Aslında hikayeyi herkes biliyor o yüzden çocuğa anlatır gibi anlatalım


1915 tarihli İngiliz karikatürü, Türkiye: Benim olayım bitti William yerimi alabilirsin (Hasta adam tabiri alışık olduğumuz resmi tarih aldatmacalarından biri değil, gerçek)



Osmanlı İmparatorluğu yıkıldı. Yıkıldı yani. Tarihsel gelişim içinde normal bir olay. Devletler kurulur ve yıkılır. Osmanlı’da kendinden önceki birçok Türk devleti gibi kuruldu, hükmetti ve yıkıldı..
Sevr Antlaşması vardı bildin mi


Fransa’nın başkenti Paris’in 3 km batısındaki Sevr (Sèvres) banliyösünde bulunan bir Seramik Müzesi’nde (Musée National de Céramique) Sevr Antlaşması’nı imzaladık. Bu olay 10 Ağustos 1920’de yaşandı. 90 yıl değil yani. O bile yanlış. Üzerinden 95 yıl geçti.



Çok acı ama çok acı bir olay ve maalesef gerçek




Osmanlı devleti bu şekilde yıkıldı. Bu antlaşmayı Mustafa Kemal Atatürk imzalamadı. Mustafa Kemal o dönemde buna karşı çıkan taraftaydı. O devletin yıkıldığını zaten görmüştü. Bir tek o da değil bütün dünya biliyordu. Sevr zaten sürpriz yumurtadan çıkmadı. Var olan bir gerçeğin belgeye dökülmesiydi. İmzalı falan. Mustafa Kemal Atatürk o dönemler yıkılan imparatorluktan yeni bir devlet kurmaya çalışan ve şu anda içinde yaşadığımız en son kurulmuş Türk devleti olan Türkiye’yi kuran liderdi.
Sevr’e giden ekip


Rıza Tevfik’in Sevr Antlaşması’nı imzalamak üzere Paris Barış Konferansına giden Osmanlı heyetinin diğer üyeleriyle birlikte İtilaf Devletlerine ait bir savaş gemisinin güvertesinde çekilmiş fotoğrafı. Rıza Tevfik resimde fes takmış Damat Ferit Paşa’nın sağında yer alıyor. Solunda ise Maârif Nâzırı Bağdatlı Hâdi Paşa ve Bern sefiri Reşat Halis bulunuyor. (wiki)



Dönemin yöneticileri arasında ilginç bir sima




Bakınız çok enteresan Osmanlıyı fiilen yıkan antlaşmayı imzalayan bir Osmanlı delegesi olarak Fransa’ya giden heyette bulunan Rıza Tevfik Bölükbaşı’dır. Merhum Bölükbaşı son Osmanlı kabinesinde Maârif Nâzırı (Eğitim Bakanı) olarak bulundu. Bakınız bundan çok çok daha enteresan aynı yıl Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası’nın büyük üstâdı oldu. Yani kimilerinin pek hazzetmediği bir kariyer ama kendisi Mason üstadıdır. Fransızca, İngilizce, Almanca, İtalyanca, Latince, İspanyolca, Arapça ve Farsça’yı tırışkadan da değil okuma, yazma ve konuşma düzeyinde bilir. Felsefeye merakı ve yazdığı ciddi felsefi metinler nedeniyle Feylesof Rıza olarak bilinir.
Yanlış anlama olmasın ne Masonlarla, ne Osmanlı’yla bir sorunumuz var. Neden olsun ki. Mesele Amerika’dan Avrupa’ya oradan Japonya’ya hatta Suud’lara kadar herkesin bildiği bir meseledir; ama öyle bir tarih esintisi yaratılıyor ki sanki Sevr hiç olmadı, olduysa da imzalayan Atilla Taş.

Mustafa Kemal Paşa ve Vahdettin




Sevr tasarıydı asla uygulanmadı ya da uygulanamadı. Çünkü Kurtuluş Savaşı denilen mücadele aslında çoktan başlamıştı. Bu noktada Padişah Vahdettin imzaladı mı imzalamadı mı? Antlaşma memlekete geldiğinde oylama esnasından ayağa kalkıp salonu terk etti de, diğerleri o ayağa kalktığı için, ayağa kalktı da, antlaşma o yüzden onaylanmış gibi oldu da vs gibi meseleler o dönemin şura toplantısından beri konuşulur. Ne kadar enteresan.
Sanılıyor ki dert Vahdettin’e ya da Osmanlı’ya kara çalmak. Alakası yok. Yıkılmış devletten yeni bir devlet kuruluyor. Bunun haricinde ister buna tasarı, ister antlaşma, ister iddia kuponu diyelim. Adamlar bir şekilde dünyanın en abartı antlaşmasını önümüze dayamışlar mı dayamışlar.


Mustafa Kemal Paşa anlatıyor


Mustafa Kemal ile Vahdettin arasındaki görüşmeler henüz Vahdettin veliahtken başlıyor. İkili birbirini son derece iyi tanıyor. Mustafa Kemal Paşa’nın dilinden son görüşmelerinde Vahdettin şu sözlerle konuşmaya başlıyor: “Paşa Paşa! Şimdiye kadar devlete çok hizmet ettiniz. Bunların hepsi artık kitaba girmiştir, tarihe geçmiştir. Bunları unutun! Asıl şimdi yapacağınız hizmet hepsinden mühim olabilir. Paşa! Devleti kurtarabilirsiniz!” Ben de “Merak buyurmayınız efendim. Demek istediklerinizi anladım. Emriniz olursa hemen hareket edeceğim ve bana emir buyurduklarınızı bir an bile unutmayacağım.” diye cevap verdim.

Gerçekten de cevap vermiş ve yepyeni pırıl pırıl bir devlet kurmuş. Değerini bilmek lazım. Bilmeyip boş hayallere kapılmak sadece 600 değil, binlerce yıllık Türk Devlet hatırasına ters.


kaynak: https://listelist.com/doksan-yillik-reklam-arasi/