Browland adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Diyorsunuz ki, Filistin ve fakir arap ülkeleri çok günahkar, isviçre, izlanda gibi avrupalılar Allah’ın sevgili kulları.

Bu kafadan nerede bulabiliriz? Kendim için değil, satıp satıp yoluma bakarım.

Akşam akşam tebessüm ettirdin, ömrün uzun olsun.
Olaya mantık çerçevesinde bakıyorsunuz hocam, ilim cercevesinde bakmak gerekir. Dinin başında inanç gelir, mantığına uymuyorsa kabul etmiyorum demek inanç değildir. Mesela koronavirüse neden olan faktörler vardır, sebepler vardır ancak nihayetinde asıl sebepler günahlardan kaynaklanır. Firavunun atının ayaklari yere degmiyordu, rahat ve zenginlik içerisindeydi ama sonu belli. Dünyada muslumanlar ne kadar müslüman? Birçoğumuz yalan dolan, para için her türlü sahtekarligi yapıyoruz ama bunun adına ticaret diyoruz.

Her yer zina, faiz, haramla dolmuşken sebeplere, kişilere olayı bağlamak yanlış diyorum.

Bir aytte nasıl yaşarsanız öyle yonetilirsiniz buyruluyor.

Bir millet nefislerini (kendini) bozmadıkça, Allah onların durumunu değiştirmez.” (Ra’d, 13/11)
Allah Teâlâ bir kavme, bir topluma ihsan ettiği nimeti durup dururken değiştirecek değildir. Ta onlar kendilerindekini değiştirinceye kadar. Yani onlar o nimete erdikleri zaman, kendilerinde o nimete sebep ve vesile olan fıtri misakı, ahlâk ve güzel amelleri, kendileri bozup değiştirinceye kadar, huylarını değiştirinceye kadar Allah’ın o nimeti değiştirmesi, Allah’ın âdetlerinden değildir.
İnsanlar, Allah›ın hoşnut olmadığı bir şekilde değişirler, öz değerlerine yabancılaşırlar, ellerindeki nimetin şükrünü yerine getirmez, onu gerektiği yerde, gerektiği gibi kullanmazlar, şımarırlar, nimetlerin Allah’ın lütfu ile ilişkisini unutur, kerameti kendilerine mal ederler; güç, servet, ilim, iktidar gibi ilâhî nimetleri zulüm için kullanırlar... İşte böyle değişen ve bozulan insanların elinden nimet, onu veren Allah tarafından alınır ve yerine zıddı (felâket, mahrumiyet, sıkıntı) verilir. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: