa ben mi kendisine ilk lafı atmışım? Sanıyorum ki herkes aynı cevabı vermiştir.
Şimdi taban fiyatın teknik detayına gelelim. Yazının başında bahsetmiştim, sadece teknik bir konu hakkında net ifadeler kullanacağım diye. İşte bu da, Misafir; isimli üyenin Ekonomi 101 dersinden dahi kalacağı finansal düzeyine (ya da düzeysizliğine) rağmen benim o konuda yazdığım mesajlardan cımbızla cümle seçerek bunları birer çelişki olarak göstermesi üzerine olacak. Aslında o konuda da neden böyle düşündüğüme yönelik açıklamalar yapmıştım ama finansal okuryazarlığı düşük olanların "lafın tamamını söylemeden" bazı şeyleri kavrayamayacağını unutmuşum. Bu sebeple hak etmeyen insanları gereksiz yere ciddiye aldığım için kendimden, eğitimimden, geçmişimden, hocalarımdan özür diliyorum. Artık internette birileriyle normal bir fikir alışverişinde dahi bulunduğumda CV isteyeceğim herhalde, neyse.
Taban fiyat konusundaki fikrimin detayından bahsedeyim. En basit düzeyde anlatmaya çalışacağım ki herkes tarafından anlaşılabileyim. Arkadaşlar, siz en ucuz markete bile gittiğinizde geçmişe nazaran sürekli fiyatların arttığını ve yine en ucuz ürünü tercih ettiğinizde bile o kategorinin genel olarak fiyat bazında yıllar içerisinde mesafe kat ettiğini gözlemlemişsinizdir. Bu bile aslında her sektörde çeşitli parametrelere göre belirli oranlarda taban fiyatın uygulandığının göstergesi değil midir? Örneğin BİM'deki en ucuz gofreti 2013 yılında 35 kuruşa alabiliyorken neden bugün aynı marketteki aynı gofreti 1 TL'ye alabiliyorsunuz? Her türlü ürün enflasyon neticesinde "kalitesiz de olsa" değer kazanır. Çünkü para alım gücünü kaybediyorsa alınabilecek şeyler sınırlanır ve aynı kalitesizliği almak istiyorsanız bile daha fazla para vermek zorunda kalırsınız.
Peki bu durum neden makale satışında uygulanmıyor veya uygulanmama kararı alındı? Ham madde gibi somut masrafların olmamasından dolayı mı? Birçok insan kazancının önemli bölümünü makale üzerinden gerçekleştiriyor. Bu kazançları harcarken enflasyon neticesinde dolaylı taban fiyata uğramış ürünleri almıyor mu? Kendi hizmeti neden enflasyon neticesinde dolaylı veya direkt taban fiyata uğramıyor? Taban fiyat, makale yazarlığı gibi yeterli değerin gösterilmediği alanlarda üreticinin emeğini korumak adına uygulanır.
Ben taban fiyatı savunduğumda karşımda serbest piyasa kelimeleri kullanan bir insan bile bulamamama şaşırdım. En azından bir bakıma ekonomik düzeylerinin olduğuna dair şüphelerim oluşurdu. Kaldı ki serbest piyasa argümanıyla gelselerdi bile taban fiyatsız sistemin serbest piyasa kurallarına uygun olmadığını net biçimde açıklardım. Hadi serbest piyasa adabını bilmiyorsunuz, yıllardır tasarımcıların "10 liraya logo" satanlara karşı mücadelesini de mi duymadınız? Bir logoyu binlerce liraya satan insan, neden 10 liraya logo satan insanı eleştiriyor diye hiç düşünmediniz mi? Hatta beni sevmiyorsanız, bu konuda severek takip ettiğim, aramızda da bulunan YouTuber
@Tasarimcidayi; nın videosunu izleyin ve ardından taban fiyatsız satışın serbest piyasanın dahi kuralları içerisinde olmadığını öğrenin.
https://www.youtube.com/watch?v=Lui__sfu-YI
Bu dönemde 10 liraya logo tasarımı ne ise, 2 TL'ye makale yazmak da aynısıdır.
