Herkesin düşüncelerini ; iyice okuduktan sonra şöyle bir elden geçiriyorum , Ama bu arkadaş ; diğerlerinden çok farklı .
Her cevabında yazısında size bir şeyler katıyor ve hayran kalıyorsunuz . Gerçekçi ve ölçülebilir ; olgulara göre öyle nokta tespitler yapıyor ki şaşıp kalıyorsunuz .

Şu yazısını gördükten sonra düşündüm ; Çıkarımda bulundum örneğin :
  • Sınanmadan konuşmamak lazım ; vatanseverim naraları atmadan önce . Örneğin ben bedelli yapacak paraya sahiptim , Ödev diye yapmadım ve gittim askerlik dairesine başvurdum . Bahtsız bedevi misali ; Usta birliği doğuya çıktı . Ne çarşı izni ne bir şey üstüne bir de bütün izinleri kullanıp ailemin yanına dönmek zorunda kaldım bu yüzden dolayı . SAÇIM KISA olduğu içinde ; temkinli olmak durumundaydım . Her insan askerlik yaptığı yeri görmek ister elbet ama iki üç parça bir şey için ve bir de yemek yiyeyim diye ; diken üstünde insanların sert bakışlarına maruz kalarak fazla da dikkat çekmeyecek bir şekilde bir kaç kelime de KÜRTÇE konuşarak ( Türk'üm ama Kürt arkadaşlarımdan biraz Kürtçe öğrenmiştim ) ; daha önceden konuştuğum bir taksiciyle telefonlaşıp birliğe teslim oldum . Komutanımı da o zaman ne yaptığımla ilgili ayrıntılı açıklamada bulunarak ; savunma vermiştim .

    Bu kadar diken üstünde askerlik yaparken ; birliğimize yeni asker gelmediğinden ve birlikteki arkadaşların sürekli hasta olmalarından dolayı ÇAVUŞ olarak sınır boyu nöbetler tutardım ; çünkü diğer arkadaşlar haddinden fazla kalıyorlardı nöbette . Onları götürür getirir doldur boşalt yaptırır ; bazı zamanlar Çavuş kolluğunu bırakır bir sonraki nöbet değişimine kadar yazıcı şucu bucu ile birlikte nöbet tutardım . Bu günlerin birinde bir fırtına oldu .

    Rüzgar ağaçları dahi devirdi , Biz sınıra kadar hareket edemez ve uçar gibi haldeydik ; Yağmuru şusu busu çamuru . İnisiyatif bende olduğu için ; nöbet yerinde mahsur kalan askerler istirahat etsin diye devam ettim . Sınır kulelerine ulaştığımız da üstümüz başımız perişan donar haldeydik . Daha önceden benle yürüyen askerlerden bir tanesine ortadaki patikadan ; bir kaç km yürüyerek yakındaki yerleşkeye gitmesini söyledim bu sayede araç yakalayıp birliğe dönebileceklerdi .

    Devriye aracı yakaladıklarını gördüm ; artık birliğe gidebileceklerdi . Yarım saat sonra hava o kadar şiddetlendi ki ; Telsizden Anons geçildi ; hiçbir araç yola çıkmayacak ve hiçbir değişim yapılmayacak diye . Yüzbaşının postacısı diyelim ( Yazıcısı ) ara tertiplerdendi ve hiçbir şey bilmiyordu yeni olduğundan ( Kar maskesi yoktu onda ) ; ben de telsizi balistik yeleğe asıp balistik miğfer ve kar maskesi ile gece görüşünü de yanıma alarak ; dışarda gözetleme yapmaya ve turlamaya başladım . Rüzgardan gözümü açamaz ve oraya buraya çarpar hale gelince ; Telsizden bizim kulelere kodla haber geçtim içeri girin ve içeriden gözetleme yapın şeklinde . Şartlar çok zor ve sürekli değiştiği için ; İnisiyatif alarak askerlerin üzerinde arama yaptırmıyordum . Nöbet yerlerine yiyecek ve sigara götürmelerine izin veriyor ; Olabildiğince devrecilik ve sıracılığı engellemeye çalışarak iki arkadaş şeklinde nöbet tutmalarını sağlamaya çalışıyordum . Bu şartlar altındayken arkadaş dayanamadı ve ağlamaya başladı ; Komutanı arayacağım gelsin bizi buradan alsın ; Sabaha kadar burada kalamayız ; ben gideceğim şeklinde ; ve çok zor zapt ettim . Üstüne gitmedim veya kötü bir söz etmedim . 2 saat değil sabaha ve öğleye kadar tutacaktık nöbeti . Parkamı çıkarıp üstüne örttüm ; METRO diye bilim kurgu romanım vardı ; Onu verdim böyle böyle rahatlattım . Sabaha doğru araç geldiğinde yarı donmuş haldeydik diyebilirim .

