neden arapça olmalıymış? Allah o zaman başka dil olmadığı için arapça indirdi, türkçe olsa türkçe de indirirdi. Eğer senin okuyup anlaman için değilde dinlemen için gönderseydi yazı değil muzik gönderirdi...
Çoğuna katılmak ile birlikte şunu düzelteyim, o zamanlar başka dil olmadığı için diye bir şey söz konusu değil, Kuran içinde bile çok sayıda Aramice, Süryanice, Farsça, İbranice, Rumca, Habeşçe, Nebatice kelime geçmektedir ve dönemin sahabeleri bile bu kelimelerin anlamlarını anlayamamışlardır. O dönem büyük tartışmalar çıkmıştır, özellikle Varaka Bin Nevfel ve Rum asıllı birkaç köle ile bazı şairler kastedilerek yabancılar öğretiyor söylentilerinden sonra Nahl 103. ayet gelmiştir ve aynen şöyledir.
Andolsun ki biz, onların "Kur'an'ı ona bir insan öğretiyor" demekte olduklarını biliyoruz. Nisbet etmeye uğraştıkları adamın dili yabancıdır. Oysaki bu Kur'an apaçık bir Arapça'dır.
Burada bir şey daha anlıyoruz, Kuran apaçık bir Arapça imiş yani gizli özne, saklı nesne vs. yokmuş, ilmi olmayan anlamazmış gibi şeylere aldırış etmeyin. Bunun için birkaç ayet daha yazalım.
Anlayasınız diye biz onu Arapça bir Kur'an olarak indirdik.
Yusuf 2. Ayet
(Bu,) bilen bir kavim için, ayetleri Arapça okunarak açıklanmış bir kitaptır.
Fussilet 3. Ayet
Apaçık Kitab'a andolsun ki biz, anlayıp düşünmeniz için onu Arapça bir Kur'an kıldık.
Zuhruf 2-3. Ayet
Korunsunlar diye, pürüzsüz Arapça bir Kur'an indirdik.
Zümer 2. Ayet
Benzer birkaç ayet daha mevcuttur. Kısacası Kuran apaçık bir arapçadır ve yazılı inmediği için yazılı hali ayetleri Peygamberden dinleyip yazıya aktaran katiplerin ve ezberleyen hafızların sorumluluğundadır. Ayrıca o zamanlara dair bilinmesi gereken çok çok önemli bir şey vardır, o zamanlar Arapça da hareke yoktur, sonradan bu dil harekelendirilmiştir. O zamanlar Süryanilerin Hristiyanlığı kabulünden sonra dillerine kitaplarını aktarmak için bazı harekeler kullanmışlar fakat Arapça için bilinmesine ve birkaç yerde kullanmasına rağmen dilini bilmiyor musun gibi gerekçeler ile hareke kullanımı pek hoş karşılanmazmış. Kuran toplanırken bazı sahabeler hareke kullanımına karşı çıkmışlar, bazı sahabeler ise olumlu bakmışlardır ve bu yüzden ilk mushaflarda çoğunlukla hareke yoktur, sonradan eklenmiştir yani fikir ayrılıkları vardır. Ayrıca ilerleyen yıllarda dönemin yazılmış olan ilk mushafları üzerinde bazı kaynaklara göre 7, bazı kaynaklara göre 11 düzenlemeyi yapan kişi Haccac Bin Yusuf'tur. Ayrıca en başından beri anlam kaybını bozmayan bazı değişiklikler olmuştur Kuran'da, o zamanlar Kuran ismi kullanılmamaktaymış ve sahih kaynaklara göre Kuran ismini ilk Hz.Ebubekir'in dillendirdiği söylenir. Ayrıca ayetler geldiğinde Kuran bir kitap halinde değildi, üstelik Hz.Ömer'in Hz.Ebubekir'e ayetleri toplayıp kitap haline getirelim fikrini verdiği ve Hz.Ebubekir'in Peygamberimiz bize böyle bir şeyi emir etmedi, onun istemediğini nasıl yaparız dediği rivayet edilir. Zamanı olanlar ve meraklıları açıp teeeek teeeeeek doğruluklarını teyit edebilirler. Kuran ve Kitap kelimeleri özelinde niye örnek verdim? Çünkü bu Kitaptır, bu Kuran dır kelimeleri ayetlerde geçiyor fakat ayetler geldiğinde ne Kuran kelimesi var, ne de Kuran henüz kitap haline getirilmiş veya böyle bir düşünce var, haliyle bu kelimelerin ayetlerde geçmesi anlam kaybına sebep olmayan tanımsal eklemelerdir. Şimdiki çoğu mealcinin ekledikleri parantezler gibi.

Üşenenler için birkaç satır ufak bilgi mesela. Aslolan anlam ise herhangi bir dili veya ırkı kutsallaştırmanın anlamı yoktur, önemli olan ne yazdığını, ne anlatılmak istendiğini, ne emir edildiğini anlamaktır. Arapça okursan ve Arapça bilmiyorsan hiçbir şey anlamayacaksın, sadece anladığın dilde ne yazdığını anlamış olacaksan bilmediğin bir dilin sana bir faydası yok.
Farklı bir not daha, Ezan Kuran da geçmez, dolayısı ile kesin olarak bu şekildedir şu makamdadır kuralı budur denemez, Ezan'ın net bir tarzı veya şekli de yoktur, Azerbaycan'dan arkadaşlarımız vardır forumda ve orada Ezan çok daha farklıdır, İran'da ise bambaşkadır, çoğu İslam ülkesinde farklıdır ve belirli bir kalıbı yoktur. Makam farklılıkları hariç ek bilgi ise sadece sadece Sabah ezanında okunan
Esselatu hayrun minen nevm, yani
Namaz uykudan hayırlıdır kelimeleri geçer. Diğer vakit Ezanlarında ek bir kelime yoktur, sadece akşam Ezanı daha hızlı şekilde okunur.