Misafir; benim mesajlarım arasından cümleleri cımbızla seçtiği için ve finansal bilgi eksikliğinden dolayı yazdıklarımı algılayamadığından dolayı aslında taban fiyatın varlığının veya yokluğunun piyasadaki tüm satıcılara - üreticilere etki ettiğini anlayamadı. Örneğin benim mesajlarımdaki "kaliteli yazsanız bile işverenler hak ettiğiniz parayı vermez" ve "milyonlarca insan makale yazsa bile kalitenizi ortaya koyduktan sonra her halükarda para kazanırsın" minvalinde kurduğum cümleleri bir çelişki olarak görmüş. Sayın Misafir; inanın size kızmıyorum. Ülkemizde finansal okuryazarlık dersleri ilköğretim düzeyinde verilmediğinden birçok vatandaşımız analitik düşünemediği için sizin gibi bu cümleleri birer çelişki olarak görüyor. En basitinden temel analiz ve teknik analiz arasındaki farkı bile bilmeyen insanlar, binlerce lirasını sözde yatırım yaptığını sanarak batırıyor.
Neyse, sizin çelişki dediğiniz durumu şöyle açıklayayım: Evet, milyonlarca makale yazarı olsa da yazılarının kalitesini ortaya koyan her makale yazarı para kazanır. Evet, siz kaliteli yazsanız bile Türkiye'de işverenler ortaya koyduğunuz kaliteye rağmen en az parayı vermeye çalışır. Ve şaşıracaksınız ama evet, çok iş yapan / yazı yazmaktan hiç boş zamanı olmayan birisi olsanız dahi taban fiyatın varlığı veya yokluğu sizin kazancınızı etkiler. Şaşırdınız değil mi?

Çünkü en yüksek parayı kazanan insanın bile eline geçecek olan para taban fiyat üzerinden şekillenir. Asgari ücrete zam geldiğinde asgari ücretin üstünde maaş kazanan insanlarında maaşlarında değişiklik yapılıyor değil mi?

"AA evet!" dediğinizi duyar gibiyim.

Söz gelimi bugün taban fiyat 4 TL olursa kaliteli yazan birisinin 6 lira 7 lira talep etmesi en düşük, en kalitesiz makaleye nazaran bunu hak ettiğini gösterir. Neden en kalitesiz makalenin bile belirli zaman dilimlerinde artması gerektiğini az önce açıklamıştım. Aynı soruyu tekrar sormazsınız değil mi?

Şimdi siz 1 liraya 2 liraya makale yazmaya başlayınca piyasadaki minimum standartları düşürürseniz, kaliteli yazan birisinin dahi kazancını etkilemiş olursunuz. Bugün en kötü makaleyi 4 liradan bulacağını bilen alıcı, kaliteli bir yazıya 6 lira 8 lira 10 lira vermekten kaçınmaz. Hayatın diğer alanlarında olan ve fark etmediğiniz enflasyon sebebiyle yapılan zamların sonucunda taban fiyat uygulamasıyla r10'daki üreticilerin korunduğunu bilmeliydiniz. Ha sizin yazılarınıza insanlar taban fiyat olan 4 TL'yi layık görmeyip başka yazarlara yöneliyorsa, bilemem.

Zaten işin çıkış noktası da buydu hatırladığım kadarıyla. "Satış yapamıyoruz, fiyatlar düşsün." r10'daki bazı arkadaşlar 10 liraya 15 liraya dahi makale satıyorlar. Sanırım bu arkadaşlardan makale alanlar size göre bir şeyleri yanlış yapıyor.

