BetaHouse adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Evet baktım, hafifçe dövün cümlesine vurgu yapmanız enteresan. Bu arada ben Deistim, o yüzden büyük felaket madde bilmem kaçıncı maddeyi maalesef uygulayamayacağım. Bu sebeple ek fayda göremeyeceğim için üzgünüm. Benimde size naçizane tavsiyem Bülent Ersoy gibi garip garip kelimeler kullanmak yerine herkesin anlayacağı kelimeler seçerseniz belki yazılarınızı bu kadar garipsemezler. 13 yıldır bu forumdayım ama ilk defa başka bir dilden translate ile çevrilmiş ama bazı kelimeler düzeltilememiş tadında gariplikler olan bir yazı şekli görüyorum.



Öncelikle Mehmet Okuyan gibi birini kaynak almanın çılgınlık olduğunu düşünüyorum. Maalesef videoyu sonuçta siz gönderdiğiniz için dinledim, bu vatandaş bildiğiniz uyduruyor. Mekke'de zulüm görmek diye bir şey zaten söz konusu bile değil, yıllardır söylenen en büyük yalan budur. 610-622 arası İslamiyetin ilk 12 yılı Mekke'de geçmiş ve benim hatırladığım kadarı ile sadece yaşlı bir adam öldürülmüştür Müslüman olduğu için, onun dışında 2. bir isim varsa bilen yazarsa sevinirim tabi yeni bir bilgi edinmiş olurum. O sırakar Mekke de en büyük söz sahibi zaten Peygamberin amcası Ebu Talib ama onun ölümü ile işler değişmeye başlıyor. Koskoca Mekke ahalisi istese 12 sene boyunca başta Peygamber olmak üzere isteseler tüm Müslümanları katledebilirlerdi ama yapmadılar, zaten çoğu akrabaydı ve komşuydu herkes birbirini tanıyordu, Ebu Leheb'in 2 oğlu Peygamberin 2 kızıyla evliydi. Hicret zamanı 12 yılda toplam Müslüman sayısı 80-108 arasıydı, dediğim gibi isteseler Mekkeliler için zor olmasa gerek. Sonralıkla hem Maide 32. ayet hem Enam 151. ayetin en başında ne diyor? İsrailoğullarına şunu yazdık diyor, tekrar söylüyorum, size diyorum demiyor, ey Müslümanlar demiyor, İsrailoğullarına diyor. Aynı şekilde İsrailoğlullarına tırnaklı hayvan etini de yasakladık yazan ayet var, bu hayvanlara deve de dahil, o zaman İsrailoğullarına kısmını atarsak deveyi haram kıldık kısmını görsek olur mu? Bence olmaz.
Öncelikle yazıma baktığınız için teşekkür ederim , sizden rica etsem ; düşüncenizi o konunun içinde yazarsanız kısa uzun fark etmez değerlendireyim çünkü her ne kadar kendim için de olsa bir emek var o yazıda ; kendim için düştüğüm not yani .

Yazının içinde geçen ibareler TRANSLATE demeyelim çevirme diyelim , sıklık ile yabancı dilde de okuma ederim ama hep Türkçe yazmaya özen gösteririm onun için .

Yazıda anlatılan SOSYAL ENTROPİ dediğimiz unsurun mikro ölçekte birey üzerindeki etkisidir tabi bunu MAKRO ölçekte kültür silsilesi şeklinde de gözlemleyebilirsiniz orası ayrı .
Baskın kültür silsilesi dediğimiz toplumsal hayatı şekillendiren tek unsur haline gelen silsilenin hem makro bazda hem mikro bazda toplumsal yaşantıya etkisidir .

Bu da ister istemez bireyde ve kitlede içsel ve dışsal savunma mekanizmaları türettirir ve ENTROPİ ne kadar şiddetliyse birey o kadar kaynağa yakındır , ENTROPİ ne kadar sönükse birey o kadar kaynaktan uzaktır .

Geleneksel otorite ile Karizmatik otoritenin harman edildiği POPÜLİZM ' de asıl tehlike , ENTROPİ ŞİDDETİ ne yazık ki ve bu şiddette boşalma olduğun da

KOMPULSİYON dediğimiz eylem safhası oluşuyor , Örneğin taciz , darp , tecavüz , ağır şiddet , linç , cinnet vesaire gibi .

Tabi YÜKSEK ENTROPİ bireyde ruhsal bozukluklara da yol açıyor ve bireyi manipüle ederek çıkar elde eden manipülatörlere bağımlı hale getiriyor .

Bu da tabi bireyde ki itaat eğilimine hatta bunu en iyi MİLGRAM deneyinde gözlemlersiniz .

Olayların aslında şu şekilde ilerlediğini gözlemleyebilirsiniz .

Uyaran Uyarıcılar + Dehşet KURAMI + Birey + İçsel Dışsal savunma mekanizmaları + Güdü + Dürtü + SOSYAL KİMLİK TEORİSİ + POPÜLİZM + EYLEM

Gibi .

İsterseniz düşüncelerinizi yazımın olduğu konuya da atarsanız müteşekkir olurum .