Hocam toplumsal hayatta her meslek ve her hizmet ihtiyaç duyulan bir iştir.
Herkes saygıyı hakeder.
Burada bazıları doktorlar herkes sürünsün biz iyi şartlarda yaşayalım diye eylem yapıyormuş gibi konuşuyor.
Doktorlar sadece kendi haklarını savunuyorlar, madenciler de kendi haklarını savunsunlar kargocular da kendi haklarını savunsunlar.
Ama şu bir gerçek ki mesleklerin önem hiyerarşisinde doktorlar çok yukarılardadır.
Çünkü hayattaki en temel hak yaşam hakkıdır.
Yaşama ve sağlık hizmetine erişme hakkı tüm diğer hakların üzerindedir.
O yüzden hekimlik yeminli bir meslektir, çünkü bu meslek doğrudan insan hayatını ilgilendiren bir meslektir.
Doktorlar o yüzden hiyerarşik olarak en yukarıdadır.
Bir yazılımcıya acil işim düştü şu işi yapman lazım dediğinde o işi yapmama hakkına sahiptir.
Ama bir doktor acil bir durum ile karşılaştığında bir hastaya bakmama hakkına sahip değildir.
Üstelik bu acil durumdaki insan kanlı düşmanın bile olsa, sevmediğin bir adam bile olsa görevden kaçınamaz bir doktor.
Bir yazılımcı ben hindistanlılarla iş yapmam diyebilir bir doktor ırk dil din cinsiyet ayıramaz.
Yani doktorluğu kutsal bir meslek yapan şey sahip olduğu ayrıcalıklar statü değil, doktorluğun getirdiği sorumluluklardır.
Tıp hekimleri ciddi ve kaçınılmaz sorumluluklar taşıdıkları için ayrıcalıklara ve yüksek statüye sahiptirler.
Yazılımcının bakkalın kargocunun mimarın reddedemeyeceği ve insan hayatını doğrudan ilgilendiren herhangi bir sorumluluğu yoktur.
Herkes saygı değerdir, ama bazı mesleklerin yüksek sorumluluk nedeniyle sahip oldukları ayrıcalıklar olması kimseyi rahatsız etmemelidir.
Zaten dediğim gibi, doktorlar ve öğretmenler kesinlikle çok önemliler; birisi halkın sağlığını ve yaşamını, diğeri de neslin mühendisliğini yapıyor. Ve evet, doktorların gerçekten hastalarla olan ilişkisi %99 diğer meslek gruplarından çok daha zor.
İyi doktorlar ve iyi öğretmenlerin yaşadığı, idealist ve ruhu hep genç kalan bu iki grup ne zaman ki işinde iyi ve idealistse o toplumu 2 veya 3 nesil içinde düzeltebiliyorlar zaten; bunun da hep farkındayım.
Bizim doktorlarımız Allah için gerçekten işinde çok profesyoneller, o konuda gıpta edilecek kişiler; öğretmenlerimiz de öyleler ama sorunumuz müfredat çünkü herkes yeteneğine göre değerlendirilmiyor maalesef. Bizi Avrupa ve Amerika kıtalarından ayıran şey de bu, gençlerimiz sınavlarla ve yazılı şeylerle uğraşırken oradakiler pratik de yapabiliyor ilgi alanına göre eğitim de alabiliyor.
Doktorlarımız bence kendini devrin yenilikleriyle güncelleyebildiği sürece tüm tıp dünyasını kökten değiştirebilecek potansiyelde, öğretmenlerimiz de daha doğru ve kalıcı bir eğitim sistemi ile tüm toplumu ve gelecek nesilleri kanalize edebilecek potansiyelde. Daldan dala atlasam da hem halkımızın bu iki çok önemli, kutsal meslekle alakalı görüşlerini değerlendirmesini hem de bu meslek grubundan arkadaşlarımızın her olumsuzluğa karşı aynı ümit ve dirençle sorunların üstesinden gelebileceğini anlatmaktı.
Biz Başöğretmen ve Başkomutan Mustafa Kemal ATATÜRK'ün öğrencileriyiz, idealist olmayı da Türk ulusu olarak ondan öğrendik.
İnanıyorum ki, biz her olumsuzluktan kurtulacak potansiyele sahibiz; hepimizin içinde o kıvılcım var.
İster kendi mesleğinde, ister ülke için ister yaşamda kurtarıcı arayan arkadaşlarım içinse dipnot, Atatürk'ün bir vecizesiyle yazımı sonlandırmak istiyorum:
"Hala bir kurtarıcı beklemekteysen, sana karşı olan vazifemi yapmamış sayarım.