Siz makale taban fiyatını düşürünce ve kaç paragraftır anlatmaya çalıştığım algı oluşunca, ben pek tabii ki makale işini bırakırım. Çünkü asgari kazancı düşen işteki en kaliteli ürünleri çıkartan kişinin ekmeğiyle de oynamış olursunuz. Hala neden diye sormayacaksınız değil mi? Soruyorsanız buraya kadar olan kısmı lütfen tekrar okuyun. Sadece bu teknik durum hakkında net cümleler kurdum. Sıradaki paragraflarda sorular sormaya devam edeceğim.
İlk olarak teknik bir durumun tartışıldığı konuda ilk kimin kime laf attığına dair soruyu sormuştum. Şimdi de herkesin diline pelesenk olup bana yönelik kurulan cümlelerde ana kelime olarak kullanılan "engelli" mevzusunu açmak istiyorum.
https://www.r10.net/1082136933-post31.html şu linkteki mesaja kadar hiç kimse engellilikten vesaire bahsetmedi. Ancak kendisi özel durumunu, sanki ben tüm engellileri hesap ederek yazmışım gibi iftira atarak belirtti. Normal hayatında herkes genel ifadelerini bu tarz özel durumu olan insanları kastederek mi söylüyor? Burada Misafir; ın art niyetinden başka bir şey var mı?
Ben bunu %100 oranında engelli, kendi başına dışarı çıkamayan biri olarak yazıyorum.
Soruları sormaya başlayayım. Engellilik konusunu mevzubahis edip konuya dahil eden ben miyim? Yoksa özel durumunu, ben farkında bile olmayıp genel bir ifade kullanırken bana yönelik art niyetli biçimde kullanan kendisi mi? Muhtemelen bu sorularda da hepimiz aynı cevapları vermişizdir.
Herkes kendi özel durumuyla ilgili noktada hassas olabilir. Engellilik konusunda hassas olmanıza saygı gösteririm. Lakin siz neden diğer hastalıklara saygılı değilsiniz? Ne mi diyorum, hemen aşağıdaki mesaja bakalım:
"Kimsenin işine, yeteneğine laf söylemedim." diyebilecek kadar daha kendi yazdığınızdan bî-habersiniz. Alzheimer başlangıcı mı var yoksa bir şeyler içip de öyle mi yazıyorsunuz bu cümleleri?
Siz Alzheimer gibi bazı insanların hayatını karartan bu hastalığı neden eğlence malzemesi yaparcasına tartışma sırasında kullanıyorsunuz? Madem özel durumunuz, hastalığınız, engelliliğiniz konusunda hassasınız neden Alzheimer hastalarının bu konudaki hassasiyetine saygı duymuyorsunuz? Alzheimer hastalarıyla dalga geçmeniz ayıp değil mi? Benim bir yakınım Alzheimer hastası olabilirdi. Devamında "bir şeyler içip mi yazıyorsunuz?" demiştiniz. Ben dini bütün bir insan olarak bilinci kaybettirecek alkol ve türevi ürünlerden nefret eden bir insan olabilirim. Engelliliğinizi bilmediğim halde kullandığım genel bir ifadeyi sanki kasten sizin engelliliğinize göre söylediğimi zannederek art niyetli yaklaştınız, peki siz benim dini bütün bir insan olarak alkolden, uyuşturucudan nefret eden belki bir yakınını bu illetten dolayı kaybettiğimi biliyor musunuz? Mağdurum da mağdurum derken neden ağzınıza aldığınız hastalıkların veya diğer durumların başka insanların hassas noktaları olabileceğini düşünmüyorsunuz? Nerede hakkaniyet, nerede empati, nerede doğruculuk? Ben teknik bir konu hakkında ifadeler kullanırken çelişki diyordunuz. Hadi benimkileri çelişki olarak kabul etsek bile insanların hayatını karartan Alzheimer hastalığı, alkol, uyuşturucu gibi şeyleri eğlence malzemesi haline getiren sizin kendi durumunuza yönelik hassasiyet beklemeniz çelişki değil mi? Peki bu çelişkiyse sosyal anlamda daha önemli değil mi? Soruların cevaplarını duyar gibiyim.
