ev ayrı hikaye, araba başka hikaye... araba almakla bitmiyor ki... sürekli vergisi, bakımı, benzini, sigortası... arabayı almıyor resmen kiralıyorsun. bu masrafları karşılayacak sürekli gelirinin olduğuna inanmadan arabayı nasıl kullanacaksın ki ? dersen ki alıp kenara atarım, zaten para akıyor, sorun değil... o zaman olur. dersen aki alıp satarım... o zaman olur.. o konuda da zaten para kazanmayasın diye köşe başları tutulmuş durumda... ev konusunda da benzer şey var. birkaç kere alıp sattın mı biniyorlar tepene... para kazanma yollarını kapatmak için herşey yapılıyor... Bu gün birisi sana doğumgünün diye ferrari hediye etse tekme tokat girişirsin, ben bunu kapının önünde tutacak parayı bile kazanmıyorum diye... almakla bitmiyorki...
ev aldın.... satabilecekmisin ? evet fiyatı artıyor, kağıt üzerinde kardasın ama ya nakite döndürmeye çalıştığında... alan olacakmı acaba ? araba yine daha bir nakite dönebilir birşey. hiçbirşeyin garantisi kalmadı ki...
ev aldın, taksitle.... krediyle... hayatın boyunca ödeyeceksin. ev sahibi olduğunda yaşlanmış olacaksın. araba da öyle aslında... bir de arada ek masraf çıktımı yandın demektir... nişan, evlilik, evliysen çocuk, hastalık, ameliyat... elindeki kaybetmekle kaybetmemek arasında bıçak sırtında yürüyorsun... ev taksidini bitirdiğinde senin de iş hayatın sonlanmış oluyor, kazanabileceğin para azalıyor. taksit ödemekten para biriktiremediğin için mutsuz parasız ve taksit ödemekle geçen hayatını parasız pulsuz üç kuruş emekli maaşı ile geçinmeye çalışarak sonlandırıyorsun. bir de evlendiysen yanında bir başkasını da bu sefalete sürüklüyorsun. çocuğun oluysa söz hakkı bile tanımadan yaşadığın sefalete bir başkasını ortak ediyorsun. daha da sefil oluyorsun. bu coğrafyada kendine temel bir yaşam kuramamışken bir başka yaşamı kuracağına inanıyorsun. evlilik iki ayrı güzel hayatın birleşerek daha güzel bir hayat kurmak için biraraya gelmesidir. sen beraber söylenip taksit ödeyecek ortak arıyorsun.
borç içerisnde olduğun için işveree karşı hakkını arayamıyorsun. başın dik yürüyemiyorsun. ne söylenirse yapmak zorunda kalıyorsun. sesini çıkartmadan köşende oturmaya zorluyorlar seni.özel hayatın da rezil oluyor. televizyonlarda sürekli para harcayan kadın imajı pompalıyorlar ki eşin senden sürekli para harcamanı beklesin. amaç seni borç içerisinde tutmak.
borcun olmazsa konuşursun. refahının artmasını istersin. önce küçük şeylerle başlarsın. daha hızlı internet, daha kaliteli tencere, daha güzel gözteren televizyon. ama bitmez, susmazsın.... sağlık sisteminin iyileştirilmesini beklersin. çalışma şartlarının iyileştirilmesini istersin... bak, Belçika'da 4 gün çalışıyorlar artık... eğer paraya muhtaç olmazsan işverene "gelmiyorum işe ne halin varsa gör" dersin... bu iyi değil. yöneticileri işverenler finanse ediyor, sen değil. senparası eline bile geçmeden alınan bir varlıksın. insan gözüyle bile bakmıyorlar sana... ve bana da...
işte insanlar bunun için fakirleştirilir. sen susup köşende oturasın diye... parası olanlar daha çok kazansın, işverenler daha çok büyüsün, yöneticiler daha çok yemek yiyebilsin diye. vahşi kapitalizm bu işte....
dışarlarda da bu böyle. sakın hayale kapılma... işe girer girmez sana bir hesap, bir kart, bir kreid açarlar. evini arabanı alırsın. daha çok kredi açarlar, ikinci evi, üçüncü arabayı alasın diye... daha büyük televizyon, daha yeni telefon... bitmez, ardı arkası kesilmez... boş içerisinde yaşaman için... ama bir fark var tabii... oralarda hastalandın mı kapında bitiyorlar... iş kuracaksan hemen yanıbaşında on tane farklı kredi teklifi buluyorsun... aile içerisinde bizdeki gibi koca yapsın hatun istesin mantığı yok, zaten anlamazlar bile bu konuyu... çocuğun olursa eğitimi, sağlığı güvence altında... evet, bu şartlarda borçlu doğup borçlu yaşayabillirsin... ama bizim coğrafyada.....
araba alsan bile benzin alamayıp minibüs parası denkleştireceksin. ev alsan aparman aidatından belin bükülecek... bükülecek ki karnını doyurmaya çalışmaktan başka şeyler görmsin gözün. bükülecek ki sesin çıkmasın, muhtaç olasın. bükülecek ki sana verilene hakkın olarak değil de sana verilen bir lütuf gözüyle bakasın...
Gençlere kolaylık... yok bol şans diliyorum. yoksa başka türlü çıkamazlar bu balçık kuyusundan...