ejder126 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
@BetaHouse; geçenlerde bu konuyu konuşuyorduk buna benzer bir sitem ile gelmiştim bir zamanlar yağ kuyruğu şu an hem yağ hem akaryakıt kuyruğu doların düşmesi ile ekonomi ve brent petrolun düşmesi ile akaryakıtın inmesi gerekmiyordu düz orantı olarak ele aldığımız zaman açıkası bende bir netliğe kavuşturamadım sıkı para basma politakası bunu gerektiyor galiba biz madalyonun anlamsız tarafına bakıyoruz oysa ki bazı şeyler çok net keşke daha iyi görebilsek yerel halk olarak
Yerel halk olarak görmek isteyen görmek istediğini görebiliyor aslında, kendine dayatılan ve görülmesi istenen sahte vahalar gösterilmek isteniyor, hiç olmayan vizyonların varlığı iddia ediliyor 2023 - 2053 - 2071 gibi saçma sapan şeyler, mart şubattan, şubat marttan iyi olacak deniyor uyutmak için, her yılın ilk aylarında o yıl hangi yıla girmişsek x yıl şahlanış yılımız olacak deniyor, 3-5 ayda bir yeni bir ekonomik politika açıklanıp bilmem hangi yeni ekonomi modelimiz ile yeni bir kalkınma vs. denerek bir süre daha oyalanmamız sağlanıyor, cambaza bak hikayesi vardır hani görmen gereken şeyi değil, onların görmesini istediğin şeyi görürsün, işte böyle bir durumun ortasındayız. Soyadı SANCAK olan bir sonradan parayı bulmuş Maocu iş insanı Rusya'ya gidip Türkiye'nin Nato'ya girmesi çok büyük bir hataydı diyebiliyor ama bunu göremiyoruz, Rus oligarkların parası ülkemize sokulmak isteniyor çünkü para yok içeride, memur ve emekli maaşı para basılarak ödeniyor ve emisyon kaça çıktı hiç belli değil, boğazımıza kadar TL ye boğulduk ama ortalarda dolar yok, ülkeye girmiyor çünkü dünyanın her yerinde değerli olan bir para birimini kim neden ülkemize getirsin? Diğer 220 küsür ülke varken neden Türkiye? kendimize bu soruyu sorup cevap aldığımızda bazı şeyler netleşecek.

Olayın akaryakıt boyutu pastanın üzerindeki mum veya mezarın üzerine en son konan çiçek gibi bir şey oldu artık, Venezuela da asgari ücret aylık 2 dolar oldu diye seninle konuşurken bir Venezuela vatandaşı koca bir ay çalışıp sadece 20 adet yumurta alabiliyor dediğimde garipsemiştin, adamların kendi paraları paçavra gibi değersiz ve DOLAR üzerinden ithal edilen değerli yumurtayı almak için çok fazla sayıda değersiz paralarından vermeleri lazım hepsi buydu aslında, bizde o duruma gidiyoruz eskiden Venezuela da asgari ücret 150 dolardı, 2 dolara kadar düştü yani çalışanların kazandığı yerel para miktarı dolar karşısında sürekli eridi, bizde de 2008 de Abd krizinde bastığı paraları bir süre sonra geri çağırdığı günden beri sürekli çalışan maaşları dolar karşısında azalıyor, sürekli aldığımız maaş bir önceki yıl aldığımız dolardan daha az dolar karşılığına denk geliyor, alım gücümüz sürekli azalıyor. Hani diyorlar ya aslında elektrik faturasının %75ini devlet karşılıyor, aslında doğru çünkü halk karşılasa 750 lira gelen fatura 3000 lira gelmeye başlayacak, 1250 de doğalgaz desen etti sana 4,250 TL asgari ücret zaten, işte o zaman ülkenin yarısına siz çalıştığınız maaş ile anca elektrik + doğalgaz faturası ödeyebilirsiniz, su faturasına bile paranız kalmaz demek zorundalar. Yine halimize şükür, seneye doğalgaz faturasını ödeme gücümüzde alım gücüyle birlikte düşüp sadece 1 ay elektrik faturasına çalışmaya başladığımızda bir Venezuela vatandaşı koca bir ay çalışıp nasıl 20 adet yumurta kazanabiliyor işte o zaman daha iyi anlayacak bu ülke.


Bir Alman doktor maaşı ile 6,000 litre benzin alabilirken ülkemizde doktor 460 litre benzin alabiliyorsa bu 13 Türkiye vatandaşının emeğinin anca 1 Almanın emeğine karşılık geldiğini gösterir. Aylar önce bir Alman 1 ay çalışıp 4 adet konsol alabiliyor, biz ise 4 ay çalışıp 1 konsol alabiliyoruz hesabı yapmıştım ama kurların fırlaması ile orada da hesap şaşmıştır. Bizler yaşamıyoruz aslında, sadece hayatta kalmaya çalışıyoruz. İnsan gibi yaşamıyoruz, yaşamak bu değil, x bir yandaşa söylesen seni nankör diye başlar lafa, dili aşınır devamında ama yaşamak gerçekten bu değil, haftada 2 kere ailen ile dışarıda yemek, haftada 1 kere sinema, 1 kere tiyatro, 1 kere konsere gitmek, en azından ayda hanedeki kişi başına 2-3 parça kıyafet alabilmek, tuttuğun takımın maçına en azından ayda 1 kere bilet alabilmek, 2-3 tane aylık dergiye abone olmak, sevdiğin müzik grubunun lisanslı albümünü alabilmek, borç harç yapmadan her yıl hanedekilerin 1er kere telefonunu yenileyebilmesi, en azından bir dans veya spor aktivitesine kursuna para ayırabilmek ve en azından kişi başı ayda 3-4 kilo et yiyebilmek normal bir yaşam sayılır aslında. Biz makarna ile doyalım da hayatta kalalım, bu ay çıksın da önümüzdeki ay bir şekilde hayatta kalırız peşindeyiz. Halkın çoğu buzdolabı, çamaşır makinesi, cep telefonu, bulaşık makinesi, fırın, televizyon vs. gibi bir eşyası aniden bozulsa, yansa, çatlasa patlasa bilmem kaç bin liralık bu aleti şak diye nakit para ile hemen o ay alamaz, öyle bir alım gücü yok çünkü. Anlayacağın olay akaryakıt değil, zaten akaryakıt pahalıda değil, sadece biz az kazanıyoruz hepsi bu. Bir Alman için ayda 6,000 litre almış veya 5,500 litre almış çok bir şey fark etmez ama biz zaten zorlukla aldığımız yakıttan benzer oranda düşüşü kaldıramıyoruz çünkü her şeyimiz sayı ile, ince hesap ile dönüyor.