Engellilikle ilgili bölümü geçtikten sonra "kadından makale" bölümüne geleyim. Admin ve diğer yöneticilerin belirttiği gibi "X'den makale" diyerek konu açabilirsiniz, böyle bir yasak yok. Benim de zaten size müdahale edecek gücüm yok. Önceki mesajlarımda söylemiştim, "r10'u tanımayan bir arkadaşım bu tarz başlıkları görünce cevap veremiyoruz, sizin yerinize biz utanıyoruz" demiştim. "Kadından makale" ibaresini görünce hemen diğer kadın yazarları hemen konuya etiketlemeniz...
'Bayandan makale' diye ilan açan başka kişiler de var, onlara da böyle konu açarak tebelleş olmayı düşünüyor musunuz? Haberleri olsun şimdiden.
Örneğin;
@elyesaayse;
@GizemYildizz;
@havvaolurdonmez;
Bu konu üzerine birkaç arkadaşım telefondan beni aradı, "hayrola, neler oluyor?" diye. Ben açıklama yaparken ısrarla konuya dahil olmamaları gerektiğini söyledim. Çünkü dahil olmamalarını söylemek bir tarafa direkt konuya bir şeyler yazmalarını isteseydim sizinkine benzer bir yardım çığlığına dönüşecekti, bunu hiç istemezdim.
Türk insanının merhamet duygusuna, bam teline dokunmak adına sanki ben Hitler gibi "yaşlılar ve engelliler öldürülmeli" demişim gibi aşağıdaki cümleyi kuruyorsunuz:
Kadınım ve engelliyim, %100 oranında körüm, var mı bir diyeceğiniz?
Benim çevremde engelli insan yok mu sanıyorsunuz? Daha yeni, dünya şampiyonu engelli milli yüzücü Sefa Yurtkölesi'nin söyleşisine katıldım. Kendisini dakikalar boyunca ayakta alkışladım. Çünkü bu insan kendi engelliliğine rağmen SADECE VE SADECE çabalayarak yüzücü olmayı başarıp dünya şampiyonu olarak ülkemizin bayrağını dalgalandırdı. Kadınlığını, erkekliğini, özel durumunu belirterek değil, yalnızca çalışarak yaptı bunu. Siz burada insanları arkanıza toplamaya çalışarak "engelliyim, var mı bir diyeceğiniz?" diyorsunuz da ben engellilere karşıyım mı diyorum? Sadece işlerini yaparken özel durumlarını, cinsiyetlerini belirtmelerine gerek yok diyorum. Çünkü işler kadınlık, erkeklik özelliklerine göre yapılmıyor. Bugün tatil makale siparişi aldığınızda bunun erkek veya kadın makale yazarı tarafından yazılmasının farkı sadece iyi bir yazar olmasından geçer, cinsiyetinden değil. Babasının desteğini hiçbir zaman görmemiş birisi olarak, babanızın yanınızda olmasına sevindim. Allah size şifa, babanıza da güç kuvvet versin. İsteyen istediği gibi makale başlığı açar ki zaten buna benim izin vermeyecek bir kudretim yok. Ben sadece bu konu hakkındaki fikrimi dile getiriyorum. Kendisini etiketlemediğim halde önceki konuda yaptığı gibi burada da ilk taşı atan, ilk musallat olan ve tartışma çıkartan kişi Misafir; değil midir? Eminim ki bu soruya herkes aynı cevabı veriyor.
"Kadından makale" konusundaki fikrimi de zaten buraya kadarki yazdığım kısma kadar anlamışsınızdır. Ben ehliyetin cinsiyeti olmaz düşüncesini savunanlardanım. Bu işi cinsiyetlerimizin getirdiği özelliklere göre değil herkeste var olan düşünme yetisine göre yaparız. Ben sadece bir alanda makale yazıyorum ve eğitimim de bu alan üzerine. Ancak buna rağmen "X makaleci" diye başlık atmıyorum. Kaldı ki bunu yapsam, işin tekniğine uygun olduğu için sorun görülmezdi. Ben yine de bunu bir duruş meselesi olarak algıladığım için rağbet görecek olanın sadece işim olmasını istedim.
