Devlet Kutsaldır, Allah Devletimize Zeval vermesin, Devlet Devlet Devlet.
Şimdi paylaşacaklarım Türk toplumunun 2000 yıllık Devlet anlayışının nereden nereye geldiğiyle ilgilidir.
Hiç bir siyasi yanı yoktur. Objektif bir değerlendirmedir ve kişisel görüş içerdiği için ispata vs de gerek yoktur.
Yazılanlara katılmayan arkadaşlardan ricam konuyu sabote etmek yerine anlayarak yavaş yavaş 2. kez okumanızdır.
Öncelikle en basit olarak Devlet nedir?
Devlet belli bir toprak sınırı içerisinde kimsenin hükümdarlığı altında bulunmayan bireyler tarafından oluşturulan en geniş örgüttür. Bireyler topluluğu yani millet varsa devlet vardır, devletleri kuran sihirli bir güç bir hanedan bir aşiret vs olamaz. Farklı ve Hür bireylerin bir arada yaşayabilmek ve bu yaşantının kurallarını işlemesini yürütülmesini sağlamak için oluşturulmuş bir organizasyondur devlet. Kuruluş amacı itibariyle de devlet kutsal falan da değildir, ama devletleri kutsal yapan bir çok unsurla birlikte ( Bizim kurtuluş savaşımız gibi) devletler saygı duyulan, kararlarına uyulan ve güven duyulan bir organizasyon olmuştur tarih boyunca. Kısaca bir devleti kutsal yapan o devleti kuran milletin devletine verdiği değerle alakalıdır.
Bu nedenle gelişmiş ve uygar toplumlarda devlet milleti kutsal sayar, Tıpkı Mustafa Kemal ATATÜRK gibi, Türkiye BÜYÜK MİLLET Meclisi diyerek milleti büyük sayarlar. Devletler milletlerin varlıklarını devam ettirme amacıdır modern toplumlarda. Baskı ve otorite ile yönetilen toplumlarda ise devlet varsa millet vardır, yaşamak amacı bile devlete hizmet etmek ve onun için ölmek gibi kavramlar üzerine kuruludur. Dikkat ederseniz Türk milleti kurtuluş savaşında canını osmanlı devleti için değil Bağımsız ve Hür Türkiye için feda etmiştir. Orta Asya dan bu yana Türk toplumlarında devlet adaleti, gücü ve büyüklüğü ile milletiyle var olurken Osmanlı hanedanı ile birlikte millet padişahların kulları olmuş ve padişah ile hanedanın bekasından gayrı hiç kimsenin derdi ile dertlenilmemiştir. En son Vahdettin kaçarken bile kendi canını kurtarmak için vatanı düşmana teslim edecek kadar ileri götürmüştür bu saltanatı.
Bu nedenledir ki Devlet Büyüğü diye bir kavramda yoktur, Büyük olan Türk milletidir, devlette çalışan herkesin görevi de bu millete hizmet etmektedir. Düşünün karşı komşunuz Ali efendi her gün kahvede tavla oynuyorsun adamı yeniyorsun tavlayı koltuk altı yapıp yolluyorsun. Komşun arkadaşın dostun, adam gidiyor bir şekilde siyasete giriyor milletvekili seçiliyor sonra bakan oluyor vs. Sonra bir gün bir yerde karşılaşıyorsun, sana hizmet etmesi için temsilci seçip görev verdiğin kişi, senden hiç bir üstünlüğü olmadığı gibi sana karşı da adaletle ve hizmetle sorumlu olan kişi senin büyüğün oluveriyor. Karşı komşu Ali bey olmuş devlet büyüğü artık ne seni tanır ne de başkasını, yanına 10 adım bile yaklaşamazsın. Niye büyüdü çünkü, büyük oldu artık. Tabi bunlarda maalesef geri kalmış toplumlarda sıklıkla görülen durumlar. Örnek Almanya gibi Avrupa'nın 1 numaralı gücünü 16 sene yöneten Merkel evinden çıkıp yürüyerek Başbakanlık binasına gidiyor her sabah, polis yok koruma yok konvoy yok yanında 1 yardımcısı ve 1 danışmanı Başbakanlığa yürüyor. Sokak sanatçısı bir kadın kaldırımı kapatmış keman çalıyor, Merkel kaldırımdan inip yoldan yürüyor kadının orada müzik çaldığını görünce, tam kadının önünden geçerken kadın Hay Merkel diye sesleniyor oda kadına dönüp el sallıyor Hay diyor ve gülümseyip devam ediyor. İşte bu tablo milletin büyük olduğu devlet görevlisinin de o millete hizmet ettiği tablodur. Onun dışında devlet büyüğüne hakaret diye yasalarına suç maddesi ekleyenler bunu zaten anlayamazlar.
Kıssadan hisse millet varsa devlet vardır, devletleri var edenler milletlerdir, bir devleti kutsal yapanda yücelten de milletidir, bir devlet ne kadar adil ve ne kadar koruyucu olursa milleti nezdinde de o kadar kutsal ve büyük olur.
Allah Türkiye Cumhuriyeti Devletimize de zeval vermesin çünkü bu Devleti bizler kurduk, ne kadar yanlış yapanlar olsa da bu devlet bizim asla vazgeçmeyiz.