    Bu arkadaş çok sonra ; mangalda kül bırakmamaya başladı , gücünü kullanırdı Yüzbaşı ve Astsubay ile ilişkisinden dolayı , Arkadaşlarını ve askerleri ezerdi kötü muamele ederdi . Hem onunla ve onun gibi sürüyle insanla sürekli çatışmamdan ve artık yılmamdan dolayı ; Kısım Komutanı olarak Nöbetçi çavuş sıfatıyla gece giriş kontrol noktalarından sorumlu olarak geceye geçtim . Askerliğimi orada takımımla birlikte gece boyu giriş ve kontrol noktalarından sorumlu olarak geçirdim .

    Anlayacağınız askerliğim boyunca idealistliğimden ve yüksek fayda anlayışımdan dolayı çekmediğim ızdırap kalmadı diyebiliriz .

    Askerliğim boyunca gösterdiğim yüksek başarıdan ve özenden dolayı Çavuş oldum , Nöbetçi çavuş oldum , Kontrol noktalarından sorumlu oldum , Devriye attım , Değişim yaptım , doldur boşalt yaptım , defter tuttum her şeyi yaptım gerçekten . Nöbetçi çavuş olmadan önce hepsini ayrı ayrı yaptım , Nöbetçi çavuş olduktan sonra hepsini bir arada yaptım . Yanlış anlaşılmasın diplomalı çavuşum yani P.ÇVŞ .

    Gecedeyken sorumlu olduğum ve sürekli takibinde olduğum ve icra ettiğim görevleri sırasıyla yazacağım ; umarım açıklayıcı olur .

    İki büyük ve küçük araç girişinden ve kontrol noktasından , arama ve araç altı kontrol noktasından , Bir tane sınır boyu kuleden , Araç girişi ve çıkışı için ana kontrol noktasından , X-RAY cihazından ve giriş kayıttan , Bir merkez dahil olmak üzere üç ana binadan ( Gece / kantin kapalıdır , Ziyaretçiler için kafe kapalıdır ) , Araç karşılama ve Araç kontrolden , Silahlıktan , Dinlenme yerinden , Mühimmat deposundan , Anahtar dolabından , Doldur boşalt dan ve doldur boşalt yaptırmaktan , tüm teçhizattan ( piller de dahil olmak üzere ) , Bir masam vardı ama o masaya hiç oturamazdım ; sandalyeme oturur ve bir dakika olmadan kalkardım . Rutin aktivitelerim şunlardı .

    Kalk , Arkadaşlarını topla , Araca bindir , Yemek yedir , Girişe götür , İçtima al , Silahlığa git ve teçhizatı dağıt defter tut , Mühimmat deposuna ve sandığına git mühimmat dağıt ve defter tut , doldur boşalt yaptır , düzene sok ve değişime başla ve yaptır , kantin ihtiyaçlarını ve bilimum ihtiyaçları karşıla ve ayarla , her on beşinci dakika da veya kırk beşinci dakika da devriye at ve kontrol et .