Kadın, doğum, guzellik fikirleri, saç, makyaj, anne, bebek, kadın odaklı ürün denemeleri ve ürün açıklamaları, moda gibi konularda kaynaksız icerik uretebiliyoruz.
Mesela karşıt argüman olarak
@GizemYildizz; yukarıdaki mesajında kadınlıkla ilgili kaynaksız içerik üretebiliyoruz demişti. Lütfen yanlış anlamayın beni ama burada makale yazıyoruz, iş yapıyoruz. Gün sohbetinde kısır yenilirken yapılana benzer bir muhabbet yapmıyoruz ki kaynaksız içerik oluşturabilelim. Profesyonellerin, alanında uzmanların hazırladığı makalelerde, tezlerde bile kaynak olmadığında o makaleyi kimse ciddiye almaz. Aman diyeyim, başka bir yerde sakın böyle bir cümle kurmayın. Yoksa sizi kimse ciddiye almaz, işinizin iyiliği için söylüyorum. Bırakın erkekliği, kadınlığı yılların tarihçisi, sporcusu, ekonomisti bile olsanız kaynaksız içerik ürettiğinizde kayda değer görülmez. Dolayısıyla kadınlığın veya erkekliğin doğuştan getirdiği özellikler de içerik üretmeye yetmez ve fazlası gerekir. Bu sebeple kadın mesleği, erkek mesleği diye bir şey yoktur. Çok iyi futbol oynayan kadın veya çok iyi yemek yapan, modadan çok iyi anlayan erkek yok mu diyorsunuz yani? Üstelik yemek, moda gibi konularda aklımıza saniyesinde birçok erkek gelirken
Sonuç olarak elbette siz istediğiniz kurallar dahilinde istediğiniz başlığı açarsınız ancak ben kendi eğitimimle ilgili olmasına rağmen ilan başlığımda bunu belirtmem ve bir tek işimin öne çıkmasını isterim.
Misafir; neden "kadından makale" tabirini rengarenk görsel yaptıracak kadar önemsediğini şu şekilde belirtmişti:
"Profilime bayan makale yazarı yazmamın nedeni, insanların 'reis, kral' gibi hitaplarından rahatsızlık duyuyor olmamdı.
Çünkü "Nursen" ismini duymamış olanlar nasıl hitap edeceklerini bilemiyorlardı. Bu karışıklığın önüne geçmek istedim."
Ben ve birçok insana bu cevabı verdi. Ancak eminim ki herkesin kendi içinden verdiği cevap yine Misafir; tarafından geliyor.

En son bu soruyu soran arkadaş bile cevabı okuyunca o kısma hiçbir şey demeyip sadece tartışmayla ilgili yorum yapmış.
(Yersen.)
8 yılı kayıtlı, fazlası kayıtsız biçimde r10'da zaman geçirdim. Benim adımı, sanımı, fotoğrafımı görmeyen hiçbir insan bana "reis, kral" gibi hitaplar kullanmadı. R10 profil fotoğrafımda erkek bir futbolcunu bulunmasına rağmen denilmedi üstelik. Zaten "hocam" tabiri neredeyse r10.net sayesinde günlük hayatta kullanılır oldu diyebilirim. Nicklerin arkasında kimin olduğu bilinmediği için herkes birbirine hitap eder ve "hocam" der. Benim ismimi, telefon numaramı, fotoğrafımı bilenlerden bile hiç kimse "reis, kral" tarzında kelime kullanmadı. Belki bey ifadesini kullanmışlardır ama bakın kaç yıldır bu platformda "hocam" dışında bir tabire özel mesajlaşmalarda hiç denk gelmedim, birbirimizi net biçimde tanıdığımızda bile. Gerçi böyle bir açıklamayı yapmanıza gerek yok. Admin'in de dediği gibi kural dışı bir durum yok istediğiniz anlamda "X makale" diye başlık açabilirsiniz. Ben ise makale yazdığım alanda mektepli olmama rağmen bu ve benzeri durumu belirtmenin sadece işe yakışmadığını dile getiriyorum.
