Ben yine kendi düşünce ve isteklerimden devam ederek yorumumu bırakacağım.


Ben evleneceğim insanda güzellik ararım -yalan yok- fakat ahım şahım bi güzellik beklemem. Yani birazcık güzel olsa benim için yeterli. Bunu da kendimi bildiğim için istiyorum. Hiç güzelliği olmayan biriyle evlensem gözümün hep dışarıda olacağını biliyorum. Fakat dediğim gibi birazcık güzellik yeter. Sonuçta bir ömür aynı yastığa baş koyacağız. Bunun dışında zenginlikmiş, kariyermiş, eğitimmiş umrumda değil ve evleneceğim kişinin de umrunda olmasını istemiyorum. Mesela bazı çiftlere bakıyorum (özellikle kızlar/kadınlar) bu konuda haddi aşıyor. Yok şu olsun, yok bu olsun, yok marka olsun vs. evlilik yolundaki asfaltı söküp bozuk yola mahkum ediyorlar. Evlenme arefesinde birçok çift sırf bu maddi istekler sebebiyle binlerce liralık borcun altına giren çiftler, düğünden sonra aynı çatı altına girdiklerinde huzursuzluk, kavgalar, şiddet, ev terketme vs. gibi durumlar patlak veriyor. Zaten istatistiklere bakıldığında da boşanma oranlarının %400 civarlarında arttığı görülüyor.


Bu kavgaların ve boşanmaların temelinde yatan diğer bir etken ise anne ve babalar. Yine burada çoğunlukla kız anne-babaları çok büyük hata yapıyorlar. Kızlarını sanki damada veriyorlar değil de, damadı kızlarına köle alıyorlar gibi kızlarına nasihat veriyorlar. "sakın boyun eğme", "kendi ayaklarının üzerinde dur", "sözünü geçir", "seni kısıtlamasına izin verme" gibi söylemlerle henüz cahil olan evlatlarını daha da karanlığa sürüyorlar. Kız da "nasıl olsa ailem arkamda" diyerek haddi aşan birtakım eylemlere başvurunca kıyamet kopuyor. Bu gibi kötü örnekleri gerek TV'de, gerekse de çevrede görünce, Allah'tan "Peygamberimiz (s.a.v.) ve eşi Hz. Hatice annemizin evliliklerinde ki mutluluk, saygı, sevgi, sadakat ve hoşgörü gibi bir evliliği nasip etmesini" istedim ve istiyorum da. Tabi onlar gibi olmamızın mümkünatı yok ama ne kadar benzeyebilirsek o kadar iyi olacaktır bizim için. Onların hayatları anlatılmadığı için bugünkü gençlere, oradan alınacak derslerden de mahrûm bırakılıyorlar.

Ben bu durumlar karşısında İslâmi eğitimin ne kadar önemli ve hayatımızda olmadığını daha iyi anladım. Hristiyanlar ve museviler, çocuklarına en küçük yaştan itibaren inançlarını anlatmaya ve onları bu yönde eğitmeye çabalıyorlar. Fakat bizim ülkemizde 7 yaşında çocuklar Cuma namazında gittikleri için "Skandal" başlığıyla haber yapılmıştı. Ben her konu gibi evlilik konusunun da doğru bir şekilde şekillenmesi açısından kök eğitim olarak İslâmi eğitimin olması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü var olan eğitim sistemi bu dünyaya endeksli ve bunun sonucunda bu dünyaya ait olan ve hiçbir yere götüremeyeceğimiz şeyler için dahil olunan kavgalar ortaya çıkıyor...