    Sabaha doğru ; tüm teçhizatın ve demirbaşların her şeyin kontrolünü ve sayımını yap ve içtima kağıdı yaz , Örneğin : Kaç tane balistik yelek var , Kaç tane balistik miğfer var , Kaç tane kurşun var , Kaç tane yağmurluk var , Her şey ne kadar kontrol noktalarında ne kadarı depoda sandıkta .

    Son değişimden gelecek olanlarla birlikte bir görev dağılımı oluştur ; Binaların temizliği , Kim nerede ve hangi görevde olacak , Örneğin : X-Ray cihazında şu kişi duracak , Kayıt girişte şu kişi duracak ; Araç kontrolde şu kişi duracak ; gibi gibi .

    Sabah giriş çıkış başladığında ; Saat 10.30 / 11.00 ' a kadar ; tüm giriş ve çıkışlarda araç arama gözetleme denetleme her şey devam ve en son gelen Uzman Çavuşa devret .

    Arkadaşlarını al ve onları kahvaltıya götür ve oradan birliğe istirahate geç ve Akşam altı da tekrar işbaşı .

    Bu süreçte örneğin sınandığımı ve bu görevleri başarı belgelerini alarak sınandığımı düşünüyorum , ama sürekli mangalda kül bırakmayan ; nöbet kulesinde ki o arkadaşlarım gibilerden süreğen bir şekilde baskı ve taciz dışlama gördüm . Askerliğim boyunca da çekmediğim dert cefa kalmadı .

    Askerden geldim memleketime ; Mangalda kül bırakmayan vatanperver arkadaşlarımız tescilli olarak sınandığım ve onandığım tartışmasız ve kesin bir şekilde belli olmasına rağmen ; benimle alakalı aşağılayıcı ve küçük düşürücü ifadelerle harmanladıkları tavırlarını bana karşı sergilemekten geri durmuyorlar hiçbir zaman ve onlar ne bir sınanmaya ne bir onama sahip değiller .

    Açıkçası bu kadar onanmış ve sınanmış belgeleriyle kesin ve tartışmasız bir şekilde ; bu arkadaşlarınızı böyle sırf size aykırı gitti diye ; amiyane tabirle köpeğin bir tarafına sokarsanız ?

    Yarın bir gün ihtiyaç olduğunda ve vatanperver naraları atanlar kaçışmaya başladığı zaman , onlar neden harekete geçsin ? Bu kadar da üzerlerine gelmenize rağmen diye düşünmemiz gerekmez mi ?
"digiklan" adlı üyeden alıntı:
Rusya Türkiye'ye saldırsa sonuç Ukrayna'dan farklı olmaz sadece daha uzun sürer.
Ekonomik kriz kokusu alınca tüm mal varlıklarını yurt dışına kaçıran insanların vatan için savaşacaklarını düşünmek hayal perestliktir.
Milli Mücadele döneminde çok fazla firar yaşanmıştır sadece Sakarya Savaşın'da ordunun neredeyse %10 u firar etmiştir.
Toplam firarlar 50 bine ulaşınca Atatürk İstiklal Mahkemelerini kurdurmuştur.

Son olarak bu savaş 15 temmuzda kendi askerinin önüne çıkmaya benzemez.
1 tankı 1 milyon insan bir olup durduramazlar bir tank 1 milyon insanı teker teker çiğneyip kıyma yapar.

Yani elbette cesaretle mücadele edenler olacaktır.
Ama kaçanlar da tahmin edilenden çok olacaktır.
Hatta bugün ben şöyle vatanseverim böyle vatanseverim diye savaş naraları atanların bir çoğu da yanında patlayan ilk top mermisinden sonra idrarını tutamayacak hale gelecektir.

Savaş şaka değildir.
Bu stresi kaldırmak son derece zordur.
Hele hele gökyüzüne hakim bir düşmanla savaşmak insanın psikolojisini mahveder.