Misafir; size dair sözlerimin sonuna gelirken "günlük 7000 8000 kelime makale yazılmasını mümkün bulmuyorum" diyen
@cagataysahin; in mesajını beğenmiştiniz.
Aklıma geldikçe gülüyorum, haberiniz olsun.

Tam zamanlı makale yazarlığı yaptığım dönemleri (üstelik 18 - 19 yaşlarındaydım) görseniz daha çok şaşırdınız muhtemelen. Günlük 8000 kelime yazıldığına inanamayan insanları gereksiz yere ciddiye almışım.

Sadece bu yazı bile alıntıları çıkardığınızda 2700 küsür kelimeye denk geliyor. Seviye değil, düzlem farkımız varmış.
Konuya mesaj yazan diğer arkadaşlar hakkında bir şeyler söylemeyecektim ancak tehditvari cümleler okuyunca açıkçası gözlerime inanamadım.
@CALMARSE; bu arkadaş bizi liseye falan gidiyor zannediyor o yüzden Guard gibi bir kelime kullanmış, yoksa gerçek hayatta bu tarz bir kelimeyi bana kullandığında sonuçlarına katlanır.
Gerçek hayatta bu tarz bir kelimeyi kullanan insana saldıracak mıydınız
@KraLL54; ? Yakışıyor mu insanları tehdit etmek? Bir Muay Thai dövüşçüsünü tehdit etmeniz hiç hoş değil.
ya salın artık kaç gündür kadın - erkek polemikleri.
kompleksli misiniz anlamıyorum. kim ne isterse onu yazar.
kendi kafanızda kurduğunuz kalıplara sokmaya çalışmayın insanları.
duygu sömürüsüymüş.
özellikle kendini fazla zeki sanan kıt beyinliler kendilerini rasyonel göstermek için çırpınıyor.
gereksiz çabalara girip dedektifçiliğe bürünen, kendini deşifre makinası görerek tüm gerçekleri yakaladığını sanan avanaklar.
vaktiniz de karakteriniz kadar boş biliyorum. ve Misafir; için yaptığınız şey kepazelikten başka bişey değil.
Ceza alıp cevap verecek hiçbir şansım yokken hakaretlere başvurmanız ne kadar etik
@mcatakcin; ? Birçok kişi benim aleyhimde görüş belirtmişken topluluğun yanında olup bana hakaret etmek yakışıyor mu size? Bu arada siz; emek harcamadan, botlar tarafından saniyeler içerisinde hazırlanan makale üretimini bir buluş gibi sunan kişi değil miydiniz? Üstelik bunları işinin ehillerinin bilmediğini düşünerek r10'da kendi reklamınız niyetiyle sunmanız... Kelime dağarcığınızda kıt beyinli, avanak, kepazelik gibi tabirlere neden yer verdiğinizi, bu kelimelere neden hakim olduğunuzu şimdi daha iyi anladım. Elbette bunlar irrasyonel birisinin yapacağı hareketler değil.
Fikir belirtip kendi açımdan açıklamasını yaptığım konuda kendisini konunun baş aktörü zanneden ve tartışma çıkartan, yine konuyla alakası olmayıp tehditleriyle, hakaretleriyle saldıran başka insanlarla karşı karşıya kalmış durumdayım. Bu konunun haricinde de fikirlerini belirtirken çoğunluğun ne tarafta durduğuna bakmadan cümlelerini kuran kişilerden biriyim. Tevfik Fikret, Emile Zola okumuş insanlardanım. Kalabalığa karşı yanımda bir kişi olmasa bile konuşup J'Accuse diyebilecek insanlardanım. Bu konunun hem Alfred Dreyfus'u hem de Emile Zola'sı rolünü üstlenmem ise apayrı bir ironi...