dertliA adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
eğer inancın yoksa öldükten sonra bir hesap vesaire olacağına inanmıyorsan sana yapılan bir sürü haksızlık kötülük olmuştur illaki bunların mı o yapanların yanına kalacağı seni hiç rahatsız huzursuz yapmıyor mu?

ve yine öldükten sonra herhangi bir hesap kitap olmuyorsa eğer birileri krallar gibi yaşarken sen aynı şekilde yaşayamıyor sun bu sana haksızlık gibi gelmiyor mu bu haksızlığı ortadan kaldırmak için neden geceleri adam Şişleyip ceplerini boşaltmıyorsun ya da neden hırsızlık yapmıyorsun


yani önünde bir ya 70-80 sene var standartlara baktığımızda bunu en iyi şekilde değerlendirmek gerekir bunun içinde babamız suyumuz buyumuz zEngin değilse ya bir şekilde fırsatını bulup bu 70-80 seneye ne iyi şekilde yaşamak gerekir bunun içinde her yol mübah olmalı ahlak mış bilmem neymiş hikaye ne ahlakı kardeşim yok olacaksın Bir süre sonra yani bu noktada seni ne durduruyor
" eğer inancın yoksa öldükten sonra bir hesap vesaire olacağına inanmıyorsan sana yapılan bir sürü haksızlık kötülük olmuştur illaki bunların mı o yapanların yanına kalacağı seni hiç rahatsız huzursuz yapmıyor mu?

ve yine öldükten sonra herhangi bir hesap kitap olmuyorsa eğer birileri krallar gibi yaşarken sen aynı şekilde yaşayamıyor sun bu sana haksızlık gibi gelmiyor mu bu haksızlığı ortadan kaldırmak için neden geceleri adam Şişleyip ceplerini boşaltmıyorsun ya da neden hırsızlık yapmıyorsun "

yapmıyor. çünkü sorunu bana bunları yaşatanlarda aramam pek. onları bu hale sokan sistemde ararım. o yüzden kafa yapım insanlarla değil, sistemle uğraşma üzerinedir.

örneğin birisi bir başkasını gasp ediyor. gasp edeni tutup düzeltme çabasına girmek yerine, bu adam neden gasp etme ihtiyacı duyuyor? sorusuna yoğunlaşıyorum. bi yerde bi şeyler eksik ki başka yerde patlaklar ortaya çıkıyor. aslında sorunların tümünü büyük oranda siyasette görürüm. siyaset, liyakatli insanların elinde olursa halkı refah, huzur ve mutluluk içinde yaşatabilecek çalışmalara girişebilir. çer çöp, cahil yobaz tiplerin elinde olursa, halk içinde kaos düzeni hakim olur ve aile içi dinamiklerden sokakta yaşadıklarına, her şeye tesir eder bu leş yapı. haliyle, önce siyaset düzeninin değişmesini isterim. sonra halkın daha eğitimli ve bilinçli olmasını-ki bu da siyasi iradenin halkı nerede tutmak istediğiyle ilgili- tüm bu sorunlar çözüldükten sonra insanların bireysel eylemlerine bakarım. yani biri bana kötülük yapıyorsa, tek başına onu suçlamanın ötesinde onu bu karaktere sokan tüm sebepleri sorgular ve bunları düzeltmeyi de vazife sayarım. buna kafa yorarım. eğer toplumda herkes bu bilinçle hareket ediyor olursa, karşılaştığımız sorunlarda bu sorunu önümüze koyandan ziyade, önümüze koymasına sebep olanları sorgulamaya başlarız. bu da, bizi çözüme yaklaştırır.

daha net örnek. sen bir katili 3 ay sonra sokağa salarsan, o katil gidip birinin daha canına kıyarsa, geride kalanlar katilin diğer tarafta cezasını bulacağını ummakla yetindiği takdirde bu işin sonu gelmez. o yüzden herkesin sorgulaması gereken konu katilin kendisi değil, ona bu alanı açanlar. çözüm orada. ben sadece bu noktalara odaklanırım, kişilere çok fazla kin gütmem hele ki başka yerlerde cezasını çekecek mantığıyla hiç gütmem. şu an hayattayken, bu sorunları çözebilecek biçimde elimden ne geliyorsa onu yapmaya odaklanırım. ilahi adalet şu bu, hepsi masaldır. öyle bir şey yok. mesele, yaşadığın toplumu adam akıllı hale sokma çabası. ilahi adalet masallarıyla insanlar uyutulur ve tüm bu rezilliklerin kökenindeki sebepleri araştırma gereği bile duymaz. hiçbir masala inanmadan yalnızca sorunun en dibine yoğunlaşılırsa, ancak o zaman çözüm gelir. (masal şu bu sözleri rahatsız ediyorsa kusra bakmayın ama benim gözümden bu durumun farklı bir tarifi yok haliyle sorduğunuz için aktarıyorum)

" haksızlığı ortadan kaldırmak için neden geceleri adam Şişleyip ceplerini boşaltmıyorsun ya da neden hırsızlık yapmıyorsun "

bu mantığa sahip olmanız üzücü olur. bu tarz soruları aklınıza getirmeyin. bu sizi kötü bir insan yapar. kafa yapınız, mantığınız böyle çalışmamalı. onu sorgulayın. o yüzden soruya kendi yanıtımı verme gereği duymuyorum, siz cevabı bulursunuz biraz düşünürseniz.


" yani önünde bir ya 70-80 sene var standartlara baktığımızda bunu en iyi şekilde değerlendirmek gerekir bunun içinde babamız suyumuz buyumuz zEngin değilse ya bir şekilde fırsatını bulup bu 70-80 seneye ne iyi şekilde yaşamak gerekir bunun içinde her yol mübah olmalı ahlak mış bilmem neymiş hikaye ne ahlakı kardeşim yok olacaksın Bir süre sonra yani bu noktada seni ne durduruyor "

insanın ömrü kısıtlı ve dini bir bağlılığı yok diye, doğru ve yanlış ayrımı yok demek değildir. kendisine doğru gelen ve yanlış gelen durumlar vardır. bu, onun karakteridir. karakter sahibi olmak için dine ihtiyaç duymuyoruz. duymamalıyız da. haliyle, nasıl yaşamak istediğim benim karakterimin yansımasıdır. özel bi arayışa ihtiyaç duymam. madem ölücez o zaman şunu da yapam bunu da yapam düsturuyla yaşamam. canım ne istiyorsa, o. canım bahsettiğiniz şeylerle ilgilenmek istiyorsa, ilgilenirim çok önemsemem. mesela hırsız olmak istiyorsam olabilirim. hapse girmek istiyorsam, girebilirim. bunların tümü benim için bir tercih, seçimdir. yapılabilir fakat karakterim buna müsade etmez. karakterimde bunların hiçbiri yok zira. kendini bilmek, tanımak meselesi. kendini bilen, tanıyan insan daha önceden de söylediğim gibi, başkalarının çizdiği istikamette yol yürümek zorunda değildir. kendi doğruları ve yanlışlarıyla yaşar, ona göre adımlar atar. bunların hiçbirini de korku ve beklentiyle yapmaz. sadece, öyle yaşamak istediği için yapar.