"..Aynanın karşısına geç.
Kendine bak.
Uzun uzun bak.
Sonra aynanın karşısından çekil.

Az önce seni aynada gören kardeşin seni aynada aramaya devam etsin.
Ama bulamasın.

Başlasın üzülmeye “nereye gitti abim/ablam diye”.

Ölenlerin gittiği yer aynanın görüş alanının dışı.
Hepimiz aynalara düşen yansımalarız.
Biz öldüğümüzde ayna kırılmıyor, bizim yansımamız aynaya düşmüyor.
Bizi aynadan takip eden insanlar ise bize dair tüm emareler silindiği için bizi yok oldu sanıyor.
Oysa çok farklı bir gerçeklik boyutunda devam ediyor varlığımız.
Üstelik bir aynanın iki boyutluluğununun çok daha ötesinde bir çok boyutlulukla belki.

İslam tasavvufunun ve daha bir çok dinin tasavvuf anlayışının ölüme ve yaşama bakışı budur.

Platon'un ölüme ve yaşama bakışı budur.

Bizler aynalara düşen yanılsamalarız.
Tıpkı tv ekranlarına düşen görseller gibi.
Fişi çektiğinizde tv ölmez, görüntü ölür.
Görüntü öldüğünde tv'de yanılsaması olan sanatçılar, insanlar ölmez.
ölür ise ten ölür canlar ölesi değil

yunus öldü diye sela verirler
ölen hayvan imiş, âşıklar ölmez. .."

Başınız sağolsun