31 Mart 1918 yılında Ermeniler başta Bakü olmak üzere Şamahı, Guba, Kürdemir, Salyan ve Lenkeran şehirlerinde büyük soykırımlar yapmıştır. Sadece bir gün içerisinde Bakü’de 12 bin Türk öldürülmüştür. Bazı dış kaynaklara göre bu sayı 25 bin civarındadır.


Bakü’de ortaya çıkan manzara çok korkunçtu. Kadınlar çıplak durumda duvarlara çivilenmişlerdi. Sadece bir yerde 57 kadının parçalanmış cesedi bulundu. Bir başka yerde ise, onlarca gözleri çıkarılan, kulak ve burunları kesilip bir yere toplanan ceset görüntüleri ortaya çıktı. Olağanüstü Soruşturma Komisyonunun raporlarına göre: 18-21 Mart (30 Mart – 1 Nisan) arası sadece Bakü’de 12.000 Türk-Müslüman katledilmişti. Cinsel organları kesilmiş insanlar, göğüsleri kesilip karınları deşilmiş kadınlar, kurşuna dizilmiş çocuklar, yakılmış cesetler, haftalarca bekledikleri evlerde defnedilmeyi bekliyorlardı. İçerişeher’de, inanılması güç manzaralar ortaya çıkmıştı.

31 Mart 1918 tarihinde Bakü’de yaşanan insanlık dışı bu katliamları Tahkikat Komisyonu üyesi A. Kluge, şu cümleleriye dile getirmektedir: “…Ermeniler, Müslüman nüfuzun yoğun olduğu mahallelere tecavüz ederek insanları katletmiş, kılıçla parçalamış, mızrakla delik-deşik etmiş, evlerin yanında çocukları da canlı canlı yakmış, 3-4 günlük bebekler süngülere takmıştır. Sadece bir mahallede 57 kişi katledilmiştir. Sokaklara terk edilmiş bu cesetlerin kulakları, burunları koparılmış, karınları yırtılmış, kasları kesilmiştir. Ermeniler katlettikleri kadınları soyarak saçlarından birbirine bağlamışlar. Onlar çoluk-çocuk, yaşlı, kadın önlerine geçen tüm Müslümanları acımasızca katletmiştir. Mesela, saygıdeğer Hacı Emir Alizade’nin 80 yaşındaki anasını, yaşları 60-70 arasında değişen diğer kadınları katletmiş, 25 yaşındaki taze gelini ise diri diri duvara gömmüşler, katlettikleri adamın aleti-tenasülünü keserek onunla birlikte katlettikleri kadının ağzına sokmuşlardır”

Yine Bakü’de yaşanan soykırıma tanıklık eden Yahudi genci Aleksandr Naumoviç Kvasnik, yaşanan soykırımı, soruşturma komisyonuna verdiği raporda şu şekilde anlatıyordu: “Mart katliamına kadar iki halk arasındaki ilişkiler gayet iyiydi. Müslüman halk topraktan elde ettiği ürünü veya ilçelerden uygun fiyata aldığı tarım ürünlerini şehre getiriyor ve orada satıyorlardı. Onlar ticaretle uğraşmıyorlardı. Ticaret daha çok Ermenilerin elinde bulunuyordu. Bunun haricinde Ermenilerin hem Bakü Sovyet’inde görev almaya başlamaları, petrol sanayinde çok sayıda Ermeni’nin istihdam edilmesi Müslüman halkın itirazına sebep oldu. Bunun üzerine gece geç saatte şehirde ateş sesleri duyuldu. İlerleyen saatlerde silah sesleri hiç susmadı. Ermeniler kendilerine yetecek kadar silaha zaten sahiplerdi. İlave silah için 2.000 manat meblağında para ayarlamışlardı. Onlara neden silah alıyorsunuz diye sorulduğu zaman, verdikleri cevap çok enteresandı: ‘Şimdi Azeriler geldiğinde silaha neden ihtiyacımız olduğunu’ anlayacaksınız” diyorlardı.



http://www.supremecourt.gov.az/ sitesinden alınıp derlenmiştir.