Özellikle son 10 yıldır bunu düşünüyorum neden diye... Ancak bir şey var ki bu durum genelleştirilemeyecek kadar kişisel, tek bir sebebe bağlanamayacak kadarda yoğundur... Bizler sadece tanık olduklarımıza dair yorumlar getirmeye çalışabiliyoruz... İnan "neden" dediğin şey ardında kalanların en büyük acısıdır. Çünkü her gün yeni bir neden bulmaya çalışırsın ve dahası hak verme çabalarınla boğuşursun, acısını hissedersin ve çıkılmaz bir noktaya gelirsin... O yüzden "intihar" gibi çok anlık gelişebilen ve çoğu kez kurtuluş olarak görülen bir durum karşısında tek bir neden aramak belki de çaresizce bu noktaya sürüklenmiş olanlara en büyük haksızlıktır...
Nedenlerimizi yaşamak üzerine çoğaltmak gerekiyor. Hayatta hiçbir şey tamamen güzel veya tamamen kötü değildir zaman bir çok şeye gebe iken dahası olan bir çok şeyle karşılaşırız... Ama neden demeyin, çıkamazsınız... Sizin çıkamadığınız bu çıkmazda uçurumun ucunda bekleyenler hiç çıkamaz.
Öğrendiğim bir şey var ki hayat, hayatımız boyunca olan bir şey değil, her gün olan bir şeymiş... Her gün yeni bir hayata başlıyor o gün ne biriktirdiysek veya nasıl nefes almaya başladıysak öyle devam ediyoruz. O yüzden her gün ayrı bir değer. Velhasıl öğrenmek zor. Fikir yürütmek kolay gibi gelse de öğrenmek deneyimlemek cidden zor.
Şu an aslında önemli olan seni bu soruyu sormaya iten şey ne oldu? Sonuçtan önce sebepleri konuşmak daha doğru olacaktır.